Dünyadaki tüm ülkeler milyarlarca dolarlık bütçeleri, yüzbinlerce kişilik sağlık çalışanlarıyla koronavirüse karşı mücadele verirken imkansızlıklar içindeki Suriye kuzeyinde derin
Küresel halk sağlığı ve Orta Doğu da dahil olmak üzere fosil yakıt enerjisi üreten ülkeler tarafından beslenen Amerikan üretimi ve Çin imalatının egemen olduğu uluslararası ekonomik s
Dedelerimiz birbirlerine sıhhat ve âfiyet dilerdi. Sıhhat unutuldu, “sağlıklı olma, hastalıklardan uzak kalma esenlik” demek olan âfiyet yeme içme ile sınırlı bir kelime hâline geldi.
Sözüm Kemal Bey’edir. Aynı ‘mâbed’de birleşemiyorsak; ‘kardeşlik’sözleri bir ‘şirinlik muskası’ndan başka nedir ki, söyler misiniz? Nice buhran ve felaketlerde ve her şey yit
Remzi Köpüklü’nün kitap hakkındaki değerlendirmesi bize gösteriyor ki; Muhammed Kutub’un “İslâmi Açıdan Tarihe Bakışımız” kitabında tarihin, Batı dünyasının oryantalist tek
Virüsle mücadelede başarı ve başarısızlığıyla öne çıkan ülkelerin tecrübeleri, Türkiye için önemli dersler içeriyor.
Müslümanların başının belâsı kimi ideolojiler var ki asıl uçurumu bunlar oluşturur. İnsanlık büyük bir sınanmadan geçiyor. Teknolojide, bilimde en modern ülkelerin durumu da ortada.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin akıbetini tahmin etmek için çeşitli senaryolar oluşturuluyor ve her senaryoda ortaya çıkacak zararlar ve yılın hangi aylarında bizi nelerin bekl
Fas, İran ile diplomatik ilişkileri kesmiş, bu doğrultuda Tahran'daki elçiliğini kapatma kararı almış, İran Büyükelçisinin de ülkeyi terk etmesini istemişti. İşte, Fas'ın Batı Sahra
‘İnsan en çok yaşadığı yere benzer’ demişti biri değil mi? ‘Üst üste yerleştirilmiş kutular’ın zihnimizdeki ilk çağrışımları ‘istif’, ‘benzerlik’ ve ‘sıkışma.�
Virüs salgını karşısında birbirinden çok farklı davranış gösteren ülkeler arasında Çin, İran ve İtalya’nın çok ‘tipik’ olduğunu düşüyorum.
Diyanet’e saldırı fırsatı bekleyenler, şu sıralar mevzilerinden çıktılar.
Çağın vebası koronavirüs, mesafeleri kısaltıp hiçbir sınır tanımadan bütün dünyada dolaşıma girerken; tam aksine, ülkeler, devletler ve bireyler hürriyetlerine kısıtlama getirdi.
Galeyan zamanlarında sadece bir kıvılcıma bakar, bu işlerin sosyal lince dönüşebilme ihtimali. Kısa bir süre sonra herkesin birbirinden şüphelendiği ve nefret ettiği bir toplum olmayalı
‘Gâvur’ kelimesi, dilimize o kadar yerleşmiştir ki, çocukluğumuzda, fazla yaramazlık yapan çocuklar, ‘Sen ne gâvursun böyle.. Gâvurluk yapma!.’ gibi hitaplara maruz kalırlardı. ‘