Siyonistlerin karanlık eylemlerinde bir kurban: Nuri Killigil Paşa
Ömrü hareketli geçmiş. Şimdilerde Türkiye dışında kalan dönemin Osmanlı topraklarının doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bütün hudut boylarında mücadele etmiş, esir olmuş, yaralanmış, zehirlenmiş, siyasi oyunları yakından görmüş, ismi konulmayan sürgün yaşamış ve sonunda da ismi konulmayan bir karanlık patlama ile bedeninden geriye kalan ayakları olmuş, bu yüzden de cenaze namazı bile kılınmamış.
Kim bu şahsiyet diyeceksiniz. Aslında Osmanlı'nın son dönemleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu sürecinde birçok şahsiyetin hayatı ibretlik olsa da Nuri Killigil'in hayatı çok daha mercek altına yatırılması gereken şahsiyetler arasındadır. Nuri Killigil, namıdiğer Nuri Paşa.
Nuri Paşa, asker bir ailenin üyesi. Abisi Enver Paşa Osmanlı Harbiye Nazırı, dayısı İngiliz sömürgeci işgal güçlerine karşı Osmanlı'nın önemli ve son zaferini kazandıran Halil (Kut) Paşa'dır.
Dünyaya 1890'da İstanbul'da gelmiştir. Osmanlı'nın zor dönemler geçirdiği yıllardır. İlk ve orta eğitimini Manastır'da yapar. Manastır Askerî Harp Okulu'na gider ve burada 1909'da mezun olur. Mezun olduğu dönem Balkanlar'da gerilim içindedir. Farklı görevlerde bulunur. Balkanlar'daki gerilimle birlikte Kuzey Afrika'da İtalyanların, İngilizlerin ve Fransızların işgal ettiği yerler vardır. Trablusgarp, Bingazi gibi yerlerde işgal güçlerine karşı mücadelede yer alır. Yerli halkı işgale karşı mücadele için organize etmeye çalışır. Ve bu süreç içinde hem İttihat ve Terakki, hem de Teşkilât-ı Mahsûsa'da önemli bir yerdedir.
Genç ve başarılıdır. Gönüllü olarak gittiği Trablusgarp'ta görevli olarak da ikinci kez bulunsa da ülkenin farklı coğrafyalarında işgaller vardır. Oralara da gidilmesi gerekmektedir. Ve 28 yaşındayken Kafkaslar'daki cepheye gönderilir. Vazifesi, Kafkaslar'da Bolşevik ve İngiliz işgallerine karşı Kafkas halklarının mücadelesini organize etmek, işgale karşı bağımsızlığını sağlamaktır. Harbiye Nazırı Enver Paşa, Kut'ül Ammare'nin muzaffer komutanı dayısı Halil Paşa'yı da Şark Orduları Komutanlığı'na getirir. Enver Paşa, Nuri Paşa ve Halil Paşa üçlüsü o dönemin şartlarında aktif görev almıştır.
Nuri Paşa Kafkaslar'a gitse de önünde önemli engeller vardır. İran'ı işgal eden İngilizlere, diğer yandan Kafkaslar'daki Rus ve Ermeni işgalcilere karşı gönüllü Azerilerle mücadele ederler. İran'ı işgal eden İngilizler, Hazar'daki petrollere de sahip olmak için Bakü'ye saldırmak ister. Yakub Şevki Paşa komutasındaki Osmanlı güçleri, Urumiye ve Tebriz üzerinden İngilizlerin önünü kesince İngilizlerin planı başarısız olur. Nuri Paşa ise yerli halkla birlikte Ermeni ve Rus işgalcileri püskürtür.
Kısa sürede bölgede Nuri Paşa önemli başarı elde eder. Millî Azerbaycan Cumhuriyeti ile Kuzey Kafkas Cumhuriyeti kurulur. Kurulur kurulmasına da, Osmanlı'nın müttefiki Almanların Ruslarla yaptığı gizli anlaşma, Birinci Dünya Savaşı'nın yenilen devletleri olarak Osmanlı da Mondros Mütarekesi kapsamında elde ettiği zaferlerden yenilmiş olarak geri çekilmek zorunda kalmıştır. Nuri Paşa, Bakü'yü terk etmek zorunda kalıp bölgeden uzaklaşırken Batum çevresinde İngiliz işgal güçleri Nuri Paşa'yı esir alır. Bir süre İngilizler tarafından esir tutulsa da Kafkasyalıların yardımıyla kaçmayı başarır. Almanya'ya geçer. Bu süreç, Osmanlı'nın dağılması yerine Cumhuriyet'in kurulduğu dönemdir. Yeni kurulan Cumhuriyet'in kurucu kadrosu ile anlaşmazlıkları vardır. Türkiye'ye girmesi halinde tutuklanması emri vardır. Bu yüzden Almanya'da yaşar. Bir süre Türkiye'ye gelemez. Bu süreyi eğitimle geçirir. Çinicilik eğitimi aldığı en önemli eğitimdir. Türkiye'ye ne zaman döndüğüne dair farklı görüşler vardır. En erken 1923 şeklinde bir görüş ile en geç 1938 şeklindeki ikinci görüş. Gerek Almanya'da gerekse de Almanya dönüşünde birkaç kez suikasta maruz kalır. Zehirlenir. Erken müdahale ile suikastları sağ atlatır.
Güzel sanatlara yatkındır. Çinicilik eğitimi de almıştır. Türkiye'ye dönüşte Ankara'da çinicilik işletmesi açar. Fakat yatırım ruhu kadar askerî bilgileri ve tecrübesi de onu silah sanayisine yönlendirir. Önce İstanbul'a gelir ve Zeytinburnu'nda Demir Eşya Atölyesi ile soba, döküm, ateş tuğlası, seramik gibi ürünlerin üretimine; ardından matara ile başlayan silah sanayisine doğru evrilen silah, mermi, tapalar ve topların üretimine başlar. Kısa sürede önemli başarı kaydeder. Türkiye silah sanayisinde özel teşebbüs olarak ilk olduğu gibi birçok silah üretiminde de ilk olur. Kendi markasıyla silah bile projelendirir, üretir. Her şey bu silah sanayisine geçişle başlar aslında. Zeytinburnu'ndaki fabrikayı kapatır, Sütlüce'de daha büyük bir yer alır. Fabrikası daha geniş ve daha büyük hacimde üretimler yapar.
Ürettikleri silahların kalitesi ve çeşitleri de artar. Türkiye ordusunun silah envanteri yenilenir, gücü de artar. Gemi topları, uçaktan atılan roketlere kadar uzanan yelpazede üretim yapar.
Ürettikleri silahlar, toplar Pakistan, Suriye, Mısır gibi yerlere gönderilir. Filistin topraklarında Siyonist işgalin resmen devletleşme sürecinin olduğu dönemdir. Suriye-Filistin cephesinin ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatların önemli kısmı Nuri Killigil'in ürettiği silahlardan temin edilmektedir.
Siyonist Yahudiler bunu bilmektedir.
Tarih 2 Mart 1949'dur. Türkiye halkı, Sütlüce'de yaşanan patlamayı konuşmaya başlar.
Cemal Anadol da "Siyonizm'in Oyunları (Yahudi'nin Cihan Hâkimiyeti Ülküsü)" adlı eserinde konuya iÅŸaretle şöyle yazmaktadır: "Nuri PaÅŸa'nın (Killigil) Mısır'da silah ve cephane sipariÅŸi (Tabii ki Yahudilere karşı kullanılmak üzere) aldıktan ve İstanbul'a dönüşünden iki gün sonra, Sütlüce'de bu iÅŸleri yapan fabrikasının infilak etmesi sırasında, çıkan yangının uçak mermilerinin bulunduÄŸu depoya sirayet etmemesi ve İstanbul'u muhtemel bir felaketten kurtarmak için hayatını feda etmesi yanında 27 Türk öldü. Fabrikada çalışan otuz Yahudi'nin burunları bile kanamadı… Çünkü olay günü hiçbirisi fabrikada deÄŸillerdi. Biz ülkemizi saran Yahudi uÅŸakları yüzünden, hâlâ 3 Mart 1949'un gafleti içerisindeyiz."
Aslına bakılırsa adres de verir, sayın yazar.
Nuri Killigil'in o korkunç patlamada cesedi bulunmaz. Cesedinin parçaları, eli, ayağı bulunur. Bu yüzden dönemin Diyanet İşleri Başkanı cenaze namazı kılınmaz fetvası verir. Cesedi bulunmayan Nuri Killigil'in cenaze namazı da kılınmaz.
Arada yıllar geçer, bu ülkede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 13 Ocak 2019 tarihinde yaptığı bir konuşmada, "Nuri Killigil'in silah fabrikasının bir sabotajla ortadan kaldırılıp kendisinin şehit edilmesi de tarihimizin bir başka karanlık sayfasıdır" ifadelerini kullanarak Nuri Killigil olayını bir karanlık sayfa, sabotaj ifadeleriyle suikast eylemini dile getirmiş olur.
Karanlık olayın arkasında MOSSAD olduğu yazılıp çizildi. Siyonistlerin eliyle yapılan eylemlerin karanlık sayfasına eklenen bir olay olarak kaydedildi.
Rahmet ve minnetle.
M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.