Meliha Çelik: Keloğlanı Öldürmek!
Keloğlan çoğu masalda yoksul ve kafasının kel olmasına rağmen sonunda ya padişahın kızıyla evlenir ya vezir olur. Bazen de sırma saçlara kavuşur. Nihayetinde nice mücadelenin ardından bir otoritenin veya gücün yanında eksiklerini kapatır. Amacı da budur. En yükseğe ulaşmaktır hedefi… Onu küçük köyü veya kasabası, kendisini zorluklarla yetiştiren annesi, karnını doyuracak kadar ekip biçtiği tarlası, komşu bir kız mutlu etmeyecektir. Biraz daha iyi koşullar da mutlu etmeyecektir. En ama en zengin, güçlü, güzel ne varsa gözü ondadır…
PLANLI BİR CİNAYET; KELOÄžLAN’I ÖLDÜRMEK
Saf, sevimli, akıllı ve cana yakın bir masal karakteridir Keloğlan. O, ismi farklı olsa da Türk coğrafyasında çokça bilinen bir masal kahramanıdır.
Ama süper güçleri olan olağanüstü bir kahraman değil aksine mütevazı bir evin sofrasında ekmek ve tarhana çorbasıyla karnını doyuran halktan biridir. Keloğlanın meziyetlerinden biri de şansını ve kurnazlığını ustaca kullanarak zorluklar karşısında gerektiğinde hileye başvurabilen çok uyanık bir genç olmasıdır.
KeloÄŸlan çoÄŸu masalda yoksul ve kafasının kel olmasına raÄŸmen sonunda ya padiÅŸahın kızıyla evlenir ya vezir olur. Bazen de sırma saçlara kavuÅŸur. Nihayetinde nice mücadelenin ardından bir otoritenin veya gücün yanında eksiklerini kapatır. Amacı da budur. En yükseÄŸe ulaÅŸmaktır hedefi… Onu küçük köyü veya kasabası, kendisini zorluklarla yetiÅŸtiren annesi, karnını doyuracak kadar ekip biçtiÄŸi tarlası, komÅŸu bir kız mutlu etmeyecektir. Biraz daha iyi koÅŸullar da mutlu etmeyecektir. En ama en zengin, güçlü, güzel ne varsa gözü ondadır…
Gücün karşısında halkı temsil eden keloÄŸlan deyim yerindeyse mitolojik Kaf Dağı’nın zirvesine varınca tamamlanacaktır. Kel ve fakir oÄŸlan, düşleri için savaÅŸacaktır. Onu sadece en zirve mutlu edecektir. O zirveye çıkmak için hileler, kurnazlıklar da yapacak, zekâsını, tatlı dilini ve ÅŸansını olabildiÄŸince kullanacaktır.
Ah o bitmek bilmeyen padiÅŸah veya peri kızına/oÄŸluna ulaÅŸma arzusu, sırma saçlarla bir sarayda en azından bir vezir olmak hevesi yok mu? Onlar olmadan bir türlü tamamlanmama, hep eksik ve yarım kalma duygusu! Ve sonra… Onlardan en azından birine sahip olunca da bir türlü olamamışlık hali… Aslında KeloÄŸlan’ın sırma saçları kadar ipekten elbiseleri ve tahtı da emanettir… Kendisi deÄŸildir. Olmak istediÄŸi kiÅŸi gibidir sadece. Gibi’dir!
Malum, masalların çoÄŸu hem evrenseldir hem doÄŸduÄŸu coÄŸrafyanın kültürünü yansıttığı için yereldir. İşte bu keloÄŸlan masalı da bir makama, iktidara, servete veya şöhrete kavuÅŸan birçok kiÅŸiyi sembolize ettiÄŸi gibi aslında Batı’nın ötekisi olan herkesi anlatıyor.
Nice iktidar ve nice taht bu KeloÄŸlanlarla doludur. BirçoÄŸu mütevazı sofralarda kaşıkladığı tarhana çorbasını unutmak istercesine oturduÄŸu ÅŸaÅŸaalı masalarda tıka basa göbeÄŸini ÅŸiÅŸirse de, elindeki altın kaşığa veya sırma saçına raÄŸmen hep bir KeloÄŸlan’dır… KeloÄŸlan olmaktan bir türlü kurtulamaz.
Osmanlı döneminde Tanzimat’tan önce kendisini toplumdan üstün gören seçkin zümrelerden tutun da Cumhuriyetle birlikte bu elitist bakış açısını içselleÅŸtiren kesime kadar herkeste KeloÄŸlan psikolojisi vardır. ModernleÅŸme adı altında toplumu dönüştürme sevdası yığınla KeloÄŸlanlar yarattı. Bu marazi durum hala devam ediyor… Åžark psikolojisi ile üstün gördüğü batılılara özenen, yoksulu, köylüyü, dindarı eksik zanneden ucube elitler… Ve bu yığınları daelitleri üstün gören yoksul, köylü ve dindar bazı yığınlar. Kimse kendisinden mutlu deÄŸil! ÇoÄŸu bir baÅŸkasını taklit ediyor ve baÅŸkası olmaya çalışıyor. Sırma saça kavuÅŸan yoksul, köylü ve dindar da bir süre sonra karşı çıktığı diÄŸer ucube yığına benziyor. Bu durum sadece Türkiye için geçerli deÄŸil elbette! Resmi biraz daha büyütünce daha ürkütücü bir manzara çıkıyor kaşımıza!
Gücün, zenginliÄŸin, bilimin, uygarlığın tek hakimi gibi davranan dünyanın otoritesi ABD ve Avrupa’nın dışındaki birçok toplum da biraz KeloÄŸlan’dır. Bu KeloÄŸlan sendromuna sahip bazı ötekiler bu nedenle onu azarlayan, hor gören bu kibirli otoriteye yani Baba’ya hayranlık duyar. Ondan övgü alabilmek veya onun gibi olmak için topraklarını, yemeÄŸini, kıyafetlerini, edebiyatını, sinemasını, müziÄŸini kısacası kültürünü, geleneklerini ve aslında onu o yapan tüm zengin deÄŸerlerini bilinçli veya bilinçsiz küçümser. Kimi bunu o kadar abartır ki sahibi gördüğü bu yüce otoritenin yani babanın karşısında eÄŸildikçe eÄŸilir, küçüldükçe küçülür. Efendi arzu ederse belki bu eÄŸitimli köleye bir ödül maması verecektir çünkü!
Peki ne yapalım?
Taammüden yani planlayarak ve bilinçli bir ÅŸekilde bir cinayet iÅŸleyelim. İçimizdeki KeloÄŸlan’ı öldürelim. Çünkü en erdemli ve insana yakışır onurlu tavrımızla ‘ne padiÅŸahı ne de onun kızını istiyoruz’ demediÄŸimiz sürece biz bu KeloÄŸlanlıktan kurtulamayacağız.
Kabul edelim artık, gömleğimizin ilk düğmesi yanlış iliklendiği için ne yaparsak yapalım olmuyor.
Biz neysek onunla övüneceÄŸiz. Müslümanlığımız ve insanlığımızla övüneceÄŸiz. Buna çok hakkımız var. Bu hakkı kendimize biz vereceÄŸiz elbette. Batılı, güçlü, çaÄŸdaÅŸ ve zengin olduÄŸu için övünen hiç kimseden bir hak talep etmeyeceÄŸiz. Bunun en büyük çözümü kendimizden utanmamak. Kızılderili’ye, Afrikalıya yamyam, Müslüman’a yobaz diyenin tuzağına düşersek kaç asır daha keloÄŸlan olarak yaÅŸayacağız kim bilir? Åžark psikolojisi ile yolumuza devam edersek üstün gördüğümüz herkese özenme, kendimizi, deÄŸerlerimizi eksik zannetme hastalığından kurtulamayacağız. Açıklarımızı padiÅŸahın kızını alarak kapatma yanılgısı, kendini bir türlü sevmeme kompleksi, özgüvensizlik acziyeti, bizi yiyip bitirecek. Önce kendimizi sevmeyi öğreneceÄŸiz. BaÅŸkasının alkışladığı eli, övgüsünü hayal etmeyeceÄŸiz. Övgü, onay, takdir dilencisi olmayacağız. Alın terimizle çalışacak, üretecek ve ürettiklerimizle gurur duyacağız.
İçimizdeki keloğlan artık ölmeli ve sadece ibretlik bir masal olarak kalmalı. Başka yolu yok!
Meliha ÇELİK
https://kritikbakis.com/keloglani-oldurmek/

Henüz yorum yapılmamış.