İnsan özgürlükle zorunluluk arasında gerili duran bir fıtrattadır… Yaratılmışların en zayıfı olduğu kadar en güçlüsüdür de…
Sezai Karakoç gibi birine reva mıdır bütün bu pespayelikler! Ülkemizin yaşayan kalbi, beyni ve vicdanı. Bu kalp durunca, bu beyin çökünce, bu vicdan yitince, bu ülke çorak bir ülkeye, u�
Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nesrin Özören, "Projede ikinci ayın sonunda planladığımız şeyleri bir ayda yapmış olduk. Yakında
“23 Mart 1983 sabahının ilk saatlerinde, Hasana Kikica Sokağı 14 numaranın üçüncü katındaki dairemin kapısının vurulmasıyla uyandırıldım. Kapıyı açtığımda on kadar Yugoslav Gi
Sağlık Bakanı Koca, Kovid-19 salgını ile ilgili, "Salgının 5'inci haftasından itibaren istikrarlı bir iyileşme içindeyiz. Şu anki şartlarda salgın kontrol altında." dedi.
Günlük gazetelerde böyle konulardan söz edilmez. Zengin bir masal geleneğimiz olduğu malûmdur. Masalın çocuk zihninin gelişmesinde önemli yeri vardır. Milli Eğitim’in “Anadolu masalla
Adına ister “vahşi kapitalizmin sefaleti”, ister “neoliberal ekonomik vaatlerin çöküşü”, isterseniz “bildiğimiz dünyanın sonu” deyin. Sonuç değişmeyecektir: Dünya “tüketim
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ortak bildirisine ilişkin, "Takip ettikleri
Bakara Suresi'nin ayeti Ortaçağ'da ve sonrasında Avrupalı düşünürlerin dikkatini çekmiştir. Alman şair Goethe doğu-batı ayrımının üstesinden gelmek için bu ayeti zikretmiş ve bir ş
Osmanlı mimarisi denildiğinde ilk akla gelen isim olan Mimar Sinan’ın etnik kökeni tartışmaları yine gündeme geldi. Etnik kökenini tespit etmek için mezarı açılıp, kafatası incelenen
Sadettin Ökten, Hayatımdan Portreler adlı kitabında çocukluğunun İstanbul'unu ve kahramanlarını anlatıyor. Bugün için bize bir “masal ülkesi” gibi gelen o şehrin kapısından girmek
29 Ağustos 1966'da Mısır'da Seyyid Kutub'un idam edilmesinin ardından 24 Eylül'de "Milli Türk Talebe Birliği" salonlarında "Seyyid Kutub'u Anma Günü" yapılır. Programda Necip Fazıl da bir
6284 ile İstanbul Sözleşmesi’nin en ağır sonucunu Türkiye yaşıyor diyebiliriz. Mesela ‘Kadın beyanı esastır’ gibi bir ilke hiçbir ülkede yok. Adalet şahit ister, delil ister ama bu
Kadın ve erkek biyolojik doğası olarak farklı yaratılmışlardır. Biyolojik ve psikolojik farklılıkları vardır. Üçüncü cinsel kimlik olarak tanımlanan transseksüellik bir hastalıktır
Mustafa Kasadar / Milli Gazete