Suriye ve Irak’taki istikrarsızlık ve merkezi hükümetlerin sarsılan otoritesi, iki ülkede de devlet dışı yeni bir aktör ortaya çıktı. Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adı altında faaliyetlerini sürdüren bu aktör Irak’ın Musul kentini ele geçirdikten sonra güneye doğru ilerleyişini sürdürüyor. Pekçoklarına göre bu durum Irak-Suriye arasında İngilizlerin ve Fransızların Birinci Dünya Savaşı sırasında ana hatlarıyla çizdikleri sınırı yıkarak Sykes-Picot düzenini sona erdirdiğinin ilanı.

İngiltere ve Fransa arasında 16 Mayıs 1916'da imzalanan gizli anlaşmayla Suriye ve Irak'ın bugünkü sınırları ana hatlarıyla çizilmişti. Ancak sınırların çiziminde herhangi bir etnik ya da mezhepsel kaygı gözetilmedi. Sınırlar tamamen İngiltere ve Fransa’nın çıkarları esas alınarak şekillendi. Dönemin Rus Çarlığı’nın da onay verdiği gizli Sykes-Picot anlaşması ancak komünist devrimin ardından Sovyetler Birliği tarafından tüm içeriğiyle ifşa edildi.

‘Suriye ve Irak kaynakları sömürüldü’

Prof. Enver Ziya Karal’ın Osmanlı Tarihi kitabında yer alan bilgiye göre Sykes-Picot Anlaşması, İngiltere ve Fransa'nın başı çektiği Uzlaşma Devletleri’nin, kendilerine bağlı ve Osmanlı hâkimiyetine karşı bir Arap devleti veya federasyonu kurulması fikrinde uzlaşması sonucu imzalandı. Karal’ın kitabında şu ifadeler geçiyor:

Uzlaşma Devletleri bugünkü Irak’ın İngiliz denetimine bırakılması, Suriye’nin ise Fransa’nın hâkimiyetinde kalması üzerine fikir birliğine vardılar. İngiliz yönetimi, etkisi altına alacağı Irak vasıtasıyla Hindistan yolunu güvence altına almakla kalmayıp, aynı zamanda Manchester fabrikaları için pamuk, İngiliz deniz filoları için de petrol tedarik etti. Fransa’ya verilen Suriye kıyıları (Lübnan dâhil) sayesinde Fransa Suriye’nin tahıl kaynaklarını sömürebilecekti.

‘Sorun cetvelle çizilen yapay sınırlar’

Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Ahmet Özer’e göre, bugünkü büyük problemin kaynağı ‘Emperyal güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda cetvelle çizdikleri yapay sınırlar’.

Bu yüzyılın ortalarına doğru Ortadoğu’da yeni bir yapılanmanın söz konusu olabileceğini söyleyen Özer, IŞİD’in bölgedeki yükselişini ise genel olarak Maliki yönetiminin mezhepçi politikalarına bağlıyor:  

Maliki üç büyük yanlış yaptı. Hep Şiilerden yana oldu ve Sünnileri devre dışı bıraktı. Saddam devrildikten sonra Saddam’ın artıklarıyla ilgili bir regülasyon yapmadı, Saddam’ın general ve subayları örgütlendi. IŞİD de bu örgütlenme içerisinde yer aldı. IŞİD Sünni halkın bu rahatsızlığını gördü ve onu kullandı. Üçüncü yanlışı ise Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile iyi geçinmek yerine onlarla kavgalı hale geldi. Onların yüzde 17 hissesini vermedi ve Türkiye ile olan ilişkilerini hazmedemedi. Şimdi onlardan destek ister duruma geldi. Maliki’nin tüm yol ve yöntemleri iflas etti.

IŞİD’in tek başına bir aktör olmadığını belirten Özer, “Sanki IŞİD kendi 2 bin kişilik gücüyle Irak ordusunu dağıttı. Böyle bir şey yok. Musul ve Tikrit halkı davet etti IŞİD’i. Milyonluk kentte halk destek vermezse 2 bin kişinin başarılı olma şansı var mı? Hele ki böyle terörü besleyen bir örgütün orada tutunma şansı var mı?” diyor.

‘Sınırların değişmesine izin verilmez’

Raiy El Yevm Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ünlü Arap gazeteci Abdülbari Atvan ise, Sykes-Picot ile Ortadoğu’nun mevcut sınırlarının tamamen ortadan kalkacağını düşünmüyor. Suriye ile Irak arasında çizilen sınırlarda ise değişiklik görülebileceğini söylüyor.

Uluslararası ve bölgesel güçlerin Sykes-Picot sınırlarının tamamıyla değişmesine müsaade etmeyeceğini ifade eden Atvan, bu sınırların içinde İsrail dâhil tüm Ortadoğu ülkelerinin olduğunu, bundan dolayı topyekûn değişimin şimdilik imkansız olduğunu belirtiyor.

Atvan Irak ve Suriye arasındaki sınır değişikliğinin ise mezhep ve etnisite ayrımı üzerine kurulacağını söylüyor.

Rakka ve Musul arasında bir devlet kurulabileceğini ancak bunu elde tutmanın çok zor olacağını kaydeden Atvan bölgedeki bazı güçlerin bunu engellemeye çalışacağını belirtiyor.

Maliki’yi eleştiren Atvan, “Tam anlamıyla bir başarısızlık örneği. Kariyeri tamamıyla bitmiştir. Irak’ın başbakanı olduğunu iddia ediyor ama o sadece kendi Şii destekçileri ve partisinin başbakanı. Onun yeni hükümeti kurabileceğine inanmıyorum” ifadelerini kullanıyor.   

Atvan Sünni grupların IŞİD’e desteğinin ise değişken olduğunu ve iki grubun aslında Maliki karşıtlığında birleştiğini söylüyor. Atvan’a göre, gelecekte IŞİD’e karşı ayaklanabilirler. İleride karmaşık bir sorun oluşturacak olsa da şu anki durum ‘düşmanımın düşmanı benim dostumdur stratejisi.’

Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Doç Dr. Mesut Özcan ise Ortadoğu’daki değişim süreciyle ilgili şunları söylüyor:

Şu anda devam eden bir süreç var. Ortadoğu’da uzun süreli bir geçiş sürecinden bahsetmek mümkün. Bu sadece Suriye ve Irak’la sınırlı değil. Mısır, Libya ve diğer ülkeler de dâhil. Arap Baharı ile başlayan süreç inişleri ve çıkışlarıyla devam edecek. Geçiş süreci biraz uzun sürüyor. Genel olarak büyük beklentiler var insanlarda. Herkes kısa sürede çok önemli toplumsal, siyasi ve ekonomik sorunların çözülmesini bekliyor. Çözülmeyince de hayal kırıklıkları büyük oluyor ve bunun sonucunda başka türlü yansımaları ortaya çıkıyor. Bugün yaşananlar biraz da onunla alakalı.