Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: Meşrulaştırılan saldırılar



İşgal rejimi İsrail Suriye'ye saldırdı. Aslına bakılırsa, Suriye üzerinden Türkiye'ye saldırdı. Yapılan değerlendirme ve yorumlar da bu yönde. Saldırgan rejim başbakanı Netanyahu'nun ifadesi de "Türkiye'nin güneye doğru inen askerî yerleşimine müsamaha göstermeyeceğiz ve buna izin vermeyeceğiz; çünkü bu bizim için bir tehdit teşkil ediyor. Bu konudaki tavrımızı açıkça ortaya koyduk" şeklinde oldu. Bundan daha net bir açıklama olmazdı herhâlde. Netanyahu'nun açıklamalarındaki netlik devam ediyor: "Mesajımız tek bir kelimeden ibaretti: 'Yapmayın'. Ancak görünüşe göre bu mesajı duymadılar ya da anlamadılar. Bu yüzden düzenlediğimiz saldırıyla mesajın çok daha iyi anlaşılmasını sağladık."

Saldırı ve saldırı sonrası yapılan açıklama ve değerlendirmelere bakıldığında, konu üzerinde Siyonist rejim ve destekçisi ABD'nin koordineli hareket ettiği de anlaşılıyor. Trump, İsrail'in Suriye'ye saldırısının detayları hakkında bilgi sahibi olduğunu fakat konu hakkında konuşmayacağını söylüyor. Trump'ın konuşmak istemediği konu hakkında bölge valisi olarak atadığı Türkiye'deki büyükelçisi Tom Barrack, "Haklı ya da haksız bir şey diyemeyeceğim, fakat gelecekteki yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla böyle bir mekanizmayı kurmak için aktif şekilde çalışıyoruz" diyor.

Saldırı, Suriye ile saldırgan işgal rejimi İsrail heyetleri arasında görüşmelerin sürdüğü dönemde gerçekleşiyor. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile MOSSAD başkanı Roman Gofman arasında 3 gün önce bir görüşme gerçekleştiği, bu görüşmede konuya dair uyarılar yapıldığı da söyleniyor.

Gelişmelere bakıldığında, saldırgan işgal rejimi İsrail'in hem Suriye tarafına hem ABD tarafına hem de Türkiye tarafına konu hakkında uyarı ya da bilgi verdiği anlaşılıyor. Saldırı yapılan üste Türkiye heyetinin ise birkaç saat öncesinde üssü terk ettiği de belirtiliyor. Bunlar açık bilgiler.

İşgal rejimi İsrail'in fütursuzca saldırısının hedef ve stratejisinin temelinde güvenlik olduğu görülecektir. İşgal rejimi İsrail'in güvenlik stratejisinde ise tehdit ve tehlike algısının "kutsal topraklar"ı işgal ederek bölgedeki nüfuz ve etkisini arttırmak olduğu vardır.

Ürdün, Lübnan, Mısır'da var olan etkisizleştirme siyasetleriyle güvenlik çemberini genişleten işgal rejimi, Suriye'de yeni yönetimle yaptığı görüşmeleri de işgal, müzakere, saldırı üçleminde güvenlik stratejilerini yürütüyor. Golan Tepeleri artık işgal edilmiş bölge değil, ayrılmaz parça olarak kabul ediliyor. Yeni işgal edilen bölgeler ise güvenlik koridoru olarak tanımlanıyor. Suriye hava sahasını, İran'a saldırı amacıyla rahatça kullanabilecekleri bir alana dönüştürme çabaları var. Bu yüzden de Türkiye'nin bölgeye gelmesine karşı çıkıyor. Türkiye'nin Suriye askeriyesini yapılandırma ve donatmada yürüttüğü çabaları yakından izliyor. Belirlediği tehdit ve tehlike tanımına göre taktikler geliştiriyor. Belirlediği tehdit ve tehlike algısına uygun saldırıları da meşrulaştıracak zemin hazırlıyor.

Geçtiğimiz yıl nisan ayında da benzer bir olay yaşanmıştı. Konu, Azerbaycan ev sahipliğinde Suriye, İşgal rejimi İsrail ve Türkiye heyetleriyle müzakere edilmiş ve kapatılmıştı. "Kapatılmıştı" ifadesinin arkasında, İşgal rejimi "Benim saldırıyı meşrulaştıracak gerekçelerim var. Bunu anlayın" notuyla "Müzakerelere devam edelim. Saldırıya karşılık ilişkilerin normalleştirilmesi kabul edilsin" pazarlığına dönüştü.

Saldırı ardından ABD'nin ortaya koyduÄŸu tavır, "haklı ya da haksız" ifadesiyle, "çatışmaları önleyecek mekanizma kurulması" teklifiyle, müzakerelerle Åžam – Tel Aviv arasındaki iliÅŸkilerin normalleÅŸtirilmesi sürecinin de hızlandırılacağı anlaşılıyor. Bu hem kamuoyuna anlatmada kolaylaÅŸtırıcı unsura dönüştürülecek hem de ABD'nin arabulucu rolü gösterilmiÅŸ olacak.

İşgal rejiminin saldırı siyasetlerine karşı caydırıcılık ya da cezalandırma yöntemleri hayata geçirilmediği sürece, müzakere yöntemleriyle hem saldırılar meşrulaştırılmış olacak hem de müzakereler yönetimiyle ilişkiler normalleştirilme sürecine girmiş olacak.

Saldırganın cezalandırılması yöntemleri mevcut diplomatik ilişkiler ağı içinde ve olmayan kararlı irade ile zor olsa da Mekke Mutabakatı benzeri yapılanma ve oluşumlarla ortak tavır alınacak adımlar atılması da mümkündür. Mekke Mutabakatı'nın heyecanlandıran noktasının da bu olduğu gösteriliyor. Kararlı ve güçlü iradenin, saldırganlara ceza yöntemi hayata geçirmesi gerekiyor. BM Güvenlik Konseyi'ndeki ABD'nin veto duvarı, uluslararası hukuku ihlal eden saldırıların yolunu açıyor, fütursuz saldırıların devamını sağlıyor. Fakat bölgesel ve etkili caydırıcılık adımlarını atmak da pekâlâ mümkün.

Tom Barrack'ın ifadesiyle "haklı ya da haksız" söylemi değil, haksızlığa dur denilmeli. Saldırı önlenmeli, işgal sona erdirilmeli. Benzer olayların yaşanmasının önüne geçmek için, saldırgana fırsat veren, destek veren söylemler, yeşil ışık yakan tavırlar değil, kararlı, net ve bir o kadar da etkili bir duruş sergilenmeli.

Konu hakkında bilgilendirilen ve gelişmeler hakkında konuşmak istemeyen Trump'la yakınlaşmak saldırıları durdurmayacağı gibi, saldırılara meşruiyet kazandırmaktan öteye gitmeyecektir. Suriye'ye yapılan saldırının, Türkiye'ye yapıldığı gerçeğini dikkate alarak, konuyu kapatmak değil, muhataplara daha net mesajlar verilmelidir.

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.