Müezzin efendi “hayye ale’s-salah” derken girdik Pir Mehmet Hayati Dergâhı’na. Bu insanlar, topluca namaz kılmaları yasaklandığında bu zikirlere, bu mevlit toplantılarına ‘kendi k�
Bir terörist bir kişiyi öldürdüğünde aslında ölen iki kişidir. Bir “insan” ve bir “insanlık” aynı anda ölmüştür. Yaşayan insanlıktan çıkmış “hayvandan da aşağı” bi
Sir W. M. Ramsay’ın Timaş Yayınları’ndan çıkan “İsyan Günlerinde İstanbul” isimli eserinden 31 Mart İsyanı’nda İstanbul’un durumu, Sultan II. Abdülhamid ve muhalifleri arasın
Memlükler dönemi tarihçisi İbn Tağrîberdî’nin (ö. 1470) en-Nücûmü’z-zâhire ve İtalyan yazar ve şair Giovanni Boccaccio’nun Decameron adlı eserlerinden, 14. yüzyılda Avrupa’da
Anadolu, “Kültürlerin kesişme noktası” şeklindeki genel-geçer söyleyişlerin fevkinde, muhteşem bir havuz! ezelî irfan kitabının, her biri bir sayfa hükmündeki tarihi eserlerle okunma
Demokrat Eğitimciler Sendikası’nın (DES) ‘Okuma Alışkanlığı’ raporu, Türkiye’nin kitap ve okuma kültüründe sınıfta kaldığını gözler önüne serdi.
Öncelikle bilmeliyiz ki kim neyi yaparsa yapsın, “kendince” yapmalıdır.
Kendisini çevreleyen değişimler gerçekleşirken ailenin değişmeyeceğini beklemek çok mümkün değil. Ailenin değişimini felaket senaryoları üzerinden okumak yerine bu gerçekliği kabul e
Ahmet Taşgetiren, kaleme aldığı bugünkü köşe yazısında, bu yılın, geçtiğimiz gün toprağa verilen üstat Nuri Pakdil'i okuma yılı ilan edilmesini önerdi.
Madem kitaplardan okuduklarımızı zamanla unutuyoruz o halde niye hala kitap okumalıyız?
Çocukların kitap okuma alışkanlığını kazanmasında büyük bir pay sahibi olan Kemalettin Tuğcu, Türkiye’de çocuk edebiyatı denince akla gelen ilk ve en önemli yazarlardan biridir.
Dün, sabah sabah bir mesaj aldım. Ankara’dan bir dostumdan. Bana Ankara Devlet Tiyatrosu’nun oyun repertuarını göndermiş. İçinde Reis Bey de var. Geçen yıl sahnelenmiş, bu yıl da sahne
İran’ın Suriye’deki güçlü alan hakimiyeti ve artan ekonomik etkisi, Rusya ve Çin gibi yeniden yapılanma sürecinde baş rol oynayacak iki gücün çıkarlarıyla çatışmaya başladı. Bu
Tolstoy, orduya katıldığında subaylardan birinin, yürüyüşte sırayı bozduğu gerekçesiyle bir askeri dövdüğüne tanık oluşunu anlatır. Tolstoy subaya şöyle der: “Kendin gibi bir in