İsrail’in hak hukuk dinlemeden yürüttüğü zulümleri 100 yıl sonra Müslüman halkların yeniden daha güçlü bir şekilde uyanışına vesile oluyor.
Kavramların içinin boşaltıldığı günümüzde, “İslam nedir” sualine cevap aramak isteyenlere yardımcı olacak hacmi küçük muhtevası büyük olan Prof. Dr. Faruk Gürbüz hocanın kale
11 Aralık 1917’de, İngiliz General Edmund Allenby’nin yürüyerek Kudüs eski şehir surlarından içeri girişi, Ortadoğu’da bir dönemin de sonuna işaret ediyordu.
Yıllar içerisinde verilen siyonist eğitimin sapkın bir tarikata dönüştüğünü ve İsrail’de kitlelerin insana has merhamet formatından sıyrılmaya başladığını açıkça gördüğüm�
Bebekler ölüyor diyoruz, karşılığında “meşru müdafaa” yanıtını alıyoruz. Masumlar bombalanıyor diye haykırıyoruz, cevaben “kutsanan İsrail halkı” şeklinde tutumlar görüyor
Soru şu: Siz bütün bunlara rağmen bunun gibi durumlarda herkesi öldürür müydünüz, yoksa duruma göre karar verip bazen öldürmekten vazgeçer miydiniz? “Gazze İçin Sessizlik” kitabın
Muhteşem bir belgeselden de söz edeyim. “Küçük Filistin: Bir Kuşatmanın Günlüğü” adını taşıyor. Suriye’nin pislik diktatörü Esed, dünyadaki en büyük Filistin mülteci kampı
Avrupa’da, Amerika’da, İspanya’da Müslüman olmayan hatta hiçbir dine inanmadığını daha önce açıklamış birçok ünlü, Gazze’ye insani açıdan tepkisiz kalmazken “bizimkiler”
Birdenbire buraya getirilmez söz. İlkin şehirleri över Karakoç. Kudüs mesela ‘Gökte yapılıp yere indirilen şehir’dir. Bağdat, ‘Dicle’nin köpüklerinden doğmuş’, Şam ‘Annemin
İslam dünyasının yeniden dirilişini amaç edinen ve hayatı boyunca "diriliş" kavramı çevresinde zinde bir bilinç uyandırmaya çalışan şair, yazar ve mütefekkir Sezai Karakoç'un vefatı
İsrail hükümetindeki aşırı sağcı milletvekillerinin, Gazze’de esir tutulan İsraillilerin yakınları ile Meclis oturumunda sözlü tartışmaya girmesi ülkede gündem oldu.
John Arberry, “Fîhi Mâ Fîh” tercümesinde “Allah’ın kulları” olarak geçen ifadeyi “God’s children” (Tanrı’nın çocukları) diye çevirmiş. Bu tercümeyi okuyan Batılı biri
Üzgün hissederiz, mutlu hissederiz, kaygılı hissederiz. Bin bir çeşit ruh haline girer çıkarız. Gün içinde bile bir ruh halinden diğerine geçeriz. İnsan hisseden bir varlıktır.
Siz savaşla ilgili ve bana dair skeçler yazın, teoriler üretin. Senaryoları ihmal etmeyin. İyi bir rol verin bana. Nasıl öleceğimi ayrıntılarıyla açıklayın. Ben gideyim artık.
Batı’nın vicdanı yoktur. Çünkü kandan ve sömürüden besleniyor. İnsanın bir değeri yoktur. Bütün değerler sadece kendilerinin belirlediği sınırlar içinde yer alıyor.