Wael B. Hallaq'ın Şarkiyatçılığı Yeniden Düşünmek, isimli kitabı, özgül bir örneği Şarkiyatçılık olan ve modern bilginin hemen her zerresine sinmiş bir tahakkümün epistemik egeme
“Allah (c.c.) Müslümanların zengin olmasını ya da rahat bir yaşam sürmesini doğru bulmuyor mu?” şeklinde sorular aklıma takılıyor. İyi bir Müslüman olmanın şartı dünya nimetleri
Kadir (kadr) “hüküm, şeref, güç, yücelik” gibi anlamlara gelir. “İktidar”, “Muktedir olmak” aynı kökten gelir. Bu gece aslında bu kelimeler üzerinde çok düşünmemiz gerek. �
“İş kazası”nı bir tanım olarak kabul etmeyen, çalışırken ölen herkesin “cinayet” ile öldüğünü düşünmemizi isteyen sendikalarımız, solcu ve solcumtrak gazetecilerimiz ve di�
Bu durumun kökeninde kimilerinin dinlemeye hevesi olmadığı gerçeği ortaya çıkıyor. Dinlemesini bilmeyen, düşünmenin de üstesinden gelemez diye düşünüyorum.
Başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere Osmanlı padişahları salgınlara karşı kendilerini izole ederken, hastalık olan bölgelerden gelen gemiler İstanbul’a alınmamıştı. Atalarımız salg
Düşünmeye kendi içindeki fıtrî meraklardan yola çıkarak başlamıyor mu aslında insan? Düşüncenin insanın kendi derunundan filizlenen zorunlu bir gayretin, bir arayışın meyvesi olduğu
İlahî şeriat, akli şeriatı sınırlamaz, bilakis siyaset, iktidar, çıkar, sömürü... nedeniyle onun etrafında oluşturulan sınırları da açar. Akli şeriat da aynıyla İlahi şeriat etra
Bugün, birbirlerine karşı, birbirlerini en yaratıcı biçimde ve binlerce kez imha edebilecek silah teknolojilerini üreten devletlerin, kendi insanlarını onurlu bir biçimde yaşatmak için hi�
Rızık endişesi, her şeyin metalaştığı, her türlü değerin alım satım konusuna dönüştüğü bir dünyada yadırganacak bir durum değil… Ama üzerinde düşünmeye değer… Özellikle
Haberlerden takip ediyoruz: Onlarca köy ve belde karantinaya alınmış durumda. Nedeni basit. Bencil kimseler, şehirden kaçıp buralara geldiler. Oradaki yaşlı insanları, ihtiyarları hiç dü�
Dedelerimiz birbirlerine sıhhat ve âfiyet dilerdi. Sıhhat unutuldu, “sağlıklı olma, hastalıklardan uzak kalma esenlik” demek olan âfiyet yeme içme ile sınırlı bir kelime hâline geldi.
Evren bir mekteptir, tabiat da bazen bahar kadar ılık, bazen yaz kadar sıcak, bazen güz kadar boz bulanık, bazen kış kadar soğuk kevni şeriatın hükümlerini öğreten bir öğretmendir.
Böylesi afetler insanlara ve toplumlara hayatı yeniden düşünmeleri için bir fırsat sunar. Dünyanın hadsiz büyümeyle, güç savaşlarıyla, mülteci krizi ve iklim değişikliğine kayıtsı
Okyanusun ortasında fırtınaya yakalanan bir gemide kimse kendini düşünemez. Kaptan, sadece kendisini düşünmekle kendini kurtaramayacağını bilir. Gemi battığında herkesle beraber ölece�