Sosyal Medya

Özel / Analiz Haber

İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur

Hz. Peygamber (s.a.s)’in vefatından sonra, İslam toprakları fetih hareketleriyle oldukça genişlemiştir. Emevilerle başlayan İstanbul muhasaraları ise 1453’te Fatih’in İstanbul’u fethine kadar sonuçlanamamıştır. İstanbul, coğrafi konumunun özelliği dolayısıyla tarih boyunca siyasi, askeri ve ticari açıdan hep önem taşımıştır. Yani İstanbul, hep bir cazibe merkezi olagelmiştir. İşte İstanbul’un bu özelliğinden dolayı, Müslümanlar bu şehre sahip olabilmek için birçok kez kuşatmalar yapmışlardır. Ancak sahabeden itibaren 8 asır sürecek olan İstanbul’un fethi macerasının, ciddi bir motivasyon gerektirdiği ortadadır. Bunu da sadece, cazibe merkezi olan bir bölgeyi fetih isteğiyle açıklamak eksik kalır gibi gözükmektedir. Müslümanların bu motivasyonunun ciddi bir sebebi de, Hz. Peygamber (s.a.s)’ in fethi ve fethe katılanları müjdeleyen hadisidir.



Hadisin Kaynakları
 
Ahmed b. Hanbel’deki lafza göre hadisin devamında ÅŸu ifadeler vardır: “Mesleme b. Abdülmelik beni çağırdı ve bana bu hadisi sordu. Ben de kendisine hadisi naklettim. O da Konstantiniyye’ye sefere çıktı.” Hadisin ilk üç ravisi bütün isnadlarında aynıdır:  BiÅŸr el-Äžanevî – Abdullah b. BiÅŸr el-Äžanevî – el-Velîd b. el-Muğıra.
 
Bu meÅŸhur hadisin sıhhati hakkında birçok araÅŸtırma yapılmış ve bu konuda olumsuz görüÅŸ bildirenler olmuÅŸtur. Hadisin isnad açısından son derece zayıf olduÄŸu ve tek sahabîravisi olan BiÅŸr el-Äžanevî’nin de yeterince tanınmadığı söylenmektedir.[2] Ayrıca hadis, ferdi mutlak bir rivayet olmasından dolayı da eleÅŸtirilmiÅŸtir. Yani hadisin ilk üç ravisi bu rivayette tek kalmışlardır. Birçok sahabînin bilmesi gereken bir hadisin sadece bir sahabî tarafından rivayet edilmesi bir problem olarak görülmüÅŸ ve en azından Ä°stanbul’un muhasarasına katılan sahabîler tarafından bilinip rivayet edilmesinin beklendiÄŸi savunulmuÅŸtur.[3] Müslümanlar için Ä°stanbul’un fethinin önemi dolayısıyla, fethin kutsal bir ideal halinde canlı tutulması amacıyla bu hadisin ortaya çıkarıldığı düÅŸüncesine de yer verilmiÅŸtir.[4] Ancak, sebepleriyle belirtilen bu olumsuz eleÅŸtirilere raÄŸmen, hadisin ravilerinin güvenilir olması sebebiyle, genel görüÅŸ olarak sahih olduÄŸu kabul edilmiÅŸtir.[5] Tarih boyunca yapılan Ä°stanbul muhasaraları ve farklı rivayetler de bunu destekler niteliktedir.
 
Hz. Peygamber (s.a.s)’in 8 asır öncesinden yaptığı bu müjdeyle, sahabilerinmotivasyonu artmış, yeise düÅŸebilecekleri durumda dahi onlara moral kaynağı olmuÅŸtur. Ayrıca sahabîlere yüksek bir ideal oluÅŸturmuÅŸtur. Bu ideal sayesinde ki, sahabe döneminden itibaren, birçok defalar Ä°stanbul fethedilmeye çalışılmıştır.
 
Ä°lk Ä°stanbul muhasarası, Muaviye döneminde 49/669 yılında Yezid komutasında gerçekleÅŸmiÅŸtir. Yezid'in ordusu içinde sahabeden Ä°bn Abbas, Ä°bn Ömer, Ä°bnu’z-Zubeyr, EbûEyyûb el-Ensârî de bulunmaktaydı. Yiyecek kıtlığı ve hastalık sebebiyle geri dönmek zorunda kalınan bu muhasarada EbûEyyûb el-Ensârî (r.a.) ve 17 sahabinin de içinde bulunduÄŸu çok sayıda askerin vefat etiÄŸi bildirilmektedir. EbûEyyûb el-Ensârî, isteÄŸi üzere düÅŸman arazisinde ilerlenebilen en son yere defnolunmuÅŸtur.[6]
 
Emeviler ve Abbasiler döneminde yapılan Ä°stanbul muhasaralarına Osmanlılar da devam etmiÅŸ ve Ä°stanbul’a yedi sefer düzenlemiÅŸlerdir. 1453’te Fatih’in düzenlediÄŸi seferle Ä°stanbul fethedilmiÅŸtir. Bu seferde, AkÅŸemseddin baÅŸta olmak üzere birçok zevat, padiÅŸahın yanında yer almışlardır. Bu kuÅŸatmanın en zor zamanlarında AkÅŸemseddin, manevi desteÄŸiyle askeri cesaretlendirmiÅŸtir. Sözlerinde fetih hadisine de yer veren AkÅŸemseddin, manevi bir motivasyon saÄŸlamıştır. Bu müjdeye nâil olmak isteÄŸiyle, fetih gerçekleÅŸmiÅŸ ve “fatih” olmak II. Mehmet’e nasip olmuÅŸtur.[7]
 
Sonuç/DeÄŸerlendirme
 
Sonuç olarak diyebiliriz ki, fetih hadisi olarak bilinen bu hadis birçok araÅŸtırmaya konu olmuÅŸtur. Bu incelemeler sonucu varılan genel görüÅŸe göre hadis sahihtir. Sahabe döneminden itibaren 8 asır süren Ä°stanbul muhasaraları da bu hadisin gerçekliÄŸini destekler niteliktedir.
 
Hz. Peygamber (s.a.s) asırlar öncesinden bu fethi haber vermiÅŸtir. Ayrıca hadis, sahabîler için bir müjde ve cesaretlendirme özelliÄŸi taşımaktadır. Bütün bunların ötesinde, fetih hadisinin, sahabe için bir hedef gösterme niteliÄŸinde olduÄŸu da söylenebilir. 8 asır boyunca birçok komutan, bu hedefi gerçekleÅŸtirmek, Ä°stanbul’un kapılarını Ä°slam’a açmak ve “Fatih” olabilmek için çaba sarf etmiÅŸlerdir. Ä°smail Lütfi Çakan bu görüÅŸü ÅŸöyle ifade eder: “Hz. Peygamber bu tebÅŸirleri ile ümmetine, mevcut ÅŸartlara takılıp kalmamalarını, üstlendikleri tebliÄŸ ve cihad görevinin gerektirdiÄŸi diriliÄŸi korumalarını hatırlatmaktadır. Tabi bu, bir taraftan da ödenmesi gerekli bedele ‘hazır olun’ demektir.” Ä°ÅŸte Hz. Peygamber’in kazandırdığı bu bilinç, ümmet tarafından devam ettirilmiÅŸtir. Bizim de bu bilinci koruma görevimiz olduÄŸu unutulmamalıdır.
 
 
Bu kitaplar Fâtih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır;
 
Åžu mihrabSinânüddin, ÅŸu minâreSinân'dır;
 
Haydi, artık uyuyan destanını uyandır!
 
 
 
Bilmem, neden gündelik iÅŸlerle telâÅŸtasın
 
Kızım, sen de Fâtihler doÄŸuracak yaÅŸtasın!
 
 
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
 
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
 
Yürü aslanım, fetih hazırlığı baÅŸlasın...
 
 
 
Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaÅŸtasın?
 
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
 
(Arif Nihat ASYA)
 
 SÄ°YER-Ä° NEBÄ° DERGÄ°SÄ°, 27. SAYI / MAYIS-HAZÄ°RAN 2014
 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.