Uygur halk edebiyatında İparhan isimli bir kadın kahraman vardır.
Geniş bir literatür taraması yaparak, Ortaçağ anlatılarından tutun, Rönesans resimlerine, Shakespeare’in tiyatrolarından, gotik korku romanlarına ve hatta Hollywood filmlerine kadar her ye
Neymiş; “yunus popülasyonu avlanma yasağı nedeniyle giderek artmış, yetişkin bir yunus günde 70 kilo hamsi yiyormuş, hamsileri kurtarmak için yunus balıklarını avlamamız gerekiyormuş.
ABD Başkanı Donald Trump, geçen haftaki Kongre baskını hususunda, "Ben şiddet istemiyorum, hiç istemedim." açıklamasında bulunurken, kendisine yönelik azil sürecini de "cadı avının deva
BAE’nin, Libya’daki Halife Hafter unsurlarına DSÖ tarafından gönderilen tıbbi yardımları Suriye rejimi uçaklarıyla gönderdiği ortaya çıktı. Bu durum ABD yaptırımlarının delinmesi
İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem'in hazırladığı raporda, Ürdün nehri ile Akdeniz arasında yer alan tarihi Filistin topraklarına işaret edilerek, "Artık İsrail’e 'apartheid' d
Kısıtlamalar, yasaklar, tehditler dolayısıyla adam akıllı sinmek zorunda kalan insanlar önce sakinleştirilir, ehlileştirilir, evcilleştirilir. Sonra zaman geçtikçe kafes içinde beslenen v
O adam o fotoğrafla ödül almıştı ama acaba vicdanı rahat mıydı? Adam robotlaşmıştı gerçi, açlıktan karnı yapışan, dudakları kuruyan bir bebeğe el uzatmak yerine bundan kazanabilec
Ermenistan görünüşte kolay gözüken ama derin sular altından geçeceğine benzeyen siyasi girdabın içinde. Paşinyan iktidara gelirken Batılı müttefiklerinin esas desteği Rus Barış Güc�
Başbuğ beye hatırlatalım ki, ‘Darbenin iyisi- kötüsü olmaz. Milleti sürü yerine koyan ve milletin silahını millete çevirmekten kaçınmayan bir anlayış her yerde ve her zaman hıyanett
Mumford endüstriyel çağa özgü zamansal düzenlemenin köklerini, daha doğrusu bir bütün olarak endüstriyel düzenin köklerini manastırlarda, özel olarak da Benediktin manastırlarında bul
Yarım asır önce Anadolu’nun her beldesinde ufak tefek farklar ile bir düğün geleneği bulunuyordu. Tarım toplumunun biçim verdiği bir görenek. Süreç özetle şöyle cereyan eder:
Âdem evladının bir yanı beşer olarak doğa koşullarına uyum sağlamak üzere tertiplenmişken, bir yanı da insan olarak doğa koşullarını aşmaya uygun bir tertip üzere halk edilmiştir.
Yaşamayı tam olarak bilemediğimiz, kendine özgülüğünün, başkalığının ayırdına varamadığımız, anlamına eremediğimiz özel zamanlar kaçırılmış trenler gibi boş bir istasyonun