Sosyal Medya

Makale

Ümmet Kavramını Cemaatler Ortadan Kaldırdı

Kur’an insanlara hidayet olmak için gönderilmiÅŸtir. Hangi ÅŸeylere ve nasıl inanacakları, ibadetleri, hayatlarını düzene sokmak için uygulayacakları hükümleri kendilerine belirlemek için gönderilmiÅŸtir.

Dünya hayatında iyi ile kötülüğü birbirinden ayırmak, bu hayattan sonra gidilecek ahiret aleminde karşılaşılacak ÅŸeyleri öğretmek için indirilmiÅŸtir. Hakkı- batıldan, hayrı ÅŸerden ve zararlıyı faydalıdan ayırt etmek için hidayettir. Gayb alemi ve bu alemle ilgili inanacakları ÅŸeyleri göstermede hidayettir. Helal ve haramı, farz ve yasağı belirlemede hidayettir. Yüce Allah’ın yegane yaratıcı, yegane mabud,  yegane hakim ve teÅŸri hakkının yegane sahibi olarak bilinmesi ve sadece O’na kulluk edilmesi de hidayettir. Mutlak ilah, mutlak Rab, mutlak hakim olarak sadece ona boyun eÄŸilmesi gerektiÄŸi konusunda hidayettir. Ä°nsan için söz konusu olan her ÅŸeyde Kur’an hidayettir ve insanı en güzel, en doÄŸru olana iletir. Ä°lahi risaletler, insanların hidayeti ve neticede dünya ve ahiret saadetleri için gönderilir. Peygamberlerde bunun için seçilir ve onlara vahiy gönderilir. Ä°nsanlar bu hidayete sarıldıkları ve dosdoÄŸru yol üzerinde yürüdükleri sürece mümin ve mutlu olurlar. Bu hidayetten sapanların ise sonu sapıklıktır ve bedbahtlıktır.

Kısaca Kur’an’ın amacı bu iken, Hz. Peygamberin vefatından sonra, Müslümanların birliÄŸi bozulmaya baÅŸlamış Kur’an hakikatinden kopuÅŸun temelleri atılmaya çalışılmış. Ä°lk ciddi ayrılış malum olduÄŸu üzere cemel ve sıffinde yaÅŸanmış. Bu iki savaÅŸta binlerce Müslüman birbirini öldürmüştür. Ölenlerde, öldürülenlerde Müslüman. Peygamber döneminde küfre, zulme, adaletsizliÄŸe çekilen kılıçlar artık Müslüman kanı dökmektedir.

Bu olaylar Müslüman toplumda bunalıma, travmaya neden olmuÅŸtur. Bu travmalar sadece siyasi, sosyal olmaktan çıkarak doÄŸal olarak ilmi alana da sıçramıştır. Herkes bulunduÄŸu görüşe göre vahyin bir tarafından tutmakta ve kendi görüşünü desteklemek için kullanmaktadır. Kur’an uyulan, yaÅŸanan olmaktan çıkarılıp, uydurulan, yaÅŸanmayan haline getirilmiÅŸ.

Müslümanların zihni kopuÅŸu, bilginin asıl kaynağından vahiyden , kitaptan uzaklaÅŸarak yaÅŸamıştır… Ä°nsanla Kur’an’ın arası açılmış, mesafeler meydana gelmiÅŸtir. Bu boÅŸluÄŸu bir takım insanlar bulanık ve Ä°slam’a yabancı kültürleriyle doldurdular… Ä°srailiyyat, mesihiyyat, tarikat düşünceleri hakim kılınmaya çalışıldı. Gündemlerinde Kur’an ve Resulullah’ın örnek yaÅŸayışı olacağı yerde baÅŸka insanların menkı-beleri, bidatları, karametleri, uçup kaçmaları, din anlayışları olmuÅŸ, ÅŸeyhler kutsanmış ve bunların yorumları dinin yerini almış ve dinin yerine geçirilmiÅŸ. Toplantılarında, sohbetlerinde Kur’an-ı anlama yerine, bu ÅŸeyhlerin menkıbe ve adab kitaplarını okumaya baÅŸlamışlar ve bu süreç kemikleÅŸmiÅŸ bir ÅŸekilde halen devam etmektedir.

Bunların yerini Kur’an’ın ve sahih sünnetin alması gerekir deyip öğüt veren, yol gösterenler olursa, bunlar yadırganmaya baÅŸlamış, bunlara hıyanet ve bozguncu damgası vurulmuÅŸ, yafta ve ÅŸablonlarla itham edilmeye baÅŸlanmış, Ä°slam’ın zır cahilleri, Kur’an aşığı olan, ömrünü Kur’an’a adamış alimlere, müminlere ahlaksızca dil uzatır duruma gelmiÅŸlerdir ve halen bu seviyesizlikleri göstermeye devam ediyorlar.

Bu bedbaht adamlar ne diyorlar, bu Kur’an-ı anlamaya çalışanlar varya, radikal Kur’an Ä°slamcıları, sünneti inkar edenler, mezhepsiz Müslümanlar, tasavvuf münkirleri vs gibi köşe yazılarında,tv kanli-zasyonlarında attıkları tıvıtır- zıvırtılarıyla, olmadık aÅŸağılık ithamları yapıyorlar.

Bu zır cahillere ÅŸunu soralım, Hz peygamber ve ashabı zamanında, tarikat, ÅŸeyh, mürid, adab, lağım çukurlarında çile doldurma, ÅŸeyhin tarlasında ev iÅŸlerinde çalışarak ibadet ettiÄŸini zanneden zavallılar, nefsini öldürme operasyonları, vehdeti vucud, vehdeti ÅŸuhud, fakr, sekr, rabıta, aÅŸk, mahv, fenafillah, teselsül, istiÄŸase, hakikati muhammediye, hatemül evliya, aktab, kavs, keÅŸf, ehadiyet, vahidiyet, tekke, derviÅŸ, kuddise sirruh, kuddise nuruhu gibi birçok kavramlara rastlamıyoruz. Peki bu kavramlar aziz Ä°slam’ın içine kimler tarafından sokularak ümmet bilinci darbe yemiÅŸ ve dağılmaya baÅŸlamış.

Ä°ÅŸte ey cahiller, oturun adam gibi bunları bir araÅŸtırın. Bunlar sizi mahÅŸerde kurtaracak mı yoksa, mahÅŸer günü hakimlerin hakimi Allah gönderdiÄŸi kitabın ve peygamberlerinin öğrettiÄŸi yaÅŸadığı dinin esasları mı kurtaracak… MahÅŸerin dehÅŸetini bir düşünün^^Hiçbir kimsenin hiçbir kimse adına hiçbir ÅŸey ödeyemeyeceÄŸi, kimseden ÅŸefaatin kabul edilmeyeceÄŸi kurtuluÅŸ akçesi alınmayacağı ve hiç kimse-nin yardım görmeyeceÄŸi günün bilincinde^^(Bakara 2/48)

^^Kim Rahman’ın uyarı dolu mesajına kusurlu bir gözle bakarsa, ona bir tür ÅŸeytani (öteki kiÅŸilik) musallat ederiz de, kendisi onun uydusu haline gelir. Artık o onları doÄŸru yoldan çıkarır, berikilerde zanneder ki kendileri doÄŸru yoldadır^^( Zuhruf 43/36)

^^Onlar hiç Kur’an üzerinde derin derin düşünmezler mi yoksa kilit vurulmuÅŸ kalplere mi sahipler^^(Muhammed 47/36)

^^ Bu Kur’an bir öğüt ve uyarıcıdır. Åžu halde dileyen Rabb’ine varan bir yol tutsun^^( Ä°nsan 76/29)

^^ Kur’an bir öğüttür. Tabii ki öğüt almak isteyen kimse için^^(Müddessir 74/54-55)

Daha onlarca ayet Kur’an-ın, iki dünya saadeti ve ferahı için kurtuluÅŸ kitabı olduÄŸunu bizlere söy-lerken, referans kaynağımızın Kur’an olması gerektiÄŸini ve onu en güzel anlayan ve yaÅŸayan Hz. Muhammed’i örnek göstermesine raÄŸmen, bunları anlatan, bu gerçekleri doyuran, tebliÄŸ eden müslü-manlara, Kur’an dindarları, mezhepsiz Müslümanlar, tarikat münkirleri diye yaftalayan, aklını kullan-mayan, ufuksuz, derinliksiz cahil tiplerin bakış açılarını maalesef ÅŸeyhler kapatmış durumda… Bunlar kayıtsız ÅŸartsız itaat kültürü içinde ÅŸeyhlerine toz kondurmayan, onları günahsız, hatasız kabul eden, onları putlaÅŸtıran, onları sorgulamayan sürüsel nesnelerdir… Bunlar ümmetin dertleriyle deÄŸil cemaatlerinin büyümesi ve geliÅŸmesi ile meÅŸgullerdir.

Kimi aklı evvellerde köşe yazılarında cemaatler ortadan kalkarsa, Ä°slam yok olur diyor ki bu zatların sünnetullahtan ve Kur’an’dan ne kadar habersiz oldukları ortaya çıkıyor. HaÅŸa Allah’a fatura çıkartırcasına üfürüp duruyorlar. Bu adamların bir çoÄŸu daha düne kadar – fetöyü- göklere çıkartan, onları öve öve bitiremeyen, gidip ziyaret eden tipler… Çünkü bunlarda Kur’an bilinci yoktu ki, basiretli bir ÅŸekilde bu FETÖ denen meczubu, din simsarının gerçek yüzünü tanımış olsunlar… Kur’an ne diyor bu insanlar hakkında bakalım^^ onlar Müslüman olmalarını sana bir lütuf gibi sunuyorlar. De ki Müslüman olduÄŸunuz için bana lütfettiÄŸinizi sanmayın. EÄŸer (hakikate) sadıksanız sizi doÄŸru yola yönelttiÄŸi için asıl Allah size lütfetmiÅŸtir3^^(Hucurat 49/17)

Cemaatler ortadan çıkarsa din yok olur diyen zevat, eÄŸer aklı selim bir ÅŸekilde Kur’anı anlamış Hz. Muhammed’in tebliÄŸ edip yaÅŸantısıyla ortaya koyduÄŸu dini, cemaatlerin nasıl tanınmaz hale getir-diÄŸini görürdü. Allah’ın dinine, nasıl zam yapıp, neleri eklediklerini hurafeleri, bidatları, menkıbeleri görürdü… EÄŸer görmek istiyorsa…

Cemaat liderleri ebedi ÅŸef midir

Elbette ebedi şef değildir. Onlar dokunulmaz değildir. Hataları yüzünden liderlikten, şeyhlikten çekilmeleri noktasında ikazlar yapılmalıdır ve çekilmelidir. Şu ana kadar İslam dünyasında hiçbir cemaat liderinin efendim ben bugünün gerçekliğiyle yüzleşemedim, bunları sorgulayamadım, başarılı olamadım, çekiliyorum dediğini duyanınız var mı?

Cemaatin mensuplar tarafından sorgulanarak görevine son verilen lider ÅŸeyh tanıyor musunuz? Öldükleri zaman yerine oÄŸulları ya da damatları geçiyor, diktatörlerden hiçbir farkı yok… Cemaat lideriyle mensubu arasındaki iliÅŸki özne- nesne iliÅŸkisidir.

Efendi hazretleri ne buyurursa haklıdır, bize itaat etmek düşer adeta koyunlaÅŸtırma operasyonu… Kullanılmayan akıllar deposu… Oysa peygamber sahabe iliÅŸkisi özne-özne iliÅŸkisidir.

Peygamber sahabeye saygı duyuyordu, görüş alışveriÅŸinde bulunuyordu. Cemaat lideri sadece dayatıyor, sizin görüşünüzü merak etmiyor, duyarsızlıklarınızı merak etmiyor, size bir eÅŸya mal muamelesi yapıyor. Çünkü bu yapılanmalarda ahlaki deÄŸer yok…

Bu cemaatlerin hepsi kendilerini bir temele dayandırıyor. Kimileri fıkhi, kimileri efsane- nostalji, kimileri iman- itikad, kimileri tasavvufi temellere…vs Hiç birisi Kur’anın bütünlüğü içinde deÄŸil…

Ä°slami manada sorgulayan, düşünen, üreten, tartışan, reddeden, muhalif eden, karalılık gösteren, eylem iradesi ortaya koyan, kendi tercihlerinin öznel olan bir kamuoyu oluÅŸturmuÅŸ deÄŸiller. Belli bir kavramı alıp onun içini kendi yorumlarıyla doldurup din diye pazarlıyorlar… Rabıta, tövbe. Zikir gibi- üstelik bunların içini ÅŸirk ile dolduruyorlar ve insanları bu zulmün içine sürüklüyorlar…

Varsa yoksa cemaat cemaat, bir türlü ümmet bilinci oluÅŸmuyor… Allah’ın iradesi, ümmet bilincine sahip olmamız doÄŸrultusundadır.^^Ä°ÅŸte böyle sizin dengeli bir ümmet olmanızı istedik ki insanlığa örnek ve model olsun^^(Bakara 2/143)

^^Siz insanlık adına çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. Ä°yi ve doÄŸru olanı önerir, kötü ve yanlış olandan sakındırırsınız. Zira Allah’a güvenip inanırsınız^^(Ali imran 3/110)

Velhasıl bu oluÅŸumlar, Ä°slam’ın temsilcileri biziz deyip tek renkli, tek çizgili, tek boyutlu planyadan çıkmış aynı büyüklükte tahtalar gibi, insan yetiÅŸtiren- oluÅŸturan cemaatler ümmet kavramını yok etmiÅŸlerdi…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.