Özel / Analiz Haber
Mehmet Beyhan: Kavramlar Savaşı
Adından da anlaşılacağı gibi kavram, kavramaktan gelir. Nasıl ki sayılar olmadan matematikçiler sayı ilmini ortaya koyamıyorlarsa, mantıkçılar da kelimelerin yardımı olmadan mantığı ortaya koyamazlar. Bu bakımdan kavramlar, düşüncenin yapı taşlarını oluştururlar. İnsanlar, kavramlar ile düşünür, kelimelerle konuşur. Yani kavramları üretenler, aynı zamanda düşünceleri şekillendirirler. Toplumda algı oluşturmanın temel taşı kavramlardır.
Kavramlar, olumlu ve olumsuz olarak ikiye ayrılır ve işaret ettikleri ‘’şeylerin’’ niteliklerini bildirir. Bu bakımdan kavramları, kimin nasıl tanımladığı oldukça önemli bir konudur.
Bu bağlamda ‘’İslami terör’’ kavramı, batının İslam ve Müslümanlar aleyhinde olumsuz bir algı oluşturmak için, bilinçli olarak kullandıkları bir kavramdır. İslam ile terör yan yana kullanılarak toplumda Müslümanları ‘’terörist’’ olarak algılanmasını sağlamak istiyorlar.
Batı medyası, Nijerya’daki Boko Haram terör örgütü ile ilgili ne zaman Haber yapsa ‘’İslami Terörist’’ kavramını kullanır. Hâlbuki, Nijerya’nın petrol kaynaklarını hangi ülkeler sömürüyorsa, Boko Haram, onların terör örgütüdür. Mübarek İslamın değildir.
Batı, tarih boyunca kendisi gibi olmayanları sürekli ötekileştirmiştir. Soğuk Savaş döneminde Batı’nın ötekisi komünistlerdi. Sovyetler Birliği çökünce Batı’nın ötekisi Müslümanlar oldu. Şimdi buna Çin de eklenmiş oldu. Batı, sürekli ‘’öteki’’ ile savaş hâlindedir ve savaş çok yönlüdür. Kavramlar savaşı bunlardan biridir. Kavramlar savaşı, aynı zamanda ideolojik bir savaştır. Kullanılan kavramların hangi bağlamda kullanıldığı zihinlerinin arka planındaki asıl amaçlarını yansıtır.
Yukarda da ifade ettiğimiz gibi, ‘’İslami Terör’’ kavramının seçimi, siyasi ve psikolojik amaçlar taşır. Çünkü ‘’İslam’’ bir kimliğin adıdır. ‘’Terör’’ ise, tüm dünyada olumsuz bir fiili ifade eder. Bu iki kelime bir araya geldiğinde, insanların bilinçaltına ‘’İslam eşittir terör’’ gibi bir algı oluşur. Böylece suç, bireylerin eylemlerinden çıkıp dine mal edilir.
Avrupa’daki Nazilere kimse ‘’Hıristiyan terörist’’ demiyor. Amerika’da 19. yüzyılın ortalarında ortaya çıkan, ırkçı, beyazların üstünlüğünü savunan ‘’Ku Klux Klan’’ın siyahlara karşı işlediği katliamlardan dolayı kimse ‘’Hıristiyan terörist’’ demiyor. Ancak İŞİD, Boko Haram ve benzeri örgütler söz konusu olunca hemen ‘’İslami Terörist’’ damgasını vururlar.
Evet, günümüzde özellikle emperyal güçler, insanların zihinlerini şekillendiren kavramların anlamı üzerinden bir mücadele yürütüyor. Yani savaş sadece silahlarla değil, kelime ve kavramlarla da savaş veriliyor. Kavramlar savaşının cephe hatı zihinlerdir. Onun için kavram bilinci, sadece dilsel bir dikkat değil, aynı zamanda entelektüel bir direniştir.
Bu bakımdan izlediğimiz bir haberi, okuduğumuz bir metni, dinlediğimiz bir hatibi, mutlaka ama mutlaka analitik okumayı elden bırakmamak gerekir. Çünkü analitik okuma sadece ne söylediğini değil, nasıl ve niçin söylendiğini anlamayı hedefler. İşte ‘’İslami Terörist’’ kavramının asıl hedeflerinden biri de işledikleri katliamları gizlemek içindir. Biz de ısrarla ‘’İslam, barış, esenlik, güvenlik, teslimiyet’’ demektir. Müslüman ise, Allah’ın iradesiyle, kullarıyla, evrenle barış içinde yaşayandır’’ diyeceğiz.
Mehmet Beyhan

Mustafa Öner
Kasım 10, 2025 Pazartesi 11:32
İnsan kendinde; fücuru ilham eden nefsi ile takvayı ilham eden nefsinin savaş sahnesidir. Bunun bir de ötekiyle olanı var. Toplumsal olanı ki nefislerinin fücuruyla ilham ettiklerinden kurdukları hayat sahipleriyle nefislerinin takvasını ilham eden halini koruma cehdi olanlar arasındaki savaştır. Asgariden halihazır egemenlerin hakim olduğu medya mecralarından edinilen bilgiler ile hangi kavramsallaştırma etrafında olursa olsun, hesabı zor verilebilecek manipülatif sorun ve risklerle karşı karşıyayız. İnsanın ölçeğinin ötesindekilere harcadığı enerjiyi kendi mükellefiyet ölçeğine sarf etmesi daha isabetli olmaz mı?