Para harcamak, insan harcamak, anlam harcamak, fikir harcamak, duygu harcamak, beğeni harcamak, ilgi harcamak, zaman harcamak ve nihayet hayatı bozuk para gibi harcamak... Bütün bunları yapmayı,
Hudeybiye’den çıkarılacak dersler var… Olumsuz gibi duran koşullardan olumlu sonuçlara ulaşılabileceği mülahazası...
Allah’ın verdiği mal, makam, servet, medya gibi nimetlere karşılık istediği şükür, yoğun ve çalkantılı gündemler arasında ertelendikçe ertelendi. Oysa Allah, kime bir nimet vermişse
Omar bir yandan da sitenin bahçe ve duvar işlerinde çalışmak üzere işi almış bir firmanın kalfasının emrinde çalışmaya başlar. Ezilenlerin birbirini ezmesinin en açık örneklerinden
Bu Kitap Allah’ı anlattığı gibi insanı da anlatıyor, böylece okuyan kişi Allah’la tanıştığı kadar kendisiyle de tanışıyor. Böylece rabbini bilmek ile kendini bilmek arasındaki m�
Belâ/afet, hastalık/salgın dönemlerinde dinî duygularda artış olduğu söylenir. Bu olgu, biraz da indirgemeci bir anlayışla, dini zor zamanlarda sığınılacak bir “antidepresan” gibi g
Daha önce de duyurduğumuz gibi, Ramazan akşamları saat 18.00 de twitter üzerinden ‘Ayetler Işığında’ başlığı ile bir sohbet yapıyoruz, sonunda da gelen soruları cevaplıyoruz. Çok
Rasim Özdenören / Yenişafak
Oruç, belli belirsiz hilalle birlikte, her yıl bize gelen bir medeniyet, şuurlandıran bir armağan, bir Peygamber armağanı, bir diriliş mucizesi, inkar karanlığında kıvrananlara bir azap ve
Teravih ile sahur arası, Ramazan’ı mahsus bir zaman dilimi haline getiren sayısız âdete ev sahipliği yapardı. Gündüz az çalışıldığı için teravihten sonra uyumak çoğunlukla tercih
“Zaman akıyor ve öğlenin gölgeleri uzamaya başlıyor/ Ve kuşlarla dolu bir kafes gibi,/ Hayatımız da iniltiyle dolu” diyor Füruğ Ferruhzad, ‘Güvercinin Ruhu’ ismini verdiği şiirin
‘Bütün hamdler âlemlerin rabbi olan Allah’ın hakkıdır’. Hamd, güzel iş yapanın hakkını teslim etme, bu güzellikten dolayı takdir etme ve sanki ne güzel yapmış der gibi övmedir.
Türkiye’de olduğu gibi zaman zaman oluşan boşluklardan boyun uzatan, büyük partilerin içine sızan, siyaseti küçük fırsatlarla zehirlemeye kalkışan Türkiye’deki sol veya sağ azgın
Korona oltaya takılan bir yem gibi sanki. Korona’yla yatıp Korona’yla kalkıyoruz. Korona’yla uyutuluyoruz. Korona diye bir şey yok değil. Evet, bir salgın. Ama bu dünyadaki ne ilk salgın
Adeta bir firari gibi kaçıp sığındığımız uyuşmalardan elimizi eteğimizi çekip, canımızı yakacak bir zihin ve kalp berraklığına kendimizi teslim edebilir miyiz? Bütünlüğümüzle,