Sosyal Medya

Makale

Müddessir; Seçim değerlendirme / seçimi değerlendirme

Dinin, bireyin dolayısıyla toplumun hayatında kurucu bir unsur olarak yer alması gerektiği düşüncesi artık bitmiştir.

Din, yeni sosyoloji için toplumun yaşantısında verili bir hakikat olma değerini kaybetti. Din ve dini düşünce, toplumun yaşam algısında hiçbir tavrını aktif hale getiremeyecek kadar yeni sosyolojinin baskısı altındadır.

Yeni sosyolojinin her şeye kaynaklık etmesi ve anlamlandırması, insanlıkta büyük bir kırılma yaşatacaktır / yaşattı..

Haklı-haksız, zulüm-zalim, doğru-yanlış vs. yeni sosyolojideki bulunduğun alana göre oluşacak ve bulunduğun alan keşfetmeyi değil boyun eğmeyi öğreti haline gelecektir.

İnsan garip bir birey olarak bu alanda yer alırken, diğer tecrübe ve birikimlerle ilişki kuramayan bir avamlığı yaşantı haline getirecektir.

Avamlık, toplumsal gerçekliğe yabancılaşmak demektir. Avamlık, toplumsal gerçekliği görme, anlama, gözlemleme kaybı demektir. Avamlık, insani standardın dibe vurması demektir.

Yeni sosyoloji ile insanın ve eylemlerinin test edileceği hiçbir şeyin kalmadığının başlamasıdır ki başladı.

Dolayısıyla yeni sosyoloji bir topluma ihtiyaç hissetmez; sorumsuz, sorumluluğu olmayan yığından ibaret kümeleşmeyi arzular. Koşullarını oluşturur.

Yeni sosyoloji topluma hiçbir sorumluluk yüklemez, hiçbir sorumluluk üstlenmesini de istemez. Sorumluluk sahibi olanları düşman telakki eder / ettirir.

Karşılıklı diyalektikte sosyoloji, topluma ihtiyaç hissetmez iken, yığınlaşan toplum bu sosyolojiye ve koşullarına muhtaç hale getirildiğinden bağlı ve bağımlı hale gelir.

Bu sosyolojide insanının tek belirgin alameti politik refleksleridir. Politik tavrı yoktur. Politik olanla ilişkisi reflesiftir. Bu sosyolojinin yığınlarından beklediği tek salih amel, güdülenmiş olduğunu yerine getirmesidir. İyi olanın bildirildiği, buyurulduğu, kötü olanın ise buyurulana kadar bilinmez olması yığının ne kadar akıldan arındırıldığını gösterir. Uyarılar korkuları, korkular eğilimleri, eğilimler politik olanı oluştururken, politika, yeni tip insanı yaratmış olmaktadır.

Üzerinde yükselecekleri sağlam temellere olmayan düşünceler, sürekli başkaları ile mücadele ile beslenir ve her dönemde fobiler üretir. Karşıtlarıyla var olan düşüncesizlik, aslında karşıtları tarafından ele geçirilmiş demektir. Tepkisiyle yaşamak, tepki faaliyetinden ibaret olduğu için, sıradan bir kas gibidir. Kendi varlığını, anlamlılığını episteme üzerinden değil, refleks eylemi olarak sürdürür.

Bu sosyolojinin egemenliği, yığınların akılsızlaştırma, akıl terbiyesinin başarısına bağlıdır. Dolayısıyla İnsanlığı donduran akıl terbiyesi sürecinde her şey soluklaştırılarak, yığında kalmanın koşulları daim hale getirilir.

Bu hal bir gelişme olarak algılatılsa da durum insanlık için tam bir donma halidir; zamanla beraber ilerleme değil de, zaman, içimizden geçerek ilerlediğinin farkına eremiyoruz. Zamanın ve zamanının dışında anakronizm, körlüğü, sağırlığı, daha da artırıcı hale getiriyor.

Bu seçimler, bu egemenliğin gerçekleştiğinin göstergesi olarak algılanmalıdır.

Son bir gayret gösterebilecekler çıkar mı bilmiyorum, olur ise Kur'an'ın şu ayetini gayretlerine ve amellerine ilke haline getirmeliler: ‘’Sözü dinleyip de en güzeline uyanları müjdele’’  Zümer Suresi 18

Sonra, bütün olumsuzluklardan zihinsel bir hicret yaşa, onlardan uzaklaş;

1 - Ey örtüsüne bürünen

2 - Kalk artık uyar.

3 - Sadece Rabbini yücelt.

4 - Elbiseni temizle.

5 - Pislikten sakın.

6 - Yaptığını çok görerek başa kakma.

7 - Rabbin için sabret.

Ve Müddessir suresinin tamamı zamanının insanı olmayı amaçlayanlar için kılavuz olmalıdır.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.