Soldan sağa, ideolojik yelpazede devleti eleştirmek moda olsa da entelektüelin devletin açısından da bakabilmesi gerekir. Eğer bir toplumsal hareket insanın temel hak ve özgürlükleriyle ilg
İnsanın içinde bulunduğu genel durum çok da iyimserlik gerektirmiyor. Ülkemiz düzleminde baktığımızda huzursuzlukların sonuçlarını görebiliyoruz. İstanbul Sözleşmesi denen saçmal�
Beşşar Esed rejimi güçleri, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi içerisinde yer alan Batı Halep'te 9 yıl aradan sonra ele geçirdikleri ve nüfusu zorla göç ettikleri yerleşimlerde sivil meza
İçimizde tek bir ağaca bile tahammül edemeyenler, onu görmeyip geçenler var. Arabasına park yeri açmak için “Ulan bir gece şu mereti deviriversem ne lazım gelir” diye düşünen maganda
Sovyetlerin yıkılmasıyla, geçmişte etkin olduğu Ortadoğu, kısa bir süreliğine, Rusya’nın dış siyasetindeki öncelikleri arasındaki konumunu yitirdi. Toparlandıktan sonra da dış siya
Ahalisi tehcir edilmiş, yakılıp yıkılmış, neredeyse taş üstünde taş kalmamış bir şehri bombalayarak düşürdükten sonra, kabirlere bile saldırmak, herhalde belli bir zihnî altyapı v
İnsan neye layıksa kader planında da ona yönlendirilirmiş. Burası dünya, insan nereye varsa varamadığı yerdedir. Ne olacak bu yolun sonu nereye çıkacak dediğin anda hemen akla gelen, tela
İstanbul'da, Silivri açıklarında meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki depremin ardından ileri tetkik çalışmaları tamamlanan 8 okulun yıkılacağı bildirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Binlerce yıldır olduğu gibi bugün de dünya barışının anahtarı Kudüs'tür. Barış çınarı Kudüs de yıkılırsa bunun altında tüm dünya kalır." dedi.
Kudüs İslam’ındır. Telaviv de işgal edilmiş bir İslam toprağıdır. Siyonist İsrail’in başkenti de cehennemin dibidir… O halde yıkılsın dengeler, kahrolsun uzlaşmacı ve iş birlik
Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem, dikkatleri bölgeye çekti. Elazığ ve Malatya bölgesi 1513’ten itibaren en büyüğü 7.4 olarak tahmin edilen çok sayıda yıkıcı d
ABD ve Çin arasındaki ticaret “savaşları” olarak isimlendirilen söz konusu ticaret görüşmeleri ya da yeniden düzenlemesi, içinde bulunduğumuz dönemde hem Ortadoğu coğrafyasını hem
Ölümle, sürgünle, asimileyle, tecavüzle neticelenen Hristiyan politikasının getirdiği yıkım, şüphesiz hâlâ acı bir hâdise olarak hatırlanmaya devam ediyor. Endülüs’te sürgüne gi
Entelektüel vicdanı, aydın namusu vs. Bunların nasıl bir şey olduğunu düşünürken, aklıma, İsmail Kara hocamızın dört yıl önce yaptığı bir konuşma geldi. Kara"ya göre, "Batı Avr
Osmanlı’yı, Rumeli ve Anadolu üzerinde iki ayağı üstünde duran bir insana benzetirsek, 1913’te Rumeli anavatanının kaybıyla devlet daha fazla yaşayamamış ve 1922’de yıkılmıştı.