Sosyal Medya

Makale

Ramazan Bayramı ve Üzerine Düşünme

Tarih boyunca insanlar sıkıntılarla, darlıklarla, savaşlarla karşı karşıya kalmışlardır. Her sıkıntıdan sonra ise insanlar coşmuşlar ve bir ruh sevinci yaşamışlardır. Bu da insanın doğasının kaçınılmaz bir özelliği olarak öne çıkmaktadır. Küçükten büyüğe, zenginden fakire, işçiden patrona, kadından erkeğe her insan bir sıkıntısı bittikten sonra rahatlar ve bunu coşkunlukla karşılamak ister.

Her yeni başlangıcın insan üzerinde bıraktığı sevinci dikkate almalıyız. Her başlangıç yeni bir insan olmanın farkındalığını oluşturur. Sorunlar yumağı insanı gerer. Bu yüzden sorunların bitiminde bir gevşeme oluşur. Bu gevşeme sadece bedende meydana gelmez. Ruhumuzda, düşüncemizde, beklentimizde ve ilgimizde de bir değişim meydana getirir. Ayrıca her insanın her sıkıntıyı aştığında yeni bir sıkıntı ile karşı karşıya kalacağı zaman umudunu artırıcı bir özellik taşıdığı da açıktır. Böylece insan umut etmeyi ve umuda yaslanmayı da beraberinde öğrenmiş oluyor.

Ramazan ayı ise bir meşakkat ayı; ancak bu meşakkat, insanın bizzat gönüllü razı olduğu bir meşakkattir. Bu yüzden bayram yapmak aynı zamanda insanın yorulduğunda, çaba ve gayretinin getirisini bulacağını idrak edeceği bir zemini de kurar. İnsan, Rabbine kulluk ederek meşakkate katlanır. Sonunda da kurtuluşunun teminatı olarak beratı eline alır ve büyük bir sevinç duyar. İşte bayramlar bu sevinci yaşamanın adıdır.

Ramazan ayı, kiÅŸiye, kendine ilahi emir gereÄŸi yasaklar koyarak hayatını idame ettireceÄŸi bilgisini vermesi baÄŸlamında önemli bir zihni duruÅŸa iÅŸaret eder. Böylece kiÅŸi, yaÅŸadığı bu tecrübe ile enfüsi bilgisini afakî bilgisine ekleyerek kendisi için daha doÄŸru bir yaÅŸam alanı oluÅŸturabileceÄŸi bilinci de kazanmaktadır. Bu bilinç üzerinden de ahiret inancının bir saÄŸlamasını ve idrakini oluÅŸturması baÄŸlamında da önemli bir tecrübeye iÅŸaret eder. 

Bayram,  kiÅŸiye ilahi kurtuluÅŸun mümkünlüğünü tecrübe etmesini saÄŸlar. Bu tecrübe üzerinden de kiÅŸinin dünyadaki emir ve nehiylerden hareketle kendine çeki düzen verdiÄŸinde ahiretteki vuslatın neliÄŸini kavraması saÄŸlanır. Ä°nsan tecrübesi kadardır. Bu temel gerçekliÄŸi dikkate aldığımızda insanın bir ay boyunca kendini tutması, her türlü kötülükten ve mubah olan yeme, içme ve cinsel temastan uzak kalarak kendi gerçekliÄŸini tecrübe eder. Bir baÅŸka insanın yaÅŸayabileceÄŸi duygusal anaforu hissedebilir. Ve insan gerçekliÄŸinin hakikatinin neye tekabül edeceÄŸi meselesi hakkında da bir idrak oluÅŸturur.

Ä°nsan, kendisine gönderilen ilahi bilginin niteliÄŸi hakkında bir bilgiye sahip olmadığı gibi öne çıkardığı dünya ahiret ayrımını da tam olarak kavrayabildiÄŸi söylenemez! Dünyada yaÅŸadığı olumsuzlukların ağır baskısı altında niçin bu dünyada olduÄŸunu anlamlandırma konusunda da ciddi sıkıntılar yaÅŸadığı aÅŸikâr. Ama bayram, bir ay boyunca yaÅŸadığı sınırlı yaÅŸamadan sonra bayram ile o sınırların ortadan kalktığı bir zaman dilimini tecrübe ediyor. Bu, bize, dünya hayatı ile ahiret hayatı arasındaki farkı öğreteceÄŸi gibi, insani tecrübe olarak dünyadaki sınırlılığımızın ortadan kalktığı yeni bir hayatın mümkünlüğünü de göstermesi baÄŸlamında önemli ve bir o kadar da dikkate ÅŸayan bir tecrübî idraktir.

Tarih boyunca insanların geleneklerinde bu tarz bayramların varlığı hep bir sonraki hayatın varlığının somut bir delilini tecrübe etme baÄŸlamında ele alınabileceÄŸini söylemek mümkün! Bütün kültürlerde bu olguyu görmek mümkün… Hatta farklı yaÅŸam alanlarında da bu tecrübeye yer verilmiÅŸtir. Çok yoÄŸun çalışan bir işçinin o tempodan sonra kendisine tatil hediyesi verilir. Veya çok yoÄŸun bir ders döneminden sonra öğrenci kendisini boÅŸluÄŸa tevdi eder. Dinlenir… Patron çok çalışıp kazancını artırınca kendisini mükâfatlandırır ve tatile çıkar. Bolca harcar, gönlünce eÄŸlenir vesaire…

Çabanın karşılığı meselesini gözlemlediğimiz gibi her alanda bulmak mümkündür. İnsanın teşekkür etmesi, minnet duyması, verilen bir hediyeye coşku dolu bir tepki vermesini de dikkate aldığımızda bayramın neye tekabül ettiğini ve insanın anlam yolculuğu bağlamında nasıl bir yere tekabül ettiği daha da açıklayıcı olabilir.

Hayatın zıtlıklar üzerine kurulu olduÄŸu bir dünyanın sakini olarak yaÅŸadığımızı unutmamalıyız. Bu zıtlıklar bizim doÄŸamızın temellerini oluÅŸturduÄŸu da bir baÅŸka temel gerçekliÄŸi iÅŸaret eder. Ramazan ayı ve Ramazan Bayramı iki zıttın tek elde buluÅŸtuÄŸu bir zemini gösterir. Ä°nsan bu olguyu doÄŸru anlayarak hayatına anlam katmayı baÅŸarabilmelidir. Zaten bir boyutu ile insan anlamdır. Yani anlamlandırma faaliyetinin cereyan ettiÄŸi bir vasata sahiptir. Ä°nsan, etrafında olup bitene karşı bigâne kalamaz, onu yorumlar ve tanımlar. Böylece insan her faaliyeti ile aslında anlama katılmakta ve onu biçimlendirmektedir. Böylece yaptıklarının sorumluluÄŸunu üstlenmek zorunda kalır ve sonuçlarına da katlanmakla yükümlü hale gelir.

Bayram sevinci bütün bu durumların üstesinden gelmenin hazzını ve idrakini yaÅŸatmalıdır. Ä°nsan genelde akıntıya kapılıp hayatına devam ettiÄŸi için anlamlandırmayı genel insanlık âlemi içinde betimleyerek varlığını anlamlı hale getirerek yolculuÄŸunu sürdürür. Kuran, bu karakteristik yapıya ‘kitabı sağından verilenler’ olarak betimleyerek insanların çoÄŸunluÄŸunun bu hal üzere oluÅŸunu dile getirir. Ama sabikun olanlar her zaman azınlıkta olmayı sürdürmektedirler. Bayramı gerçek anlamı ile idrak edenlerde bu sabikun sınıfına dahil olma imtiyazını elde edenlerdir…

Bu vesile ile okuyucularımın, dostlarımın, arkadaÅŸlarımın, yoldaÅŸlarımın ve tüm Ä°slam ümmetinin bayramını kutlar esenlikler dilerim… İçinde bulunduÄŸumuz halin deÄŸiÅŸimine katkı sunmasını umuyorum, gerçek anlamda, bela ve musibetlerin azaldığı bir zeminde bayram kutlamayı da nasibimiz olsun duasıyla…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.