Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 3 yılda bir düzenlenen ve 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren PISA testinin 20
Suudi Arabistan’ın kurucu kralı Abdulaziz, 9 Kasım 1953’te, Tâif’teki yazlık sarayında öldüğünde, ardında Ortadoğu’nun en güçlü ve zengin devletlerinden birini bırakmıştı. U
Farsça ve Arapçaya hâkim bir kalem, iyi bir mareşal. Kolaylıkla geçtiği Sina Çölü’nü 1914’te Cemal Paşa’nın kuvvetleri Mısır seferi sırasında aynı rahatlıkla geçemediler. Ağ
Bu düşüşe ve dejenerasyona daha fazla rıza gösterirsek postmodern yenidünyanın çocuklarımızı kolonize etmesini de kendi ellerimizle onaylamış ve kolaylaştırmış olacağız.
“İsa, çarmıhta ölmeyi yeğlemişti, Sabetay Tzevi, Müslüman olup başını kurtarmayı tercih etti.” diyorlar. Buna karşın, Mesih beklentisi kaybolmuyor. Müridleri de küsmüyor. “Yeni
Amerika kıtası keşfedildiğinde oraya medeniyetten önce ölüm gitti. Vahşet, hırsızlık, soykırım gitti. Peki daha sonra medeniyet gitti mi? Hayır! Çünkü oranın yerlileri Beyaz Adam’d
Ya ‘fıtrat ilkelerini’ özümseyip tüm canlıların hatta cansızların hukukunu gözeten bir sistem inşa edersiniz ya da ‘uydurduğunuz(veya taklit ettiğiniz) sistemin ilkelerini fıtrat il
Aşırı politikleşme, yapay kamplar ve kutuplar icat eder; toplumu, toplumda önceden varolan fay hatları üzerinden böler. Sonuç, sosyal depremdir.
Siyasetin maksadı, maslahat olmalı. Yani sulh etmeli. İnsanları birbirinin yüzüne bakamaz hale getiren dil ve yöntemler siyasetin gayesi ile örtüşmez. Aksine kötü örnek olur. Sonuçta “
Felâket tellallığı yapmak istemiyorum elbette. Ama birbirine benzer sosyal olaylar her zaman aynı sonucu doğurmasa da bugün dünyanın yuvarlandığı çukur bir asır öncesini hatırlatıyor
Geçenlerde ilginç bir araştırma sonucuyla karşılaştım. Bu araştırmaya göre iyi bir eğitim ve iş kariyerine sahip olan babaların çocukları, okulda daha başarılı oluyor. Ama annelerin
Bir şehri tanımak, biraz da o şehrin ölülerini tanımak demektir. Ölülerini, yani kabristanlarını...
Küresel sorunların yerelleştiği, en yerel ayrıntının küresel çapta boy gösterebildiği bir dünyadayız. Yaşamakta olduğumuz her sorun aynı zamanda ya küresel bir etkileşimin sonucudur
1991 yılında İSAV (İslam Araştırmaları Vakfı) hocamız Ali Özek başkanlığında bir İran araştırma gezisi düzenlemişti. Bir yıl sonra da Tarabya Oteli’nde bir sempozyum yapıldı.
Şili, Bolivya, Hon Kong, Lübnan, Fransa, İran… Sokaklar kaynıyor. Hem de ne kaynama. O ya da bu oranda birbirine benzeyen bu kaynamaların en belirgin ortak noktası ne diye sorsanız bana, dura