Tüm toplumsal zorunlulukların ''özgürlük'' kavramıyla aklanması ne büyük bir çelişki! Yapmak zorundasın, çünkü özgürsün arkadaş!
Olası bir zorlukta okunacak ve hepimizi tek yürek, tek yumruk haline getirecek salâlardan vebadan korkar gibi korkuyorlar.
Gazeteci Mehmet Algan dün sosyal medya hesabından İdlibli bir arkadaşının 4 yaşındaki kızına uçak ve bomba seslerinin bir oyun olduğunu öğrettiğini yazdı ve şunları ekledi: “Her se
Münih Güvenlik Konferansı’nın bu yıl düzenlenen 56. buluşmasına “Westlessness-Batılılaşsızma” kavramı ve ABD’nin Avrupa enerji piyasasını yeniden tasarlamaya yönelik “Üç De
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye ve Rusya’nın İdlib konusunda nihai mutabakat için iş birliğine devam ettiğini belirterek, “Suriye sorununun Türkiye ve Rusya arasındaki iş birl
Bugün birileri hâlâ “İstanbul sözleşmesi” ve CEDAW’ı savunuyor ya! Onlar F.Gülen ve dostlarının manevi mirasına sahip çıktıklarının farkındalar mı? Evet “ameller niyetlere g�
Sosyolog yazar Abdurrahman Arslan samimiyetinden hiçbir zaman ödün vermemiş bir âlim. İslâm, modernlik, iktidar ve akıl konuları üzerinde çalışan Arslan’la günümüzde dindarların dü
Sözün kıymetinin beş paralık olduğu şu zaman diliminde konuşmak yerine susmanın, görünür olmak yerine ortalıktan kaybolmanın en azından kendi ruh sağlığımız için çok isabetli bir
Emre Erşen, uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanıdır. Suriye olayları üzerine Taha Akyol’un sorularını cevapladı.
Söz temsili, Atatürk sağ olsa ve orada bulunsa ve çocuklardan biri ona kartopu atsa idi…Ne olurdu? Atatürk’e kartopu atmak serbest, büstüne atmak suç! Çünkü o bir büst veya heykel değ
İster maddî ister manevî ister fikrî içerikte olsun, genel form ile özel form diyalektiği/cedeli dikkate alınmaz ise ortaya zulüm çıkar; adalet ise ikisinin de yerini bilmektir. Bu kavram �
Coğrafyam yine buram buram is ve sis kokuyor. Zihinler allak bullak. Ferdi çıkarlar için günü kurtarma hayalindeki liderler yüzünden gelecek nesillerin hayatları karartılıyor. Bunun en güz
Bitmiş ömründen bir gün alacaklı olduğunu düşün. Hikâye bu ya; sen öldükten sonra, ömründen bir gününü eksik yaşadığın hesaplanmış. Görevliler, biraz mahcup, alacaklı olduğun
İmam Şafii’ye, Allah’ın varlığına delilin nedir? dediler, dut yaprağıdır diye yanıtladı.