Kendini değiştirmeye çalışan kişi, çevresini de değiştirmelidir. Çünkü onu sürekli öven kişiler bir gün ona mutlaka ihanet edecektir. Çünkü onların övgüsü kişinin onlara verdi�
Başkalarında yaşamak insanın kendinde olmamak için bulduğu modern bir çare... Kendimize, kendimizden uzakta bir hayat kurabilmek için ne çok şey yapıyor, ne çok çabalıyoruz.
Gökyüzünün maviliğinde özgürce kanat çırparken, çerçevelere çarpıp kırılan bütün o kuşlar şu gerçekle tanıştı: Resimleri hayatın kendisi kadar enginliğe sahip değil!
İşin en başına dönmeden, kendimizi düşüncesizce terk ettiğimiz bu görsel döngüyle hesaplaşmadan bunun dışına çıkılamayacak. Mümkün mü bu?
Bakın fotoğraflardan taşan derin hikayelerine... Şaşaalı, iddialı, değişken, büyük harflerle yaşanmış hayatların boşluğuna, kofluğuna, gürültülü hikayesizliğine nazaran onların
İstanbul, Kağıthane’de evini satıp tüm parasını kripto paraya yatıran ve tüm mal varlığını kaybeden 50 yaşındaki emlakçı adamın ruhsatsız tabancasıyla başına tek el ateş edere
Elimizdeki teknik imkanlar yeryüzünün mesafelerini aşmamızı mümkün kılıyor. Ama göremiyor, aynı bant yayının milyonuncu tekrarını izleyip duruyoruz.
Başka bahçeler doğuran bir bahçe. Kendisine bile itiraz edebilen talebeler yetiştiren ve özgür düşüncenin kaynağı bir hoca. Meseleyi derli toplu anlamanın ilk adımı. Her şeyi yerli yer
Osmanlı döneminde halk, kafasına takılan her konuyu şeyhülislama veya müftülere sorardı. Şeyhülislamlara en çok sorulan konulardan biri de oruçla ilgili meselelerdi. “Bayılınca orucum
On bir ayın sultanı, rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı Şerif’in getirdiği hayır, feyz ve bereketten bütün inananların ve bütün insanlığın nasibdar olmasını niyaz ediyorum.
Gökhan Özcan / Yenişafak
Yeryüzü genişliğinde bir geniş açıdan olup bitmiş hemen her şeye şahitlik eden bir insana dönüştük. Bu yeniliği ideolojik bir kalıba dökerek kutsayan anlayışlar yeni çağın zihins
Yüreğini, zihnini sürekli beslemediği, nefsini ise her adımda sorgulamadığı takdirde insan ne çabuk solgunlaşan, güçten düşen bir varlık.
Her şeyin gördüğümüzden, bildiğimizden şahitlik ettiğimizden ibaret olmadığını akıl etmekten neden bu kadar uzağız. Bu eksiğimiz, bizi tek kişilik bir gerçekliğin kölesi kılıyor
“Hayatı anlamadan geçip gidiyoruz. Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekanın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek. İçlerinde böyle bir canlılık, böyle bir hayat