Ne zaman kibirden konuşsak, aklıma ilk olarak Abdülaziz Bekkine Hazretleri''nin şu sözü geliyor: "Bana kâfiri getirin, kibirliyi getirmeyin." (Nurettin Topçu''ya Armağan, Sayfa 179) Sadece bu
Müslümanın ferde, aileye, cemiyete, ümmete ve insanlığa yönelik vazifeleri vardır. Müslüman bunları gücünün yettiğince ifa etmekle yükümlüdür. Allah Teâlâ kulunu, gücünün yetme
Türk dünyasının en büyük edebiyat organizasyonu olan ve 1992’den beri Türkiye Yazarlar Birliği tarafından gerçekleştirilen “Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni” 13-16 Kasım 2019
Divriği Ulucamisi ve Darüşşifası neden sanatla veya sanatlı olarak inşa edilmiştir?” sorusuyla bitirmiştik. Bu sorunun cevabını önce, bu yapıları bina eden Mengücek Beyi Ahmet Şah il
İslam dünyası bu günlerde dinsel bağnazlığın, mezhep taassubunun doğurduğu şiddeti yaşamaktadır. Bu süreç genel olarak şöyle işlemektedir: Herhangi bir kültürel veya toplumsal kriz
Bitlis, medeniyetlerin kesiştiği kadim bir şehrimiz. Anadolu’da ev mimarisi denince aklımıza Safranbolu, Buldan, Beypazarı, Eskişehir, Babadağ evleri gelse de Bitlis evlerinin yeri ayrıdır
Çalışma odasında sadece kalbin eski doğrularına, geçici ve ölüme terk edilmiş hikayelerin mahrum bırakıldığı evrensel gerçeklere, sevgiye, onura, acıma duygusuna, gurura, şefkate ve
“Bir yığın yeteneksizin nasıl olup da ülkenizi, şirketinizi, fabrikanızı, mağazanızı, büronuzu avuçlarının içine aldıklarına şaştığınız oluyor mu?” sorusuna cevap arıyor
Birkaç gün önce sergilenen ve nutuk ve gözyaşlarıyla yetinmeyip küçücük çocukları bir siyasî kişinin ismi, resmi, büst ve heykelleri karşısında secde ettirmeye bile vardırılan traj
Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesinden bahsetmiştik. Çin’den Londra’ya kadar uzanan kara, demiryolu ve deniz yolu ticaret hatlarını kapsayan bir proje. Adeta bu çağın İpek Yolu gibi. Çi
Türk dış politika yapımına yeni bir siyasal perspektif verme vakti gelmiştir. Bu yeni siyasal perspektif eğer kurumlar düzeyinde yeniden yapılanmayı sağlam bir zemine oturtabilirse önümü
Osmanlı padişahlarının on yedincisi ve İslam halifelerinin seksen ikincisi olan IV. Murad, 27 Temmuz 1612’de İstanbul’da doğdu. Babası I. Ahmed, annesi Mahpeyker Kösem Sultan’dır. Ağa
İnsan değerinin olmadığı bir dönem yaşanıyor. Doğal olmayan insan ölümleri bile sıradan. Kimi ölümler çok değere biniyor kimileri ise asla umursanmıyor. İnsanlık adına korkunç bir
Kapitalizm dolar üzerinden tüm dünyayı kendi kanlı saltanatına ortak etti. 1900’lerin ilk yarısından bugüne bütün savaşlar, soğuk savaş terör ve darbeler bu kanlı saltanatı sürdür
Bugün mesele, geçmişin kavgalarına saplanıp kalmadan, tarihten ders alarak Türkiye’yi kuvvetler ayrılığına dayalı bir hukuk devleti ve ileri teknoloji ülkesi haline getirmektir.