Medya neden gerçeklerden çok imajlarla ilgileniyor? Çünkü hiç kimse gününü gerçeklerle geçirmek istemiyor. Yani gerçeklerin hiç müşterisi yok! Arz, doğal olarak talebin çağırdığı
Herkes öyle ya da böyle yoldan geçen bir adam oldu. Ne kadar tenhalaştı, gerçekten bir yerden bir yere giden adamların hanesi... Ne kadar zor duyuluyor, kelimelerini gerçek seferlere gönderen
Akıl fikir sahibi bir insan olmanın hiçbir kestirme yolu yok, bu dünyanın her yerinde milyon kere ispatlanmış muhkem bir hikaye... Gazete okuyarak, televizyon izleyerek, sosyal medyada vakit ö
Kalemler var, yazdığından habersiz. Kelamlar var, mânâsından habersiz. Konuşan var, dediğinden habersiz.
Yaşadığımız ağırlıkların üstümüzden alınacağı bir vaktin geleceğine kendimizi inandırıyor, insanlığımıza çeki düzen vermeyi hep o muhal vakte erteliyoruz. Şu sıkıntılı gü
Hayatı şehirlerimiz, meydanlarımız, yollarımız, evlerimiz, mobilyalarımız gibi sert çizgilerle, düz ve keskin hatlarla düşünmeye ve algılamaya başladık.
Kitaplar, daha çok eski tarihli kitaplar, insanların 'insan'ın bu kadar uzağında olmadığı zamanlarda yazılan kitaplar, iç dünyamıza güneşli genişlikler, tatlı serinlikler armağan ediy
Belli bir rekabet ya da çatışma ortamı içinde değilsek yerimizin neresi olduğunu pek bilemiyoruz artık.
içinde olduğumuz birtakım süreçlerden söz ediyoruz sürekli. Bu süreç lafı, henüz nihai noktasına varmamış bir gidişatın ortalarında bir yerdeymiş gibi ayaküstünde tutuyor sürekli
Bu gerçeği olduğu gibi kabul edeceğimize, her şeyin aklımızın erdiği kadar olduğuna inanmayı tercih ediyoruz. Sonra gün geliyor, inandıklarımızın kalbimize yetmediğini hissediyoruz.
Kendimizi eğleyecek o kadar çok şeyimiz var ki, gören zayıflığımıza verip, içimizde kaçacak, kaçınacak gerçek bir derdimiz olduğunu zanneder. Eskiler kişiyi derdinden gafil kılacak ş
Yayın dünyasına egemen olan zihniyet yararsız çerezlere baş köşeleri veriyor. Daha çok para kazanabilmek için daha çok okuyucu çekmek, daha çok okuyucu çekebilmek için de daha geniş bi
Kavramların hayatlarımızı anlamlandırmada tek başına yeterli olduğunu sanıyoruz. Oysa bu zamanda bizim onlardan anladıklarımızla, kavramların aslî muhtevası çoğu zaman birbirine yakı
Havada süzülen şu kar tanelerinin yaptığına bir bakın; nasıl da örtüyorlar el ele tutuşarak hayat diye peşinde koştuğumuz şu sonu gelmez kargaşanın üstünü boydan boya?
Karanlık niyetleri olanlar düşünüp taşınıp haince, canice kötülük planları yapıyor, cana kıymak için insafsız tuzaklar kuruyor.