Sosyal Medya

Makale

Yaşam-dünyasında ''yaşayamama''

Politik ve ekonomik açıdan mağlup olan/geri kalan toplumların hepsinde ortak olan bir eğilim söz konusudur; yaşam-dünyasının geçtiği momentlerin mutlaklaştırılması. Yaşam-dünyasının merkezinde veya periferisinde yer alan unsurların ortodoks mu heterodoks mu heretik mi olmasına bakılmaksızın hepsine toptan sahip çıkılması olgusu hegemonyasını sürdüren toplumlara karşı diğer toplumların aldıkları reaksiyoner tavrın sonucunda ortaya çıkan patolojilerdendir. Aslında yaşam-dünyasının geriye dönük tasavvuru zamanı ortaya çıkılan momentler yaşandığı zaman farkına varılan veya üzerine/dışına/ötesine çıkılabilen fenomenler değil. İnsanlar gündelik hayatlarına devam ederler başka bir ifadeyle yaşam-dünya(lar)sı normal işleyişine devam eder, yaşam-dünyasının merkezine doğru ilerleyen unsurlar ortaya çıkar; söz konusu unsurlar arasında rekabet başlar ve merkeze ulaşmayı başaran unsurlar ortodoks ilan edilir diğerleri devre dışı kalır. Bu mekanizmaya dışarıdan müdahale olunca ve içeriden yozlaşma da eşzamanlı olarak vuku bulduğu an yaşam-dünyası çözülmeye başlar. Yaşam-dünyası çözüldükten sonra toplumların yaşadıkları bir ara dönem vardır ki, bu ara dönemde daha önce -ki yaşam-dünyası yenisi inşa edileceği umuduyla topyekûn reddedilmeye çalışılır. Ancak yaşam-dünyasının inşa edilen/edilecek bir şey olmadığı anlaşıldığı vakit çözülmüş ama tamamen ortadan kalkmamış yaşam-dünyasının ikmaline teşebbüs edilir. Aslında bu önceki yaşam-dünyasını ikmal teşebbüsüyle yeni yaşam-dünyası inşa etme teşebbüsü arasında kategorik olarak hiçbir fark yoktur; tek fark birincisinin geçmişe diğerininse geleceğe yönelik “inşa faaliyeti” olmasıdır. Ancak unutmamamız gereken hakikat var: Bir yandan geçmişteki yaşam-dünyası ikmal edilmeye çalışılırken diğer yandan yaralı yaşam-dünyası var olmaya devam etmektedir. Yaralı yaşam-dünyasından kastımız, bir zamanlar iç yozlaşmayla ve dıştan yapılan müdahalelerle yaralanan ama ortadan kalkmayan yaşam-dünyasıdır. Zira geleceğe veya geçmişe yönelik yaşam-dünyası inşa etme girişimi varsa demek ki ortada bir yaşam-dünyası var ama ondan memnuniyet duyulmamaktadır. Geçmişe yönelik yaşam-dünyası inşa etme çabaları sonucunda o yaşam-dünyası yaşanılır hale getiril(e)mez; sadece yaşam-dünyasının geçtiği bir momenti mutlaklaştırılmış olur. Mesela siteden daire alınır ve üç-dört yüzyıl önceki hayat tarzına uygun şekilde düzenlenir; Dairelerde “şark odası” oluşturma adeti. Dairenizdeki odalardan birisini “şark odası” yapmakla eski yaşam-dünyasının yaşam döngüsüne girmiş olmazsınız. Siteden daire alıp “şark odası” oluşturuyorsak yaralı yaşam-dünyasında yaşayan yaralı cogitolarız demek. Yaralı cogito, neyin yerel neyin evrensel olduğunu ayırt edemediği için muzaffer cogito’nun yaşam-dünyasının merkezinde veya periferisinde olan her şeye karşı cephe alıyor. Ancak yaralı olduğu için unuttuğu/farkında olmadığı bir durum var. Muzaffer cogito’nun yaşam-dünyasına ait olan unsurların bazısı yerel -yani doğrudan kendi varoluşuna ait- bazısıyla evrenseldir. O evrensel unsurlarla irtibata geçilmediği müddetçe yaralı cogito’nun yaralı yaşam-dünyası “sıhhat bulamayacak”. Binaenaleyh, yaralı cogito, kendi yaşam-dünyasının ortaya çıkış sürecinde diğer yaşam-dünyalarındaki evrensel unsurlardan beslendiğini unutmaktadır. Bu sebeple yaşam-dünyasının serbest bırakılması gerekir. Yaşam-dünyasının işleyiş mekanizmasının bozuluş süreci tedavi süreci altında aslında devam etmektedir. Bozuluş sürecini başlatan muzaffer cogito olmasına karşın süreci devam ettiren muzaffer cogito yok yaralı cogito’dur. Yaralı cogito yaşam-dünyasının geride bıraktığı momentleri her mutlaklaştırdığında yaralı yaşam-dünyası bir darbe daha almaktadır. (Yazımızın başında belirttiğimiz üzere bu süreç bütün (yaralı) yaşam-dünyaları için söz konusudur) Çok ilginç bir şekilde yaralı yaşam-dünyaları darbe aldıkça muzaffer yaşam-dünyası canlanarak yoluna devam etmektedir. Zira yaralı yaşam-dünyası geleceği veya geçmişi adında şimdi’yi kaçırmakta/ihmal etmektedir. Evrensel yaşam-dünyası olabileceği gibi yaşam-dünyalarının beslendiği ve ürettiği evrensel unsurlar da mevcuttur. İşbu evrensel unsurları da üretebilmek için de yine evrensel unsurlardan beslenmek gerekir. Yaralı yaşam-dünyalarının beslendiği evrensel unsurlar tükendiği müddetçe ürettiği evrensel unsurların keyfiyet ve kemiyeti de aynı oranda düşmektedir. Evrenselle beslenmede ve evrenseli üretmede sorunlar yaşayan yaşam-dünyaları giderek yerel unsurlarla beslenir ve yerel unsurlar ortaya koyar. Evrensellerden neyi kastettiğimizi, bu evrensellerle nasıl irtibat kurmamız gerektiğini bir sonraki yazımızda ele almaya çalışacağız. Esen kalın.

 

[email protected]

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');