Sosyal Medya

Makale

Edebiyat ve Ontolojik Tekabüliyeti

Edebiyat; milletlerin, ulusların, kavimlerin, kabilelerin, toplumların ve bireylerin hayatında çok önemli bir yer tutuyor. Onların varlıklarını, ruhlarını varoluşlarını, hüzünlerini, sevinçlerini, dilemmalarını, cesaretlerini, kimliklerini ve anlam dünyalarını en iyi anlatandır…

 Edebiyat, sadece anlatmakla kalmaz, aynı zamanda onları inşa eder, özellikle onların kişilerini, kendi konsepti içinde, duygularını ve algılarını oluşturarak bulunduğu yeri bir adım öteye taşımaya ehliyetli kılar.

Edebiyat, insanın farkındalık kazandığı mihenktir. Etrafına boş gözlerle bakma yerine, ne olup bittiğini anlayarak anlamlandıracak ölçüyü kazandıran edebiyat; kişinin idrak hassalarını geliştirerek onun dünyasını geliştirir… Var, varlık, varoluş ve varolan üzerine derinlikli analizler ve yaşamın oluşumundaki katkılarını, birbirlerinden farklarını ve aralarındaki derin ilişkiyi anlama ve çözümleme basireti kazandırır. Her edebi metin, kişilerin ve toplumların vizyonlarında bir gelişme sağlama yetkesine sahip olandır…

İnsanın sahip olduğu en önemli istidadı; anlama ve anlamlandırma becerisidir. İşte edebiyat, bu anlama ve anlamlandırmayı derinleştirerek ideal prototipe yönelik yönelimi yoğunlaştırır… Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir anı, portreyi, bir mizanseni, bir olayı, bir olguyu fark etme, algılama, yorumlama ve neliği üzerine bir arayış çabasına denk düşmedir, edebiyat! Bir anın resmini, anlamını, bir diğer andan farkını ve o anın duygu, düşünce ve mantık yapısını çözümleme noktasında uyarıcı, yol gösterici bir özellik kazandırır kişiye, edebi metinler…

İnsanın hakikat arzusu, insan olmanın kaçınılmaz zaruretidir. Hakikat, şumüllü bir şekilde anlaşılabilme ve anlatılabilme imkanını edebiyat ile kazanır. Edebiyat; deneme, şiir, öykü, roman, destan, ağıt vb. ile insana has duyguların en üst düzey anlatımını gerçekleştirerek insani durumu anlışılır kıldığı gibi, doğru bir algı ile bir üst düzeye taşıma gayretinin başlangıç adımı halini alır… Hakikati, kendi neşvesi ve otantik yapısı içinde doğru bir zeminde inşa ederek anlatımını yapabilmenin imkanı edebiyatta saklıdır. Hakikatin farklı varlık tezahürlerini ve oluş aşamalarını idrake sunarak ona yönelik bir kaygıyı ve gerçeği dile getirmenin dayanılmaz ağırlığını bir misyon ve sorumluluk çerçevesinde yine edebiyat gerçekleştirir…

Bir milleti, ulusu, kavmi veya toplumu millet, ulus, kavim veya toplum yapan şey ne ise; onun üst düzey bir inşa ile gerçekleştirebilme kaynağıdır, edebiyat! Bir halin bir başka hale sorunlu veya sorunsuz geçişini kolaylaştıran metinlere biz edebiyat diyebiliriz. Böylece insanın inkişafı ve oluşumu üzerine edebi metinlerin ağırlığı kendiliğinden anlaşılmış olur… Bir edebi metni edebi metin yapan şey; o toprakların ruhunun dili üzere yazılmış ve gerçekleştirilmiş bir olguya tekabülüdür… Böylece edebi metin, bir milletin uyanışının destanı olacağı gibi kimliğinin yegane sahibidir de!

İnsanın duygularını, düşüncelerini, öfkelerini, sevinçlerini, acılarını, hüzünlerini, yeislerini, karalar bağlamısını, umutlarını, yoksunluklarını, zenginliklerini, bağlılıklarını, inkarlarını, isyanlarını vb. insanı insan kılan olguların tam olarak kavranabilmesi, edebi metinlerin çözümlenmeleri ile sağlanabilir. Edebiyat, bu özelliği ile ne kadar önemsense azdır. Çünkü, insanı, kendisini gerçekleştirecek donanımı kazandıran boyut edebi ilgiyle geliştirilebilir… Edebi ilgiyi kaybeden birey ve toplum, kendi intiharına nedenler oluşturmuş kabul edilmelidir. Varlığını tehlikeye atarak kendi yokoluşunu hazırlama suçu işlemiştir o. İnsani durumların neliği ve nasıllığı üzerine birşeyler söyleyecek felsefi metinlerin estetize olmuş hali ve ifade de derinleşmeyi sağlayarak muhataba doğru bir şekilde anlatma ve anlamayı sağlama işi de edebiyatın işidir. Bu yüzden edebiyat ile ilişkileri kötü olan birey ve toplumların gelecekleri ipotek altına alınacaktır. Geleceklerine güven duyarak bakmak isteyen birey ve toplum edebiyat ve edebiyatçılarına gereken önemi vermeyi bir yükümlülük olarak kabul etmelidirler…

İnsanın, cömertliği, diğerkamlığı, fedakarlığı, kendini sunumu, yüreğini açması, yardımseverliği vb. prototip oluşturma konsepti edebiyatın derin sularında olgunlaştırılır…

Edebiyat, birey ve toplumun daha ahlaki ve daha fedakar özellikler kazanabilmesi için gereken vasatın inşasında temel kaynak durumundadır. Edebiyatı bir haz ile okuma yerine, bir insanın oluşumunun bütün aşamalarına yaptığı katkı bağlamında okumanın zarureti aşikardır…

Edebiyat; duyguların türkü tadında terennüm edilerek biçeme kavuştuğu ve biçimlendirildiği zaman ve mekan duygudaşlığı oluşturur, duyguların inceltilerek, yoğunlukları çözümlenecek elle dokunulur kılınacak ve gözle görülecek düzeye ulaştırır ve hakikatinin tezahürünü ve çözümlemesini kolaylaştırır…

Edebiyat, sadece iyi ve kötünün ayrımını değil; daha kötü ve daha iyinin neliğini de belirleyecek kıstasları oluşturur…

Edebiyat; insan olmanın yolllarını inşa ederek insan olmanın olgunluğunu izhar eder ve kişiye insan olmanın mantık, yöntem, uzam ve psikolojik vasatını teşhir eder… Kim ola, insan ola, kim kala, ne olduğu bilinemez diye…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');