Sosyal Medya

Makale

İslami Camiaların Siyaset Duruşu ve Problemler

Günümüz İslami camiaların siyasete yaklaşımları birbirinden çok farklı. Bir tarafta siyaset/politika yapmayı küfür olarak gören camialar diğer yanda siyasi iktidarların emir eri konumuna gelmiş camialar görüyoruz.

Hangisi doğru?

Siyaset Müslümanın felaketi mi yoksa görevi mi?

İyiliği emretme kötülükten men etmeyi, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye etmeyi, yolda insanlara eziyet verecek bir dikenin veya taşın kaldırılmasını emreden; diğer bir tabirle karı koca arası ilişkiden devletlerarası ilişkiye kadar hayatın tüm alanlarına müdahil olan bir dinin kendi mensuplarını toplumsal karar ve yönetim mekanizmalarından uzak tutması düşünülemez elbet.

Tebliğin kendisi bir siyaset, her peygamber de başlı başına bir siyasetçi değil midir?

İlahi tebliği kendine vazife edinmiş her kişinin, ister zalim olsun ister mazlum; ister fert olsun isterse topluluk olsun, herkese her kesime söyleyecek bir çift sözü vardır. Bu hal siyasetin ta kendisidir.

Bu siyasi sorumluluk, yozlaşmış politik siyasetin bir parçası olmayı gerektirmez elbet.

Eğer bugün siyaset arenasında bir sancı yaşıyorsak bunun sebebi, siyasi duruşumuz ve siyasi bakışımızdan kaynaklanıyor.

Duruşumuz problemli çünkü bir türlü siyaset (parti siyaseti) üstü durmayı beceremedik.

Bakışımız problemli çünkü sıfatlar üzerinden değil özneler üzerinden siyaset yürüttük.

Hal böyle olunca kısır ve yoz politik çekişmenin bir parçası olduk.

Özneler/Kişiler üzerinden siyaset yapmak kutuplaşmayı ve çatışmayı beraberinde getirir.

Öznel siyaset yapanlar eninde sonunda utanmaya, ilkeleriyle çelişmeye mahkûmdurlar. Çünkü bu tarz siyaset kişi üzerinden yapılır, kişi de nihayetinde hata yapmaya mahkûmdur. Kişiye şartlanıldığı için kişinin hatalarını da doğru kabul etmek veya tevil etmek zorunda hissedilir.  

Oysaki sıfatlar üzerinden siyaset yapmak/siyasete bakabilmek en doğrusu ve en kolayıdır. Şahıslara değil sıfatlara bakıldığı için kim doğru iş yapıyorsa o desteklenir kim yanlış yapıyorsa da ona karşı tavır alınır.

Diğer bir yanlış ise siyaseti bir partiye oy vermeye indirgemektir ki bizi bize düşman eden de bu zihniyettir.

Müslümanlara siyasi yozlaşmanın bir parçası ve zalim iktidarların payandası olunmaması için hep siyasetten uzak durması öğütlenir. Bu boş bir öğüt değildir ama yanlış/eksik bir öğüttür. Marifet uzak durmak değil siyaset/iktidar üstü durabilmektir.

Burada camiaların duruşu ile fertlerin duruşunu ayrı değerlendirmek lazım.

Her Müslüman fert (İslam’ın ön gördüğü ahlaki duruşla) siyasi bir partide aktif siyaset yapabilir (en azından bir kısmı) yapmalıdır da ama camiaların böyle bir lüksü yoktur.

Partisel siyasette çoğu zaman ferdi duruş ile camia duruşu birbirine karıştırılıyor. Camia bir fert gibi siyasete girince tüm müntesiplerini de haliyle siyasete sokmuş oluyor. İktidar kavgasının bir parçası olduğundan artık kimseye nasihat edecek, yol gösterecek bir sözü kalmıyor, söylese bile çok da dinleyeni olmuyor.

Günümüz politikacılarının tamamına yakını, ortaya koyacak bir fikirleri projeleri olmadığı için insanları çatıştırarak taraftar bulmaya çalışıyorlar. Haliyle politikalarımız, aksiyon üzerinden değil reaksiyon üzerinden yürüyor.

Sonuçta ülkemiz insanı birbirine kin besleyen politik/ideolojik guruplara ayrışmış. Bu insanları bir araya getirebilecek, kardeşliği yeniden tesis edebilecek yegâne yol İslam kardeşliğidir. Bu tebliğ/çalışma da İslami camialara düşüyor.  Ama politize olmuş, siyasi çekişmenin parçası olmuş camiaların bunu yapması mümkün değildir.

Uzun lafın kısası; Camialar ve Kanaat Önderleri siyasetten değil saraydan uzak durmalı.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.