Sosyal Medya

Makale

Herkesin Bildiği Ama İdrak Edemediği Kötülük

Siyonizm...

Herkesin adını duyduğu ama çok az insanın mahiyetini kavrayabildiği bir şer odağı.

Ekseriyetle Siyonizm’in doÄŸurduÄŸu sonuçları, gözle görülür yıkımlarını konuÅŸuyoruz.

Onun asıl işlevini, görünmez çarklarını ve dünyayı bir örümcek ağı gibi nasıl kuşattığını konuşanlarımız çok az.

Siyonizm belası denince akıllara ilk olarak haklı bir öfkeyle Gazze ve Filistin geliyor. Ne var ki İsrail, bu küresel bataklığın ürettiği belalardan sadece biridir.

Siyonizm’in dünyaya yaydığı diÄŸer ÅŸerler, emin olun Gazze’de yaÅŸanan o can yakıcı zulümden daha az tehlikeli deÄŸildir.

İşgal edilen sadece Filistin toprakları değil; istisnai birkaç ülke hariç neredeyse ekonomisini, siyasetini, bürokrasisini, medyasını, diplomasisini bir şekilde kuşatmadığı/etkilemediği ülke yok.

Bu yapının hedefinde sadece devlet mekanizmaları da yok.

Sinema perdelerinden televizyon ekranlarına, sosyal medya algoritmalarından akademik düzene, okul müfredatlarından moda ve popüler kültüre kadar her araçla doÄŸrudan “bireyi” hedef alıp kuÅŸatıyor.

Düşüncelerimiz, beğenilerimiz, giyim kuşamımız, zevklerimiz ve hatta neyi modern, neyi geri kalmış bulacağımız bile bu görünmez el tarafından belirlenmeye çalışılıyor.

Ve maalesef, bugünün dünyasında bu bataklıktan sıçrayan pislikle kirlenmemiş kimse neredeyse kalmadı.

"Siyonist" denildiğinde aklınıza kim geliyor?

Muhtemelen fanatik ve azgın Yahudiler, değil mi?

Yanılıyoruz. Onlar, bu devasa şer piramidinin perde önündeki belki de en az şerli olanlarıdır.

Kimin “İlluminati”, kimin “Tapınak Şövalyeleri” veya baÅŸka ezoterik adlarla tanımlamaya çalıştığı, dünyanın en zengin ailelerinin içinden çıkan azgın bir güruh, Siyonizm’in asıl beynini oluÅŸturuyor.

Sanılanın aksine bunlar dindar Yahudi filan değiller.

Derin ezoterik inançları, gizemli ritüelleri olan ve tıpkı tarihteki Firavunlar gibi kendilerini yeryüzünün yarı tanrıları gören kibirli ve azgın bir azınlıktan bahsediyoruz.

Asıl Siyonistler bunlardır. “Emperyalist” olarak da adlandırmak mümkün ama Emperyalist tanımı eksik kalır. Çünkü Siyonizm, Emperyalizm’i kapsar ama Emperyalizm Siyonizm’i kuÅŸatmaz. 

Hikâyenin aslına bakarsak; Siyonizm ilk baÅŸlarda Babil ve Roma sürgünlerinin ardından Kudüs’e dönme hayali kuran Yahudilerin masumane ve kendi içinde anlaşılır bir özlemiydi.

Fakat 1800’lü yılların son çeyreÄŸinde, dindar olmayan seküler Yahudiler sahneye çıktı ve bu dini özlemi siyasi bir kaldıraca dönüştürdü.

1897 tarihlerinde Theodor Herzl baÅŸkanlığında toplanan I. Siyonist Kongre, Siyonizm’in dini bir söylemden siyasi bir doktrine evrildiÄŸi kırılma noktası oldu.

Rothschild, Rockefeller, DuPont, Hirsch, Warburg ve Schiffgibi çoÄŸunluÄŸu Yahudi olan küresel sermaye hanedanları bu Siyasal Siyonizm’e ellerindeki tüm finansal güçle destek oldular.

Görünürdeki amaç, mazlum(!) Yahudilerin Kudüs’e dönmesiydi. Ancak perde arkasındaki asıl gaye; bu hareket üzerinden mevcut krallıkların, imparatorlukların zincirlerinden kurtulmak, dünyanın yer altı ve yer üstü kaynaklarına hükmetmek ve devletler üstü bir tiranlık kurmaktı.

Yani tabandaki dindar Yahudi kitle, kutsal topraklarda bir devlet kurma hayaliyle oyalanırken, tepedeki elitler onların bu inancı üzerinden tüm dünyanın ekonomik ve jeopolitik güç noktalarını ele geçirmenin planlarını yapıyordu.

I. ve II. Dünya SavaÅŸlarının arkasındaki finansal ve siyasi ayak izleri incelendiÄŸinde bu ailelerin (Siyonizm’in) etkisi herkesin malumudur.

Savaşların ardından inşa edilen "Yeni Dünya Düzeni" kapsamında kurulan BM, IMF, Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası yapıların kontrolü de yine bu odakların eline geçti.

Bugün ülkeler, kendi egemenlik haklarını bu küresel kurumlar ve imzaladıkları uluslararası bağlayıcı antlaşmalar üzerinden farkında olmadan bu güce devrediyorlar.

Küresel çapta CFR (Council on Foreign Relations), Bilderberg Grubu, Trilateral Komisyon ve Davos (Dünya Ekonomik Forumu) gibi organizasyonlarla üst düzey iş insanlarını, siyasetçileri ve akademisyenleri kendi saflarına devşiriyorlar.

Yerelde ise Mason Locaları, Lions ve Rotary gibi kulüplerle bu ağın kılcal damarlarını toplumlara zerk ediyorlar.

Eğitimden sağlığa, ordudan medyaya, ekonomiden sanat dünyasına kadar uzanan bu müdahale ağı, iki binli yıllara girerken nihai hedefini de açıkça ilan etti: Küresel Dünya Devleti.

Sınırların anlamsızlaştığı, ulus devletlerin tasfiye edildiği ve tamamen uluslararası protokollerle yönetilen tek merkezli bir dünya...

Siyonist yapı tam anlamıyla bir piramidi andırır:

Piramidin Tepesi (Beyin Takımı):Tüm Siyonist yapının milyonda birden bile az olan küresel hanedanlar ve karar vericiler.

Orta Katman (%1’den az):Siyonist Yahudiler ve onların yüksek maaÅŸlı, sadık bürokratik memurları.

Piramidin Tabanı (%99,9):İşte en acı tablo burasıdır. Bu devasa taban, ruhunu, yeteneğini ve kalemini bu sisteme satmış gönüllülerden oluşur.

Bir makam koltuğu, bir distribütörlük, prestijli bir ödül ya da bol akçeli bir ihale umuduyla bu şer çarkına su taşırlar.

Bu gönüllüler veya memurlar; bazen bir General, MüsteÅŸar, Bakan, Genel Müdür, bir iri TV’nin Anchormanı, bir STK yetkilisi, bir TÜSİAD üyesi, popüler bir Sanatçı, bir Profesör… olarak hayatımızın merkezindeler.

Bugün pek çok ülkede "devlet baÅŸkanı" veya "baÅŸbakan" olarak caka satan figürlerin önemli bir kısmı, aslında Siyonizm’in o ülkeye (bir ÅŸekilde) atadığı/seçtirdiÄŸi CEO’lardan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir.

Netice itibarıyla; Siyonizm kendi ikbali, kendi konforu ve tanrısal egosu için tarih boyunca milyonlarca insanı katletti, bugün de katletmeye devam ediyor. Bu yapı insanlığın kanıyla, gözyaşıyla ve gasbedilen alın teriyle beslenmektedir.

Çok net bir hesap var: Siyonizm’in mutluluÄŸu ve huzuru, insanlığın mutluluÄŸu ve huzuruyla ters orantılıdır.

Onlar ne kadar büyürse, insanlık o kadar küçülecek; onlar ne kadar huzurlu olursa, insanlık o kadar acı çekecektir.

Tam da bu yüzden, yeryüzünde "ben insanım" diyen, insani değerleri, adaleti ve vicdanı savunan her bireyin, bu küresel şer mekanizmasının farkına varması ve onunla kendi imkânları nispetinde mücadele etmesi, insanlığa karşı en büyük borcudur.

Veysel TEPELİ

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.