İslam dünyasında, bilimsel alandaki kısırlığı anlamaya yönelik çabalar genellikle; alt yapı eksiklikleri, ayrılan bütçelerin azlığı, bilim politikası kusurları, insan niteliği tür
İstanbul Sözleşmesi ile ilgili olarak kamuoyunda, sivil örgütlerde, yayın gruplarında, sosyal medyada, ciddi, eleştirel bir gündem var. Hatta, gittiğimiz her konferansta, yazdığımız her
İslâm milletine düşman olanların bir şey yapmalarına gerek yok. Zaten birbirlerini yiyorlar. Kimin kime güveni var. Emperyal ağalar keyif çatıyor. Zamanı gelince küçük bir dokunuşla mu
KADEM “25 Kasım Kadın’a Şiddet Haftası” sebebi ile Aile Bakanlığı’nın da desteklediği “Şiddeti engellemek insani ve vicdani bir sorumluluktur. Unutma, Sen Varsan Şiddet’e Yer Yo
Bu feminist bilinçte anne bir düşüştür. Günahkarlık halidir, kölelik durumudur, evde mahkum olmaktır. Bu nedenle kimse anne olmak istemez. Evlilik anne olmak için değildir artık. Evlilik,
"Ölüm sadece insana değil, bilgiye de gelir. “Belki hâlâ o besteler çalınır / Gemiler geçmeyen bir ummanda” der şair. Ürettiğimiz hoş sedalar, kapanan siteler ile hangi ummana gider?
Sürekli güncellenen bir harita var önümüzde. Kırmızı çepeçevre büyüyor, yeşil küçülüyor. İlk bakışta, şehirleşmenin tabiata verdiği zarar düşünülebilir. Hayır. Kuşatma alt
Hem kişi hem de toplum, kendisini geçmişten hareketle şimdinin imkanları içerisinde gelecek için hazırlar. Bu tavır da insan oluşun sürekliliğini sağlar; canı, aklı, soyu, malı ve inan
İmdi, söyle bakalım ey talib, fedakârlığı büyük olanlar kimler? Aşıklar mı, yoksa aşktan vazgeçenler mi?
İnsana düşünme ve inanma payı bırakmayan bir hayat veya bir dünya anlayışı. Bir Müslüman kendisi gibi düşünemiyor. Kendisi gibi düşünüyor gibi görünüyor ama düşünüş ve anlay
Yugoslavya'nın parçalanması sırasında, 1 Mart 1992 tarihinde yapılan referandumla, Slovenya ve Hırvatistan'ın ardından bağımsızlığına kavuşan Bosna Hersek'te, ''Bağımsızlık Günü'
Yüz yıl önce bıraktığımız yere döndük. Seçkinciliği temel alan yapılar yabancılarla iş tutmaktan kaçınmıyor. Kozmopolit ortamlara teslim olmamış unsurlar da sahici fikirlere öncü
Gerçekten de, modernitenin insana yaptığı en büyük kötülük, insanı tabiattan kopartması ve Tanrı’yı hayatın dışında tutmak istemesidir. İnsan, varlığını sürdürebilmek için n
erçekliği siyah/beyaz olarak görmek nasıl bir ‘tercihse’, onu bir gri alan olarak görmek de öyle bir ‘tercih’; ve bu tür tercihler bilimden hareketle yapılamaz. Dolayısıyla da Newton
Hortlayan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, göçmen korkusu, rızk kaygısı gibi faktörlerin temelinde batının yaşadığı tarihin bilinçaltına yerleştirdiği kaygılar yatıyor.