Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: NATO zirvesinden geriye kalan



Popülizmin hâkim olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Gelişen teknolojinin imkânlarıyla da donandığımız için popülizm hayatımızın her alanını kuşatmakta. Siyasetten ekonomiye, spordan kültürel hayata kadar her alanı kapsıyor bu hastalıklı durum maalesef.

İçeriklerin üstünü örten, geçici meşguliyetleri ile insanları oyalayan, sorun ve sıkıntıları yokmuş gibi hissettiren bir tür uyuşturucu hâli. Halka rağmen halkçı geçinen tipler. Sorunlara rağmen sorunsuz bir hayatın varlığı iddiası.

Popülist liderlerin, popülist siyasetlerin hâkim olduÄŸu zirveye tanıklık ettik. Ankara’da gerçekleÅŸen NATO zirvesi, halk adına halka raÄŸmen yapılan organizasyonlardan biri. BaÅŸta iktidara yakın medya olmak üzere, merkez medyanın zirveyi magazinleÅŸtirme çizgilerini popülist kalıpta anlayabiliyoruz. Toplantının yeri, zamanı, yapılışı, misafirler, misafirlerin tavırları, ağırlanışları, onlara sunulan hizmetler, özellikle yemekler vs. elbette önemlidir. Bir organizasyon baÅŸarısıdır. Dış politika zaferidir vs. bunlar bizim konumuz dışında. Asıl dikkate alınması gereken, bu magazin konularının dışına çıkılmayıp toplantının muhtevasının üstünün örtülmesi çabalarıdır.

Zirve, sıradan bir organizasyon deÄŸildir. Bunun altını çizelim. Çocuk istismarcısı ve çocuk katili Trump’un hiçbir ÅŸey olmamış gibi ülkeye gelmesi, “dostluk gösterisi” diyerek yapılan 165 çocuÄŸun katli baÅŸta olmak üzere Gazze ve Lübnan’da sürdürülen katliamların dile getirilmeden kabullenilmesi, toplantı devam ederken ev sahibi ülke durumundaki Türkiye’den komÅŸu ülke İran’a saldırı emri vermesi gibi vukuatları sindirmek zor.

Zirveye Suriye baÅŸkanı Åžara’nın davet edilerek Trump ile görüşmesinin saÄŸlanması, NATO’ya bilmem ama, Türkiye’ye ve Suriye’ye ne kazandıracak? Ve bu görüşmede, Suriye’nin iÅŸgal rejimi İsrail tarafından iÅŸgal edilen toprakları gündeme getirilmezken, Lübnan ve Suriye iliÅŸkilerinin gündeme getirilmesi ne anlama geliyor?

İşgal rejimi İsrail’in Lübnan ve Gazze’ye saldırılarına iÅŸaret edilmezken, İran’ın Hürmüz BoÄŸazı meselesi, İran’ın nükleer meselesi gündem oluÅŸturması ne anlama geliyor?

ABD emperyalizminin elindeki kitle iletiÅŸim araçları ve lobi gücüyle Siyonist iÅŸgal siyasetlerinin üstü örtülmeye çalışılmakta, İran’a yönelik saldırılara meÅŸruiyet kazandırılmaktadır. İran’ın olası savunma hakları, bir tür saldırı olarak nitelendirilecek zemin oluÅŸturulmaktadır.

NATO genel sekreterinin, ABD ve iÅŸgal rejimi İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında Avrupa’daki NATO üslerinin kullanıldığını itiraf etmesine dair bir iÅŸaret de yapılmıyor. Yapılmayan sadece üslerin kullanılması meselesi deÄŸil, aynı zamanda NATO istihbarat ve lojistik kaynaklarının iÅŸgal rejimi İsrail’e verilmesine de ses çıkarılmıyor.

Konu biraz daha farklı boyutlarda seyrediyor.

Diplomatik kaidelerin dışına çıkarak misafir olarak bulunduğu ülkeden komşu ülkeye saldırı emri vererek, iki komşu ülkeyi birbirine düşürecek siyaset izlenmektedir. Bu konuda herhangi bir tepki ya da açıklama gelmezken, NATO zirvesindeki magazin görüntüleri verilmekte, bölgesel çatışmaların sebebi olacak kararların üstü örtülmektedir.

İran’ın ismi verilerek nükleer faaliyet hakları olmadığı duyurulurken, iÅŸgal rejimi İsrail’in hem bölgedeki saldırgan siyasetleri hem kontrolsüz nükleer faaliyetleri ise görülmek istenmiyor. Bölgede Lübnan’da, Suriye’de, Gazze’de, Batı Åžeria’da yürüttüğü iÅŸgal siyasetlerine de hiç iÅŸaret edilmiyor. Popülist siyaset denilen anlayış da buradan geliyor. Bölge ülkeleri ve bölge ülke halklarına karşı yapılanların üstünün örtülmesi için popülist siyasetler ise zirveyi magazinleÅŸtirerek devam ediyor.

Konu tek başına İran da deÄŸil. Rusya konusunu da unutmamak gerekiyor. Rusya, Türkiye’nin komÅŸusu; farklı kulvarlarda bulunsalar da iki ülkenin ortak çıkarları, ortak kaygıları vardır. Bölgesel konularda farklı düşünseler de bu ortak coÄŸrafyada birlikte yaÅŸadıkları unutulmamalı. Oysa NATO zirve kararlarında, Rusya ile Türkiye’yi karşı karşıya getirecek ifadeler vardır.

Gerek İran’a yönelik kararlar olsun, gerekse Rusya’ya yönelik ifadeler olsun, Türkiye’nin riski kontrol etme siyasetlerini daha hassas hale getirmektedir. Suriye konusu ise bu yönde daha yakından izlenmesi, daha hassas olunması gereken bir meseledir. Suriye ile Lübnan’ı, özellikle Hizbullah ile Åžam yönetimini karşı karşıya getirme siyasetlerinden uzak tutmak gerekiyor.

Trump’un her fırsatta Åžara’nın Hizbullah’ı kontrol etmede baÅŸarılı olacağına dair ifadeleri, geleceÄŸe dair güven veren ifadeler deÄŸil. Ankara’da gerçekleÅŸen Åžara-Trump görüşmesinde de bu güvensizlik ortamı daha hassas hale getirilmiÅŸtir. NATO üyesi olmayan bir Suriye’nin zirvede kendisine verilen terör listesinden çıkarılma rüşvetini nasıl kullanacağı ise önümüzdeki günlerde belli olacak.

Zirve’yi geride bıraktık. Rusya ve İran’a dair maddeler iz bırakacak türden. Ve tabii ki NATO’nun OrtadoÄŸu bölgesindeki varlığı, iÅŸgal rejimi İsrail ve Suriye iliÅŸkilerinin geleceÄŸi de zirvede alınan kararlar dahilinde ele alınacak. Bunu da önümüzdeki süreçte göreceÄŸiz.

Zirveden geriye kalan, çocuk istismarcısı ve çocuk katilinin bıraktığı kirli izler ile komşu iki ülke aleyhine çıkan kararların bırakacağı etkiler olmuştur.

Günün değil, geleceğin inşasına katkı sağlanması dileğiyle.

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.