Sosyal Medya

Makale

Bayramda Dertlenmeden Düşünmek Mümkün mü?

Bayram havası küçük yerleÅŸim yerlerinde; kırsalda ve köy ortamında daha ziyade dalgalanır. Sanki bayramın tabiatı mahallede köyde karılmıştır. Bu beldelerde ahali bayramın boyası ile renklenmiÅŸtir. Ziyaretler teklifsiz her kapıya yönelir.  Yüzlerde sürur, gönüllerde neÅŸe fener gibi etrafı aydınlatır. Her kucaklaÅŸma ruhlarda biriken gerilimi telif eden bir dokunuÅŸtur. Bayramda yakınlarla buluÅŸmak ruhun üzerindeki yükleri alır. Bayram vermeyi, katlanmayı ve ikrama dair bir ‘ağırlama’ erdemidir. Bayramın vasatı geniÅŸ coÄŸrafyada adetlerle yaÅŸanır. Aile birlikteliÄŸi, sofra buluÅŸması, iyi niyete tavırlar sergileme iliÅŸki örüntüleridir. Ruhun inÅŸirah bulduÄŸu bu demler takdir edilmiÅŸ günlerdir. Öyle ki bayramlar rotasını arayan kalpleri toparlayan bir dokunuÅŸtur. 

Bedenimizin bulunduğu yer ruhumuzun bulunduğu yer olmaz her zaman. Ruh özgürdür, dalgalandığı iklim farklıdır. O elbette bedenin bulunduğu yerdedir. Fakat bedenin keyfiyetine her zaman bağlı olmaktan ötededir. Çünkü ruh, bedene iliştirilmiş bir aksesuar değildir. Kalbin tatmin olmasının sebepleri beden hazlarından farklıdır.

Yıl içinde zorluklar içinde sınanan ruhlar için bayramlar bir ulaşılmış zirvedir. Bunu tatil ile yapamazsınız zira tatil egonuzu rahatlatır, bayram ise kalbinizi. Yorgun olan ruhtur, şezlongda ruh dinlenmez. Metal yorgunluğunu gidermek için fişini çekeceğiniz bir makine de değildir. İnsanı dinlendiren şeyler kalbin hususiyetlerinde gizlidir. İlahi emir bu kez kalbinizi telif için karşınıza bayramı çıkarır. Yedi iklim ötesinde yaşadığınız yere bir nefha misafir olur.

Ruh bayram öncesi ilahına yönelmiş ve beden de ibadete iştirak etmişti. Etten ekmekten kesilen beden ruha teslim olmuştu. Kalbin özgürleşmesi için egonun susması gerekiyordu. Zira nefsin bir ömür süren haz prangalarından çözülüşü için fasıla gerekir. Bayram ile birlikte arınmış ruhların tefekkür ile hayata hakim olması beklenir. Zira ruh, beden alışkanlıklarına karşı güçlenmiştir.

Dijital aÄŸların etrafımızı sardığı bir atmosferde gönle dokunuÅŸ nasıl olur? Gönlün ihtiyacına amade bam teline bir dokunuÅŸ! Bir örnek üzerinden bakalım. Son zamanlarda bir ilahi grubu büyük ilgiye mazhar oldu. Umreden gelen birinin kapısı çalınıyor. Samimiyetin hakim olduÄŸu bir havada hoÅŸ geldin güzellemesi yapılıyor. İlahinin sözleri ve klibin içeriÄŸi bu kadar beÄŸeniyi cezbetmiÅŸ olabilir mi? Burada daha derin bir psikoloji var. Metal yorgunluÄŸa ya da dijital yorgunluÄŸa bir mola gibi geldi bu ilahi. “İzin ver de kabeni göreyim Allah.” Evet bir ana kucağı gibi yorgun zihinlere ÅŸifa olacak kolların arayışı Kabe ile vuslat edecek. Dijital serpintiye maruz kaldığımız bir dönemde dağınık zihnimizi toparlayamıyoruz. Bu yüzden “göster cemalin göreyim Allah” demek kısa yoldan yaramıza dokunuyor. Selam, esenlik musafaha ile gönüllerde bir neÅŸve oluÅŸuyor.Pazarlıksız, hesapsız, iliÅŸkiyi bir alış veriÅŸe dönüştürmeyen kucaklaÅŸmalara ihtiyaç var. Sadece dijital bir yorgunluk deÄŸil bu. Varolmanın ve bu çaÄŸda yaşıyor olmanın bir karşılığı gibi.

M. Bayram AYAZ

1 Yorum

  1. Canan KAYA

    Mart 23, 2026 Pazartesi 08:53

    Yüreğine sağlık hocam bu manevi İklim ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.