Bir milletin geçmişi yani tarihi üzerinde, en hafif tabirle, operasyon yapabilmek için göz önünde bulundurulması gereken ilk ilke, o milletin tarihinin yok-sayılması, bu mümkün değil ise
20’nci yüzyılda üretilen ve son yıllarda İslam coğrafyasında oldukça olumsuz etkilere yol açan Selefilik zorlama bir kavramdır. Selef, tarihi bir süreci ve dilimi ifade eder ve yerine ba�
Oyun bitince herkes bir yana dağılacak. Rüzgar yaprakları sürükleyecek. Yollar bomboş uzanıp gidecek. Sanki buralardan kimse geçmemiş. Kimse Mecnun, kimse Ferhat olmamış. Aşk yalanmış.
Hepimizin bir hayatı ve bu hayatı şekillendiren birtakım değişken çevresel şartları var. Hepimizin bir karakteri ve o karaktere rengini veren duyguları, düşünceleri, zevkleri var. Reklaml
Türkiye'nin Libya Özel Temsilcisi Emrullah İşler: “Bundan sonra Türkiye ve Libya'nın onayı olmadan Doğu Akdeniz’de bir enerji transferi mümkün olmayacak, isteyen istediği bölgeyi parse
İslamcılık üzerine tartışmaların, Müslümanlar var oldukça bitmesi elbette mümkün değil. Bu başlık altındaki bir gündemin sürekli yenilenmesi, hareketlenmesi gayet doğal. Hele İslam
Şu sıralar Abdülmehdi’nin yerine yeni bir isim arayışı mevcut. Sokağın sesine kulak verilirse mevcut siyasi mekanizmanın içinden gelecek bütün adaylar şaibeli duruyor. Yeni başbakan k
Müezzin efendi “hayye ale’s-salah” derken girdik Pir Mehmet Hayati Dergâhı’na. Bu insanlar, topluca namaz kılmaları yasaklandığında bu zikirlere, bu mevlit toplantılarına ‘kendi k�
Geçen hafta Başakşehir Belediyesi, İstanbul Üniversitesi ve Argetus Araştırma Şirketi’nin iş birliği ile düzenlediği, Albayrak Medya Grubu’nun medya sponsoru olduğu İstanbul Gençlik
Bizim sosyolojimizde ortaya çıkan kuşakları daha iyi yansıtıyor. Üç kuşak diyorum bu açıdan: Ankara Lastiği kuşağı, kundura kuşağı ve spor/Adidas ayakkabı kuşağı. Her bir ayakkab
Kenan Evren 12 Eylül askeri darbesini temsil ediyor elbette. İsmini, resmini hatta mümkünse kokusunu bile kazımak lazım bu coğrafyadan. Bu bir hak olduğu kadar sorumluluktur aynı zamanda.
Hayatımıza girdiği günden beri günlük yaşantımızın vazgeçilmezleri arasına giren televizyon, gerek sosyal yaşantımızı gerekse de toplumsal dönüşümümüzü tetikleyen önemli bir te
erçekliği siyah/beyaz olarak görmek nasıl bir ‘tercihse’, onu bir gri alan olarak görmek de öyle bir ‘tercih’; ve bu tür tercihler bilimden hareketle yapılamaz. Dolayısıyla da Newton
Her tarafımızın fast food restoranlarıyla kuşatıldığı, televizyonlarla sürekli propagandalar yapıldığı, tarım ve hayvan üretim sektörünün yok edildiği ve çok uluslu şirketler tar
Hamaset yoluyla dönüştürülen toplumlarda ancak niceliksel bir değişim mümkün olabiliyor, niteliksel değişim değil….