Katar, İsrail saldırılarından büyük zarar gören Gazze'nin yeniden imarı için 500 milyon dolar destekte bulunma kararı aldı.
Bir dönem Dünya Bülteni Genel Yayın Yönetmenliğini de yürüten gazeteci ve yazar olan Akif Emre vefatının dördüncü yılında anılıyor.
Kurumlar da insan gibi eskir, yıpranır, artık ihtiyaç hissedilmez. Şu anda Avrupa Birliği’ne Avrupa’nın kendisi ihtiyaç hissediyor mu? En önemlisi de Amerika ihtiyaç hissediyor mu? Avrup
Pazartesi sonrası uygulanacak planlamada ilk etapta kafeler, restoranlar ve lokantalar saat 20.00’ye kadar açılıyor.
Sezai Karakoç dendiğinde de aklıma gelen şeylerden biri Kudüs’tür. O, Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı edebiyatımıza taşıyandır; şiirimizi Kudüsleştirendir. Türk edebiyatına Kudüs�
İstiklâl Marşı kabul edildi ancak bu marşa karşı çıkanlar da oldu. Bunlardan biri Kazım Karabekir'di. Kendisi de iki şiir yazarak Büyük Millet Meclisi'ne marş sunmuş, kabul edilecek mar
Katliamlar esnasında değil ama sonradan meseleyi öğrendiğimde Hama ve Humus’taki Suriyeli Müslüman Sünnileri, Irak-İran Savaşında da İranlı Müslüman Şiileri tuttum. İran’ın mezhe
Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği’nden araştırmacı yazar Ali İhsan Aydın, “Mülksüzleştirilen Filistinlilerin Son Dramı: Kudüs Şeyh Cerrah Mahallesi” başlıklı yazıs�
Batı edebiyatında bulduğumuz ve hayranlıkla bakıp öykündüğümüz ‘realizm’ ya da modernite, Beckett, Sartre, Kafka, Camus gibi yazarlarda, modern Türk edebiyatında olmayan bir ‘felsef
Zarif'in sözleri, devletin verdiği söze rağmen korunamamış: dışarıya sızdırıldı. İlginç ve hattâ tehlikeli görüş ve itiraflardı.
Katar'da kamu parasına zarar verme ve yetkilerini kötüye kullanma şüphesiyle sorgulanmak üzere Maliye Bakanı Ali Şerif el Emadi gözaltına alındı.
Yazı tek eylemi olunca, yazar “Kalem, benim ‘kale’m!” diyerek haykırır. Savaştan asla kaçmaz, cephesini ve silahını seçer, “İşe gider gibi, sabahleyin erken yazıya ve öğretiye,
Kasım Süleymani ve askeri yapıyı eleştiren ifadeleri sızdırılan İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ülkedeki muhafazakar gazetelerin de hedefine oturdu.
Bakın fotoğraflardan taşan derin hikayelerine... Şaşaalı, iddialı, değişken, büyük harflerle yaşanmış hayatların boşluğuna, kofluğuna, gürültülü hikayesizliğine nazaran onların
Osmanlılarda Ramazan aylarında tuhaf bir adet vardı. Ramazan ayı gelip çattı mı, herkes soluğu tütüncü dükkânında alırdı