Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: Saldırı, karşı saldırı



İran’a yönelik ABD ve iÅŸgal rejimi İsrail’in saldırıları devam ediyor. Sivil yerleÅŸim bölgeleri, ülkenin altyapı tesisleri, özellikle de enerji hatları hedef alınıyor. Ülke yönetim kadrosuna yönelik vahÅŸi saldırılar ise adeta zevk alırcasına yapılıyor. Dünya kamuoyu bu durum karşısında ÅŸaÅŸkın.

ABD’nin baÅŸkanı Trump, İran yönetici kadrolarına yönelik her saldırıda İslam dünyasının gözünün içine bakarak dalga geçer gibi “onlar kayıtsız ÅŸartsız teslim olmalı” diyebiliyor.

İran’a yapılan saldırıların ana hedefinde askerî merkezler olduÄŸu iddia edilse de artık ilkokul çağındaki çocukların vahÅŸice hedef alınmasının, hastanelerin, saÄŸlık merkezlerinin hedef alınmasının meÅŸrulaÅŸtırılması için bahaneler kolayca üretiliyor.

Bu saldırılar, İslam ve komÅŸu ülkelerde sessizlik hâkimken Avrupa’nın ve hatta Afrika’nın özgür ruhlu insanlarında tepkiler artıyor. Hatta NATO üyeleri, Trump’un yardım çaÄŸrılarına olumsuz yanıt vererek “bu bizim savaşımız deÄŸil” açıklamasını yaptılar.

Dünyanın tepkisini çeken iÅŸgal rejimi İsrail ve ABD saldırılarının yapıldığı yerler çok anlamlı. İran’ı zor durumda bırakan noktalardan biri de bu. ABD ve iÅŸgal rejimi İsrail’in İran’la sınırı yok. Saldırılar, İran’a komÅŸu ülkelerde konuÅŸlanan ABD üslerinden yapılıyor.

İsmi o kadar önemli deÄŸil. ABD’nin üslerinin bulunduÄŸu ülkelerin tamamı, İran’a yönelik saldırılarda bir rol üstlenmiÅŸ görünüyor. Biliniyor. Ya doÄŸrudan ya da dolaylı olarak bu saldırılara katkı saÄŸlıyorlar.

İran, saldırılar öncesinde bu ülkeleri uyarıyor. “Saldırının yapıldığı üsler, komÅŸu ülkelerin toprakları kabul edilemez, saldırgan tarafın toprakları olarak kabul edilir ve karşı saldırı, misilleme yaparım” hatırlatmasını yaparak “olası saldırı İran’la sınırlı kalmaz, bölgede kontrol edilemez, küresel boyut kazanacak bir ateÅŸe dönüşebilir” uyarısında bulundu.

Saldırılara Trump ve Netanyahu’nun kiÅŸisel hırsları olarak bakıldı. Batılı müttefikleri, hatta İngiltere bile Trump’ın saldırısına destek vermedi. Hatta saldırıya maruz kalan İran, saldırıların yapıldığı üslere yaptığı misillemelerde üslere ev sahipliÄŸi yapan ülkelerde bile ses çıkmadı. Adeta suçluluk psikolojisiyle durumu kabullenir bir hâle büründüler.

Hatta İran CumhurbaÅŸkanı PezeÅŸkiyan, ABD üslerinin bulunduÄŸu ülkelere hitaben “Sizlerden özür diliyoruz, böyle olsun istemezdik. Fakat saldırıya maruz kalan biziz ve saldırıların yapıldığı üslere ve merkezlere saldırıyoruz” ÅŸeklindeki özür nitelikli açıklaması bile olumlu havaya katkı saÄŸladı.

Bu olumlu havayı bile sertleştiren yine Trump ve ekibi oldu. Özürü yenilmişlik, acizlik ve teslimiyet olarak nitelendirerek saldırılara devam etti. Netanyahu ve ekibine de devam edilmesi yönünde göz kırptı.

Ne olduysa, ABD’nin ve iÅŸgal rejimi İsrail’in İran’ın karşı saldırılarında aldıkları ağır darbeler sonrası oldu. NATO ve batılı müttefikleri ABD’yi yalnız bıraktı adeta. NATO ve batılı müttefiklerinin bu tutumundan rahatsız olan ve diplomatik destek arayışına giren Trump, üslerine ev sahipliÄŸi yapan ülkelerin dışiÅŸleri bakanlarını bir araya toplatarak İran’ın misillemelerini kınatan bir bildiri yayınlattı.

Toplantı gerçekten önemliydi. Yapılması gerekiyordu. Bu saldırıların önüne geçilmesi gerekiyor. Fakat söz konusu toplantıda saldırıların sebebine, saldırıları baÅŸlatana, saldırılarda yaÅŸanan ağır kayıplar ve altyapı tahribatına iÅŸaret edilmemiÅŸ, saldırıların yapıldığı üslerin durumu ve bu üslere ev sahipliÄŸi yapan ülkelerin durumu hatırlatılmamış, saldırıya karşı misilleme yapan İran’ı suçlu duruma düşüren bir sonuç çıkarılmıştır.

Adeta, ABD’nin dünya genelinde kaybettiÄŸi prestiji düzeltme yoluna gidilen bir toplantıya dönüşmüş; Netanyahu’nun yayılmacı siyasetlerine, ABD’nin emperyalist siyasetlerine, bölge ülkeleri arasında çıkarılmak istenen fitne oyunlarına görmezlikten gelinmiÅŸ; tamamen Netanyahu ve Trump’ın saldırıları meÅŸru hâle getirilmeye çalışılmıştır.

Ve bu toplantı sonucunda, Türkiye’nin bölgede akil ülke, dengeli siyaset, ateÅŸi söndürme diplomasisi gibi çabalarına hiç yakışmayan bir durum çıkmıştır. Türkiye, tarihsel mirasın gereÄŸi daha kapsayıcı, daha çözüm odaklı, bir o kadar da daha adil bir tavır alabilirdi. Bildiri ve bildiri sonrası yapılan açıklamalar, Türkiye’nin misyonuna yakışmamıştır. Trump ve Netanyahu’nun saldırıları meÅŸru kabul edilir, yayılmacı siyasetleri sineye çekilir bir anlayış içinde, Trump ve Netanyahu’nun dünya genelindeki yenilgisi diplomatik zafere dönüştürülmeye çalışılmıştır.

Trump’ın bölge ülkelerini karşı karşıya getirme çabalarına, İslam ülkeleri arasında çatışma siyasetlerine ve Müslümanlar arasındaki kardeÅŸlik baÄŸlarını koparmaya yönelik siyasetlere karşı daha uyanık olma dileÄŸiyle.

Ömrümüz ve geleceğimizin Ramazan kardeşliği içinde, günümüz bayram tadında olması ümidiyle.

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.