Sosyal Medya

Makale

Üçüncü Yol…

Ülkemizdeki temel tartışmaların çatışma üzerinden okunması üzerine iki temel cepheye dönüştüğü gözlemlenebiliyor. Hem bir çatışma dili üzerinden ikiye ayrılma hem de keskin bir tarafgirlik duygusu bu çatışmadan bir kırılmayı keskinleştiriyor. Bu durum doğal olarak ülkenin geleceği açısından da bir sorun oluşturacak gibi duruyor. Hem sosyolojik olarak hem de psikolojik olarak yeni sorunları kapıda görebiliriz. Sadece siyasal tartışmalar değil aynı şekilde düşünce tartışmalarında da benzer bir durum söz konusu… Mesele din olduğunda iki temel aks’a bölünüveriyor. Bir kesim, mutlak bir gelenek ve tarih düşmanlığı üzerinden yeni duruma yeni bir bakış ve yorum üzerinden yeni ilkeler ve bu ilkelere dayalı yeni bir fıkhın gerektiğini dillendirmekte… Öbür kesim ise yeni olana olanca düşmanlıkla karşı durarak geleneğin bütün çeperleri ile kutsanması gerektiği gibi temel bir bakışa yönelerek anakronik olmayı da göze alarak bir tutum geliştirmektedir. Böyle bir sorun ile karşı karşıya gelince tabii olarak bu sefer verimli bir tartışmanın ve müzakere etmenin imkânı kayboluyor. Hatta kör, sağır ve dilsiz olmayı yeğliyor, bir başkası konuşmasını yaparken…

Aklıselim sahipleri ise bu durumu derin bir endişe ile izlemektedirler. Çünkü bu durum sağlıklı bir iletişimi engellediği gibi düşüncenin oluşumunu da direkt olarak engeller bir pozisyonu öne çıkarmaktadır. Hâlbuki sağduyu ile hareket edilirse ve meselenin bir mesele olarak ele alınıp tarafgir pozisyonunu bir tarafa bırakarak sadece gerçeğin ve dolayısı ile hakikatin ne olduğuna dair bir beklenti ile yola çıkılsa meselenin önemli bir kısmını halletmiş sayılabilinir.

Evet, bu iki kesimin dışında da yaklaşıma imkân sunan düşünce zemini vardır. Ve öncelikle bu zeminin varlığını izhar etmeye başlamak ilk adım olmalıdır. Dinlemeyi eksene almayan bir bakışın kendini kendi eli ile sınırladığını ve oradan hakikat adına herhangi bir gelişmenin sağlanamayacağı artık aşikârdır. Çünkü bir ölçme ve değerlendirme yapabilmenin yegâne kıstası dinleme faaliyetini yerine getirebilmektir. Bu da hakikatin sahibi olmak gibi davranmak değil hakikate talip olmaya niyetlenme ile gerçekleşebilecek bir vasattır.

Sahip olma ile arayış içinde olma arasındaki bakış farkı ve psikolojik zemin ayrıdır. Ve bu ayrım kişiyi çok farklı noktalara taşır. İşte burada hakikatin arayışı içinde olmak beraberinde kulak kesilmeyi zorunlu kılar. Çünkü sahip olmanın kendisi peşin her şeyi reddetmeyi içerir. Ama arayış, kulak vermeyi, dinlemeyi, gözlemeyi mecburi kılar. Bu yüzden sahip olunan bir hakikat yoktur. Ama bir arayış hep baki olacaktır. Bu, hakikatin zımnında varolan bir duruşu ihtiva ediyor…

Bu üçüncü yol hangi farklılıkları izhar eder:

Çatışma dilinden vazgeçmeyi…

Çatışma dilinden vazgeçtiğiniz andan itibaren bir kere normalleşmeyi ve psikolojik gerginliği ortadan kaldırmayı da başarırsınız. Düşmanca bakmaktan vazgeçtiğiniz andan itibaren birilerinin varlığını keşfeder ve ne kadar güzel insanlar olduğunu, sığınabileceğinizi, dost olabileceğinizi ve bugüne kadar niye kendinizi bundan mahrum bıraktığınızı düşünmeye başlarsınız…

Diyalog kurmayı başarabilmeyi…

Artık bu noktada bir diyalog zemini kendiliğinden doğar. Eğer muhatap düşman değilse onunla bir ilişki ve iletişim kurmanın normalleştiğini anlarsınız. Bu normallik aynı zamanda onunla paylaşmayı da içerecektir. Böylece yeni adımların atılmasının psikolojik şartları da oluşuverir. Gerisi ortak duyguların geliştirilmesini ve birlikte yol almanın imkânlarının ne olduğunu araştırmaya kalmıştır.

Muhatabı ciddiye alarak dinlemeyi ve ne dediğini öne almayı…

Böylece muhatabınızı kemali ciddiyetle dinleyerek onun ne dediğini tam olarak anlamayı öne alırsınız. Bu yakınlığın sağladığı vasatta onu doğru anlamanın psikolojik zemini de doğar. Böylece birlikte konuşacak bazı meselelerin varlığını hesaba katarak ortak bir bakış açısı sağlamanın temeli geliştirilmiş olur.

Kendini ifade ederken mutlaklaştırmadan bir müzakereyi içerebilmeyi…

Düşüncelerin mutlak olmadığını anlamak aynı zamanda sahip olunan düşüncelerin bir sağlamasının gerekliliğini ortaya koyar. İşte bu sağlama işlemi için muhatap ile müzakere etmenin en güzel yöntem olduğu da aşikâr olur. Böylece hem kendi düşüncelerini hem muhataplarının düşüncelerini soru ve eleştirel duruş ile hakikat açısından değeri müzakerenin konusu olur. Böylece reddetme yerini anlamaya bırakır. Bu da hakikat için bulunmaz bir tutumdur.

Birlikte bir arayışı temellendirmeyi…

Anlama öne alındığı andan itibaren anlamayı güçlendirecek ve derinleştirecek her adım önemli kabul edilmeli ve buna uygun olarak karşıt diye kabul ettiğin muhataplarının da bu anlamaya destek olabileceğini görmek kolaylaşacaktır. İşte bu kolaylık aynı şekilde birlikte bir arayışı da temellendirir. Böylece düşmanlık yerini birlikte arayışı sağlayacak bir ilgiye ve dostluğa bırakır.

Yukarıda ifade ettiğimiz tutumlar birer vasattır. Ve bu vasat ile çatışmayı ortadan kaldırarak birlikte bir şeyler yapmayı ve paylaşmayı eksene alacak bir tutumu öne alabiliriz. Çatışma ortadan kalktığında diyalog kendiliğinden gelecektir. Kişiler, tarafgirlik etkisi ile yaptıklarının neye tekabül ettiğini anlamlandırmakta zorlanacaklardı. Ama bu tarafgirlik ortadan kalkınca aslında ne yaptıklarını, hangi noktalarda yanlış yaptıklarını ve bu yanlışa yönelmenin nedenleri konusunda açık bir fikre sahip olabilirler. Hatalardan dersler çıkarmak, el birliği ile hakikatin yeniden inşasına yönelmek ve gerçeğe uygulanması konusunda ortak bir bakışı temellendirmek kişilere cesaret sağlar. Bu cesarettir ki cesur adımların atılmasının imkânlarını barındırır. Hakikat ise cesur adımlarla ortaya konabilecek bir zemine sahiptir. Ve bu zeminin kıymeti bilinmediği zaman hemen kendini imha eder. Bu yüzden bu psikolojik vasatı hep müdafaa etmek ve onu koruyup kollamak hakikat arayıcılarının temel savı olmalıdır.

Bütün mesele, Müslüman’ca bir tutum olan tevazuu hem birey hem de toplum olarak öne çıkarmak ve buna uygun davranmayı; yani hem tamamlanmayı hem de tamamlamayı bir ilke olarak kabullenmektir…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');