Kapsül oteller, tek odalı evler, tek kişilik mini masalar, mini öğünler, kullan-at hayat stilleri, bir de üstüne yalnızlığı teşvik eden teknolojik gelişmeler derken geleneksel aile yapı
Osmanlı İmparatorluğu’nun son Meclisi tarafından 28 Ocak 1920’de İstanbul’da kabul edilen ve o zaman “Ahd-ı Millî” denen altı maddelik bildiri bugün de önemini ilk gün ki gibi kor
“Bu, iç savaşın bitişinden bu yana gerçekleşen en heyecan verici ve birleştirici şey.” diyor Beyrut’taki protestoculardan biri olan 25 yaşındaki Fabio Irani. Lübnan, ortak bir bilinci
Rasim Özdenören'in Nuri Pakdil'in vefatının ardından Yeni Şafak'ta yayımlanan yazısını alıntılıyoruz.
KAYNAK: INDEPENDENT TÜRKÇE
Çalışan annelere verilecek destek ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Dünya Sosyologlar Derneği Başkanı Necdet Topçu, yalnızca sigortalı olarak çalışan annelere destek verilmesinin do�
İsrailli emekli general Uzi Rubin, Suudi Arabistan'daki Amerikan Patriot füze savunma sisteminin yalnızca ufuk çizgisi üzerindeki hedefleri izlediği için Aramco tesislerine fırlatılan alçak
Yönetmen bir dedenin torunu, aktör bir babanın ve opera sanatçısı bir annenin kızı olarak 2003 yılında dünyanın en refah ülkesi İsveç’in Stockholm şehrinde doğdu Greta. Nobel Kimya
İsmail Kılıçarslan: Kültür düşmanı vasat herifler İBB Şehir Tiyatrosu'nun repertuvarından Mustafa Kutlu'yu, İskender Pala'yı, Necip Fazıl'ı çıkartmışlar. Böyle bir kültürel kör
Medine müdafaası sırasında karşı karşıya geldiği İngiliz ajanı Lawrence tarafından “Çöl Kaplanı” olarak tanımlanan Fahrettin Paşa’ya, İngiliz yarbayı Bassett “Kaburgalarına
Diyanet'in yaz Kur'an kursları için açıkladığı raporda vakıflardan rahatsız olunduğu, eğitimin kalitesizliği anlatıldı. Rapora göre kursların yalnızca yüzde 6.1’i denetlendi.
“Doksan başlı otağlarını kara yerin üzerine diktirmişti. Doksan yerde alaca halı, ipek döşemişti. Seksen yerde büyük kaplar kurulmuştu. Altın kadehler, sürahiler dizilmişti. Dokuz k
Neredeyse hiç secdeden kalkmazken alnım, niçin bir kez bile sesini duyamam? Günler, geceler... asırlardır adı dudaklarımdan düşmediği hâlde neden bir defa da ben onun adımı andığını
DİNCİLİK oldum olası tuhaf, kekre bir söz olarak tınlamıştır kulağımda; hassas yürekler için aziz ve mukaddes olan dinin ardına eklenen -cılık eki onu pazarlayan, satan kişileri ya da
”Yalnızlık Allah’a mahsustur” diye bir söz dolanıp durur dillerde. Bu kadar çok dolanmasına rağmen bu sözün üzerine pek düşünülmez. Her söyleyenin ifade etmek istediği, yalnızl�