Sosyal Medya

Makale

Gayret

Gayret, hem dil bilgisel kökeni hem de taşıdığı felsefi, psikolojik ve kültürel derinliğiyle İslam düşünce dünyasının ve günlük yaşamın en dinamik kavramlarından biridir. Kelime, sadece kuru bir "çalışma" veya "çabalama" ifadesi değil; içinde inanç, adanmışlık, irade ve ahlaki bir sorumluluk barındırır.

Bu kavramı etimolojisinden sosyolojisine, psikolojisinden felsefi boyutuna kadar geniş bir yelpazede değerlendirelim.

Kelime arapça kökenlidir.

Kök Anlamı: bir şeyi veya bir kimseyi başkalarından kıskanmak, esirgemek, koruma içgüdüsüyle hareket etmek, namusunu/şerefini korumak için kıyam etmek (canlanmak) anlamlarına gelir.

Anlam Evrimi: Arapçada kelimenin ilk anlamı "kıskançlık, hamiyet, koruma duygusu" (özellikle kutsal sayılan değerleri, aileyi veya vatanı koruma hırsı) Bu koruma ve sahiplenme duygusunun doğurduğu "büyük çaba, azim, istekle çalışma ve direniş" anlamı bu bilince sahip sosyal yapılarda güçlü bir şekilde ön plana çıkmıştır.

"Gayret" aslında bir yönüyle "kendinden başkası (gayrı) için veya kendine ait olanı başkasına kaptırmamak için" sergilenen o asil öfke ve çabadır.

İslam öğretisinde gayret, kader inancıyla doğrudan paslaşan bir denge unsurudur. Pasif bir kadercilik anlayışını reddeden İslam düşüncesi, insan iradesini (cüz-i irade) gayret kavramıyla taçlandırır.

"Gayret bizden, tevfik Allah'tan": Bu kadim düstur, insanın sonuçtan değil, süreçten sorumlu olduğunu söyler. İnsan elinden gelen tüm çabayı (gayreti) göstermekle yükümlüdür; başarının gelmesi (tevfik) ise onun kontrolü dışındaki dinamiklere bağlıdır.

Gayretullah terkibinin de inanç dünyamızda çok özel bir yeri vardır. Allah’ın mazlumu koruma, adaleti saÄŸlama ve kendi koyduÄŸu kutsal sınırların çiÄŸnenmesine karşı gösterdiÄŸi ilahi müdahale anlamlarına gelir. Halk arasında bir haksızlık karşısında söylenen "Bu durum Gayretullah’a dokunur" ifadesi, zulmün ilahi adaleti harekete geçirecek raddeye gelmesini ifade eder.

Modern psikolojide gayret; motivasyon, içsel dürtü ve "dayanıklılık" kavramlarıyla örtüşür.

Gayretin yetenekten daha üstün olduğunu savunan düşünürler vardır. Sabit zihniyetli insanlar zekaya inanırken, gelişim zihniyetine sahip insanlar gayretin (çabanın) beyni ve becerileri dönüştüreceğine inanır. Gayret, insanı pasif bir kurbandan, kendi hayatının aktif bir inşaatçısına dönüştürür.

Gayret, sürekli tekrarlandığında bir alışkanlığa ve nihayetinde karaktere dönüşür. Başlangıçta zor gelen her eylem, gösterilen sürekli gayretle kolaylaşır.

Gayret, insanın ahlaki kalitesini ölçen en önemli turnusol kağıtlarından biridir.

Toplumda bir insana "tembel" demek sadece bir durum tespitidir; ancak "gayretsiz" veya "hamiyetsiz" demek ahlaki bir eleştiridir. Gayretsiz insan; ideali olmayan, toplumun veya ailesinin yükünü sırtlanmaktan kaçınan, pısırık ve bencil tipolojiyi temsil eder.

Gayrete gelmek: İçindeki gücü, motivasyonu fark edip harekete geçmek.

Gayret kemerini kuşanmak: Zorlu bir işe başlamadan önce manevi ve fiziki olarak tam bir adanmışlık moduna girmek (toplumsal takva çabaları-ahilik uygulamalarına atıftır).

Gayret Yaşamı Anlamlı Kılan Kıvılcımdır.

Gayret; zekayı başarıya, hayali gerçeğe dönüştürür. Sonu ne olursa olsun, bir amaç uğruna ter dökmek insanın varoluşsal sancılarını hafifletir. İnsan, sadece ulaştığı hedefle değil, o hedefe yürürken gösterdiği gayretin niteliğiyle insanlaşır.

Nitekim Necip Fazıl Kısakürek’in ÅŸu mısraı, gayretin insan hayatındaki mutlak yerini çok güzel özetler:

"Tohum saç, bitmezse toprak utansın! / Hedefe varmayan mızrak utansın! / Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! / Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!"

Yasin AYDOÄžAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.