Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: Türkiye NATO zirvesine hazırlanıyor (2)



NATO’nun obez büyümesi, VarÅŸova Paktı’nın çökmesi ve Sovyetlerin dağılmasıyla baÅŸladı. Bu obez büyümeye paralel olarak oluÅŸan boÅŸluklarda, sosyal hareketler yoluyla iktidar deÄŸiÅŸikliklerine gidildi. Bu geliÅŸmeler, bölgenin istikrarsızlığı kadar Rusya’yı rahatsız eden geliÅŸmeler olmuÅŸtur.

Gürcistan, Ukrayna, Beyaz Rusya ve bazı Orta Asya ülkelerindeki renkli devrim denilen hareketlerin arkasında ABD’nin askeri yapılanması olarak NATO’nun merkezde olduÄŸu ortaya çıktı. Arap Baharı’nın özellikle Libya ve Suriye’de yaÅŸanan olaylarının arkasında yine NATO olduÄŸunu da bir yere kaydedelim; NATO’nun obez büyümesine paralel olarak dünya genelindeki siyasetlerine de tepkiler artmaya baÅŸlamıştı. ABD’nin silahlı gücüne dönüşmeye baÅŸlayan NATO, özellikle Avrupalı üyeler tarafından ÅŸaÅŸkınlıkla karşılanıyor, NATO’nun itibarsızlaÅŸtığı ve önemsizleÅŸtiÄŸi ÅŸeklindeki anlayış da güç kazanmaya baÅŸlıyordu.

NATO üyeleri arasında yaÅŸanan ayrımcılık üyeleri rahatsız etmeye baÅŸladı. Türkiye bunların başında geliyor aslında. F-35 uçaklarının proje ortağı olmasına ve parasını da ödemesine raÄŸmen uçakları alamaması, buna karşın uçakların iÅŸgal rejimi İsrail’e verilmiÅŸ olması ayrımcılığın açık göstergesi.

NATO’nun yapısı kadar gücünün de her geçen gün itibarsızlaÅŸması ve önemsizleÅŸmesi, üye ülkelerin eleÅŸtirilerini de artırdı. En son iÅŸgal rejimi İsrail’in ABD’yi arkasına alarak İran’a yaptığı saldırıda dikkat çeken geliÅŸmelere tanık olundu. Trump, açıkça NATO’dan yardım istemiÅŸ, NATO üyeleri “bu savaÅŸ bizim deÄŸil, sizin savaşınız” diyerek yardım taleplerini geri çevirmiÅŸtir. Büyük bir hayal kırıklığı içinde olan ABD BaÅŸkanı Trump, NATO’dan ayrılma tehdidinde bile bulundu. Dedik ya, NATO obez büyüdü. Bu büyüme nitelikli bir büyüme deÄŸildi ve dağılma tartışmalarını hızlandırdı.

NATO dağılma sürecini tartışırken Türkiye’nin NATO zirvesine Arap ülkelerini davet etmesi ne anlama geliyor? Bugüne kadar Türkiye’nin hayrına olmayan, daha çok da zararına faaliyetlerde bulunan NATO’nun bu zirvesine Arap ülkelerini daveti, bu ülkelerin hem kısa vadede hem uzun vadede hayrına olacak bir durum da deÄŸildir. ABD’nin koruma adına bu ülkelerde üs kurması, bu ülkeleri koruyamadığı gibi kendisinin korunacak duruma düşmüş olması ayrı bir konu; bir İslam ülkesinin topraklarının saldırı amaçlı kullandırılması ise daha da rahatsız edici bir faciadır.

Akdeniz Diyalog Grubu üyesi ülke statüsünde olan işgal rejimi İsrail, İstanbul zirvesine davet edilecek mi? Bilmiyoruz. Bildiğimiz bir konu var: Suriye davet ediliyor. Körfez ülkeleri davet ediliyor. Bu davetler nasıl bir mesaj veriyor ya da verecek? Mevcut şartlar dikkate alındığında, geçmişi sabıkalı NATO organizasyonu, İslam ülkesi üzerinden meşruiyet bulmaya çalışmaktadır görüntüsü verecektir. Bu milli ve yerli bir anlayış olamaz.

Hele de Suriye gibi yeni yapılanmaya giden bir ülkenin, NATO gibi İslam dünyasına saldırı, kan ve gözyaşından baÅŸka bir getirisi olmayan organizasyona katılmasına ön ayak olmak doÄŸru olmayacaktır. İşgal rejimi İsrail’in Akdeniz Diyalog Grubu’na katılımını saÄŸlayan Türkiye, Körfez ülkelerini İstanbul İşbirliÄŸi Grubu olarak ortak yapan Türkiye, ÅŸimdi de Suriye’yi organizasyona katmaya çalışması bölge açısından, İslam ülkeleri açısından hayırlı bir sonuç vermeyecektir.

NATO’ya karşı Türkiye kamuoyunda geçmiÅŸten bu yana geniÅŸ bir tepki var. Bu tepkinin rüzgarını da arkasına alarak “NATO’ya biz de hayır diyoruz” ortamı da varken, Arap ülkelerinin zirveye davet edilmesi, hele de Suriye’nin davet edilmesi, kamuoyunda hayal kırıklığı oluÅŸturmaktan öteye gitmeyecektir.

Unutulmasın, bu ülke yıllarca emperyalist ekonomik aygıt IMF’den bu iktidarla kurtulmuÅŸtu. Emperyalist dünyanın askeri kanadında toparlayıcı olmak, hele de İslam ülkelerini bu aygıtın içine çekmenin hiç de makul gerekçesi olmasa gerek. 2004 İstanbul Zirvesi’nde Akdeniz Diyalog Grubu geniÅŸletilerek, Irak askerlerinin eÄŸitimi, Körfez ülkelerinin İstanbul İşbirliÄŸi GiriÅŸimi adıyla ortaklığa dahil edilmesi gibi çalışmanın Büyük OrtadoÄŸu Projesi’nin parçası olarak yürütülmesi vebalini almak bu hükümete düşmüştür.

Bir hatırlatma daha: Bir yandan Åžanghay İşbirliÄŸi Örgütü’ne üye olma çabasında olan, Çin-Rusya ekseninin dikkate alınması yönünde söylemler geliÅŸtiren Türkiye, NATO’ya Arap ve İslam ülkelerini davet ederek paradoks içine mi giriyor? Bölgesel ve küresel dengelerin yeniden oluÅŸturulmaya çalışıldığı bir dönemde Türkiye’nin NATO’daki konumu, NATO’nun Körfez ve Arap ülkelerine yaklaşımı önemli olabilir elbette. Fakat NATO’nun kirli geçmiÅŸiyle bunu yapmasının pek makul olmayacağı da açıktır. Ve hele ki, NATO’ya karşı olan milli görüş ekseninden geldiÄŸini her seçimde seçmenlerine söyleyen bir iktidarın seçmenlerinin bunu sindirmesi zor olacaktır.

Davetlerin henüz resmî düzlemde olup olmadığını bilmiyoruz. Bildiğimiz, açık bilgi olarak medyada çıkanlardan ibarettir. Açık bilgilerden edindiğimiz kadarıyla da böyle bir yaklaşım, yerli ve milli duruşa zarar verecektir.

Yerli ve milli duruşun bölgeye ve ümmete katkı sağlaması dileğiyle.

M. Ali AKBULUT

 

https://www.dusuncemektebi.com/d/199293/m-ali-akbulut-turkiye-nato-zirvesine-hazirlaniyor-(1)

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.