Sosyal Medya

Siyonizm Tehlikesine Dikkat Çeken Aydın: Yaşar Kutluay



Birçoğumuz bu ismi duymadık bile. Bazılarımız belki aşina olarak tanımlamaya, bazılarımız ise rahmetle hatırlamaya çalışırız. Yaşar Kutluay'ı tanımak için aslında 1960'lara gitmek gerekiyor. 1960'lı yılların bölgesel konularını, ülke içindeki gelişmeleri de biraz bilmek gerekiyor. O dönemin şartlarını bilmeden Yaşar Kutluay'ı tanımak da mümkün değil.

Ülkede çok partili hayata geçilmiş, darbe yapılmış, dinî eğitimdeki baskılar azalmış gibi, NATO üyesi olmuş, işgal rejimi İsrail'i resmen tanımış bir Türkiye var. İdeolojik hareketlerin sağ ve sol olarak tanımlanarak toplumun kutuplaşmaya doğru hızla ilerlediği dönem. Bu dönemde İslamcı kitleler kendilerine yeni yeni yer edinmeye, kimlik edinme çalışmaları içinde; bir yandan siyasi, bir yandan akademik çalışmaları dikkat çekiyor. Hatta İslamcılar, muhafazakârlar, milliyetçiler aynı grup içine tanımlanıyor. Sağ kesim olarak ifade ediliyor. Ama daha çok da Kur'an merkezli çalışmalar yapılıyor. Kur'an merkezli olduğu kadar sosyal ve siyasi, toplumsal duyarlılık da güçleniyor. Bölgesel, küresel oyunların tarihî arka planlarına dair araştırmalar dikkat çekiyor.

İşte bu çalışmalardan biri de Yaşar Kutluay tarafından yapılıyor.

Yaşar Kutluay, Siyonizm ve tehlikeleri üzerine yaptığı çalışmalarla, Türkiye'de olduğu kadar işgal rejimi İsrail'in de dikkatlerinden kaçmıyor. Ankara'daki işgal rejimi İsrail'in büyükelçisi Yaşar Kutluay'ın çalışmalarını yakından takip etmeye başlıyor.

İşgal rejimi İsrail'in dikkatini çekecek Yaşar Kutluay ne yaptı? Ve kim bu Yaşar Kutluay?

1931 Mersin Silifke doğumlu, Türkmen bir ailenin evladı olarak dünyaya gelir. İlk ve orta okulu Silifke ve İçel'de okur. Ardından lise için Ankara'ya gider. Ankara, Yaşar Kutluay'a yeni ufuklar açar. Bir yandan dönemin Türkiye'sinin dinî ve sosyal hayatı, diğer yandan siyasi ve toplumsal çalışmalar, Yaşar Kutluay'a "Ülkeme, halkıma, dinime daha iyi hizmet edeyim" hedefini yerleştirmeye sebep olur.

Yeni açılan Ankara İlahiyat Fakültesi'ni birincilikle bitiren ilk mezunlarından olur. Akademik kariyerine devam etmek için aynı fakültenin İslam Mezhepleri Tarihi kürsüsünde asistan olur. Hüseyin Atay'la Kur'an-ı Kerim'i tercüme eder. İslam mezhepleri tarihi üzerine araştırmalar yapar. Arapçasını geliştirmek amacıyla Irak'a gider. Kerküklü Türkmenlerin yaşantısıyla yakından tanışır. Bağdat'ta bazı siyasi olaylara tanık olur. Irak'taki siyasi ve sosyal karışıklıklar sebebiyle 1959'da Irak'tan ayrılır.

İlmî araştırmalarına ağırlık verir. Sadece İslam mezhepleri üzerinde çalışmanın yeterli olmadığını, bölgeyi etkisi altına alan Yahudilik üzerine de çalışmalar yapılması gerektiği sonucuna varır. Bunun için Yahudilik mezhepleri, Siyonizm konularında araştırmalara başlar. Çalışmalarının ilmî temele oturması için İbranice öğrenmesi gerektiği sonucuna varır. 1961 yılında Kudüs İbrani Üniversitesi'ne gider; hem araştırmalarını yapar hem İbranice öğrenir. 1964 yılına gelindiğinde İslâm Mezhepleri ile Yahudi Mezhepleri ve Mukayeseleri adlı teziyle doçent olur. 1966 yılında ise akademik çalışmalar kapsamında bir yıllığına İngiltere'ye gider. İngilizcesini de geliştirir. Yahudiler ve Siyonizm üzerine geniş kaynaklarla döner ülkeye.

Boş durmaz, Yahudilik üzerine çalışmalarını Siyonizm merkezli yapmaya çalışır. Bu çalışmaları sırasında Siyonizm teorisyenlerinden Theodor Herzl'in hatıralarının bilinmeyenlerini "Siyonizm Tehlikesi" başlığıyla Türkçeye tercüme eder. Türkiye toplumunun dikkatlerini Siyonizm tehlikesine çekmek ister. Bu çalışmalar, sadece Türkiye toplumunun dikkatini çekmekle kalmaz, Siyonist rejimin bölgedeki uzantılarının da dikkatini çeker. Ankara'daki Siyonist rejim büyükelçisinin etkisi altına girmiştir bir kere Yaşar Kutluay.

Kur'an-ı Kerim'in düşünce ufkundan yola çıkarak siyasi ve sosyal olarak Siyonizm'in bölgesel ve küresel tehditlerine ışık tutan yazılar kaleme aldığı gibi araştırmalarını da bu yönde yoğunlaştırmaya başlamıştı.

Siyonizm'in bölgesel ve küresel tehdit ve tehlikeleri kadar, ülke içindeki misyonerlik faaliyetlerinin de toplumdaki etkilerine dair kaygılarını ve endişelerini dile getirmeye çalışır.

O dönemde Kıbrıs sorunu da gündemdedir. Kıbrıs'taki Rumların çalışmalarıyla işgal altındaki Filistin'deki Siyonistlerin birlikte çalıştıkları da oluyordur. Ortak çıkarları vardır. Ortak hedefleri vardır.

Yaşar Kutluay, kendisinden habersiz yapılanların farkında değildir. Kendisinin takip edildiğinden de haberi yoktur. Profesörlük için akademik çalışmalarını da sürdürmektedir. Bu çalışmalar kapsamında her yıl gittiği memleketi Mersin Silifke sahillerinde birkaç arkadaşıyla sahilde balık avlamaya açılır. Bu açılım Yaşar Kutluay'ın son izleri olur. Kendisinden bir daha haber alınmaz. O günün medyası, Siyonist İsrail terör örgütü MOSSAD tarafından kaçırıldığı, öldürüldüğüne dair haberler yapar. Haberlerde, Kıbrıs'taki Rumlarla işbirliği yapılarak MOSSAD tarafından kaçırıldığı da ileri sürülür. Ama 1969 yazı, Yaşar Kutluay'dan haber alınmayan yıl olur.

Siyonist izler taşıyan bir karanlık kayıp daha yaşanır.

Düşmanın ve yarattıklarının şerrinden emin olunmak dileğiyle.

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.