Sosyal Medya

Tercüme Haber

Cemal Kaşıkçı'nın uzayan gölgesi

Aslında Kaşıkçı'nın kaderini mühürleyen Muhammed bin Selman, gelecekteki kendi kaderini mühürledi.



Cemal Kaşıkçı, nişanlısı Hatice Cengiz ile evlenmesine izin verecek bir kağıt almak için İstanbul'daki Suudi Konsolosluğu'na girdi.

Boşandığını ilan eden kağıt bir formaliteydi. En yakın Suudi arkadaşları geçen hafta onu konsolosluğa adım atmaması konusunda uyarmıştı, ancak Cemal Suudi büyükelçiliklerinin nasıl çalıştığına dair içsel bilgisine güvenerek bu uyarıları bir kenara itti.

Türkiye ve Washington'daki geleceği onun önünde seriliyordu. Aylarca süren kararsızlık, ev hasreti ve yalnızlıktan sonra Cemal kararını vermişti. Londra'dan İstanbul'a döndüğünde arkadaşlarıyla tekrar iletişime geçmedi. Doğruca konsolosluğa gitti.

Ortaçağvari bir kasaplığın kurbanı olarak 7 dakika içinde öldürüldü.

Gönderilen ölüm mangası sadece Muhammed bin Selman'ı başpiskopos Thomas Becket'in öldürülmesiyle ilgili Henry II'ye atfedilen "baş belası bir rahipten" kimin kurtaracağı sorusuna cevap vermedi.

Kaşıkçı cinayeti aynı zamanda, Muhammed bin Selman'ın yönetiminin gidişatını da değiştirdi. Bir yıl sonra veliaht prens kendini çok farklı bir yerde buldu.

Tüm cephelerde geri çekilirken

Amerika ile petrol-güvenlik ittifakı sona erdi. Suudi Arabistan'ın en büyük iki petrol terminali, İran tarafından saldırıya uğradı ve ABD Başkanı Donald Trump - tamamen gerçekçi ve pragmatik nedenlerle - çekip gitti.

Bin Selman'ın Yemen'deki acımasız kampanyası paramparça oldu. Başlıca müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri onu terk etti. Yemen'i ikiye bölüp Husileri kuzeyde oldukları yerde tutmakla yetindi. Dahası birkaç hafta önce Husiler, Suudiler de dahil olmak üzere 2.000 ittifak yanlısı askeri ele geçirdiklerini iddia ettikleri toplu bir saldırı başlattı.

Suudi veliaht prensi, söz verdiği gibi, savaşı İran'ın kalbine taşımak şöyle dursun, krallığının kalbinde yıkıma yol açtı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi aracılığıyla Suudi Arabistan'dan bir mektup aldığını açıkladı.

Mektubun ne yazdığını bilmiyoruz, ancak bunun bir savaş ilanı olmadığı tahmin edilebilir.

Bir yıl sonra, veliaht prens tüm cephelerde gerilemiş oldu. Muhammed bin Selman hâlâ evinde demir bir elle hüküm sürüyor. Din âlimi Selman el-Udah'ın ölüm cezasına yol açacak suçlamalar nedeniyle devam eden kovuşturması da bu durumun kanıtıdır.

Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz, 8 Şubat'ta İstanbul'da Cemal Kaşıkçı adlı kitabının yanında

Üstelik veliaht prensin Batı'daki cazibesi de sona erdi. Bin Selman artık son derece zengin bir modernleştirici, acelesi olan genç prens, reformcu gibi süslü nitelendirmelerle dolu New York Times’ta çıkan makelerde eskisi gibi övülmüyor.

Artık kimse uçan taksilerden, robotlardan ve çölde yükselen şehirlerden bahsetmiyor. Adı ABD’deki önde gelen kurum ve danışmanlar için de cezp ediciliğini kaybedeli çok oldu.

Bu bilançonun en önemli nedeni de Kaşıkçı cinayetidir. Üstelik Kaşıkçı, veliaht prensin hayata geçirmeyi düşündüğü reformalra karşı da değildi. Daha çok, nu reformalrın hayata geçiriliş tarzına muhalifti.

Ters etki

Kasapları ve özel korumaları ile katliam operasyonunu tasarlayıp uygulamamasını denetleyen veliaht prens için, Kaşıkçı cinayeti tarihte en çok not edilen bir husus oldu.

Suudi Arabistan bu kara lekeyi silmek için elinden geleni yaptı. Türk istihbaratının başkanını Riyad'a davet ettiler ve bütün meselenin "bir öğleden sonra" halledilebileceğini iddia ettiler. Teklif reddedildi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a rüşvet teklif ettiler. Reddetti. Adli delilleri tahrip ettiler, hiçbir işe yaramadı. CIA kendi telefon dinleme kayıtlarını ortaya sunarak, Kaşıkçı suikastı emrini bizzat Muhammed bin Selman'ın verdiğini teyit etti.

Suudi veliaht prensi, tüm ihbarcıları susturmak istediği için bu suikastı emretti. Kaşıkçı düzenin bir parçasıydı ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in İngiltere'deki Rus muhalifleri zehirleme girişimlerinin bir hayranı olan veliaht prens de aynı hedefe varmak istedi. Fakat akıbeti hiç tahmin etmediği şekilde vuku buldu.

Veliaht prensin mentalitesine göre Kaşıkçı onun tebaasıydı. Gelecekteki mutlak bir hükümdar olmasının anlamı buydu ve tebaasına istediğini yapabilirdi.

Kaşıkçı cinayeti tam tersi etki yaptı. O Ekim gününden itibaren Muhammed bin Selman, Kaşıkçı'nın gölgesinden asla çıkamayacaktı. CIA direktörü Gina Haspel ve başkent Washington kesin olarak ona karşı döndüklerinde, veliaht prens girdiği kriz modundan asla çıkamadı.

Veliaht prens ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında "oyunu değiştiren" Camp David tarzı bir zirve düzenlemek gibi ince bir fikirle perdelenmiş bir acil durum komitesi kurdu. Fakat bu ekibin asıl görevi; Kaşıkçı cinayetinden geriye kalan döküntülerle ilgilenmekti.

Elbette bu adım hiçbir işe yaramadı Ardından Çin'i, ABD'ye karşı bir karşı ağırlık merkezi olarak kullanmaya çalıştı. Bu da yardımcı olmadı. Muhammed bin Selman, Kaşıkçı'nın hayaletini kovduğunu düşündüğü her seferinde, hayalet ona daha da musallat oldu.

Krallık içinde hiçbir şey değişmedi. Muhalifler ve Suud ailesinin rakipleri hapishanelerinde korkunç koşullara maruz kalmaya devam ediyor. Baskı hiç olmadığı kadar sert. Muhammed bin Selman'ın kendisi de seri politika başarısızlıklarından hiçbir ders çıkarmış görünmüyor.

Yeni hayat kirası

Ancak Kaşıkçı’nın öldürülmesi, Suudi muhalif kesimine yeni bir yaşam süresi verdi. Neticesi cezasız kalan ve bugüne kadar devam eden ölümünün etkisi, Arap dünyasına alelade bir suçun çok ötesine, birçok suçtan çok daha öteye gidecek şekilde yeni bir umut verdi.

Kaşıkçı'nın Arap dünyasına mesajı bir umuttur. Bir Suudi gazeteci olarak hayatı ve işi tek bir mesaja indirgendiyse, o da şuydu: Suudi Arabistan'daki mevcut durum devam edemez. Çökmeye mahkûmdur. Haklıydı. Arap Baharı'nın Temmuz 2013'te Mısır'da bastırılmasının ardından Arap dünyasına çöken karamsarlık havası kalktı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah el-Sisi, Mısırlıların hafta sonu sokağa çıkmalarını önlemek için büyük şehirleri kelimenin tam anlamıyla kilitlemek zorunda kaldı. Altı yıl sonra protestocular yeni bir ses buldu ve bu ses belki de siyasi değişimi etkileyebilir. Kaldı ki bugün Sudan ve Cezayir'de de siyasal değişimi amaç edinen kitlesel bir hareketlilik söz konusu.  

Tarihin gelgiti

Tarihin akışı bir kez daha dönüyor ve tarihin mutlak yöneticileri ve askeri diktatörleri yanlış tarafta. Kaşıkçı bir devrimci değildi. O bir kuruluş figürüydü. Aynı zamanda mütevazı bir adamdı. Ölümünün sahip olduğu etkiyi yaratacağını uzaktan bile hayal edebileceğini sanmıyorum.

Kaşıkçı zamanla kaybolmayacak. Ülkesine bir nebze olsun ifade özgürlüğü için kampanya yürüten adamın imajı zamanla büyüyecek. Kaşıkçı’nın  son hikayesi, bu makalede dahil bütün köşe yazılarından çok daha ötede bir gazetecilik gücüne sahip oldu

Aslında Kaşıkçı'nın kaderini mühürleyen Muhammed bin Selman, gelecekteki kendi kaderini mühürledi.

Müellif: David Hearst- The Middle East Eye Haber Ajansı (https://www.middleeasteye.net/opinion/jamal-khashoggis-long-shadow)

Mütercim: Hasan Nurhan Çelik / Düşünce Mektebi 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');