Sosyal Medya

Şevket Hüner: Durumdan Vazife Çıkarmak



Zorunlu olmadığı halde, oluşan duruma göre kendi üzerine yeni sorumluluklar, görevler almaktır. Ortamdan görev devşirmek ya da kendiliğinden sorumluluk yüklenmek şeklinde özetlenebilen bu deyim, bazen inisiyatif alma olarak övülmüş, bazen de yetki aşımı olarak eleştiriye konu olmuştur. İnsan ilişkilerinde kimin ne zaman konuşacağı, nerede duracağı, neye karışacağı genellikle görünmez bir mutabakata dayanır.

Bazı insanlar vardır ki; kimse onlardan bir şey istemez ama bir eksiklik sezdiklerinde geri durmazlar. Ortam sessizliğe gömülmüşken konuşulması gerekeni söyler, çoğunluğun bakıp da göremediği ayrıntıyı fark ederler. İşte bu noktada durumdan vazife çıkarmak, olumsuz bir acelecilikten çok, mesuliyet hissinin gereğidir. Zira hayat, her zaman net görev tanımları üzere ilerlemez. Bazen yapılması gereken şey, ancak cesur biri tarafından görünür kılınır.

Durumdan vazife çıkarmak, insanın hayat karşısındaki duruşunu açığa çıkaran bir tavırdır. Bir yanda imanın sessiz çağrısı vardır; öte yandan vicdandan kaynaklanan, yazılı olmayan bir emir... Bu nedenle bir mümin, bir eksikliği gördüğünde, bir ihtiyacı fark ettiğinde, kendisine söylenmemiş olsa bile harekete geçer. Emir beklemeden, yardıma koşmak sorumluluk bilincinin en saf hâlidir. Böylece vicdanı, bir komutan gibi insana yön verir, onu başkalarının yararına ya da ortak iyiliğe doğru sevk eder. Üstelik alınan bu risk, takdir edilmek için bir karşılık beklemeden üstlenilmiştir.

Bazen başkasının alanına müdahale ederek düzeni bozmak durumdan vazife çıkarmanın olumsuz yönüdür. Zira iyi niyetle başlayan bir hareket, yetkiyi aşan bir müdahaleye dönüşebilir. İnsan, iç sesini evrensel bir yasa gibi gördüğünde, başkalarının iradesini gölgeleyebilir. Haddini aşarak inisiyatif alan, bir kaos çözücü olmaktan çıkıp bizzat kargaşanın nedeni haline gelir. Övgü ile yergi arasındaki o ince çizgi, aslında kişinin haddini bilip bilmediğiyle alâkalıdır.

Vicdanın çaÄŸrısı ile haddini bilme ÅŸuuru arasında gerçekleÅŸen bu davranış, bir yandan fedakârlığın yüceliÄŸi, diÄŸer yandan hadsizliÄŸin sevimsizliÄŸi sayılacağından müdahale ederken ezber tavırlardan vazgeçmek ve olayı iyi tahlil etmek elzemdir. Sonuçta bu deyim, insanın hem özgürlük alanını hem de Hududullah’a olan tavrını hatırlatır. İmanın emirleriyle muhatabın hakları arasındaki dengeyi kurmak ise göründüğünden daha çetin bir vazifedir.

Rekabetin hayatın gereği(!) sayıldığı günümüzde öne çıkmak her şeyden önemli sayılandır. Haddini bilmek ise geri bırakıp kaybettiren gibi göründüğü için uzak durulandır. Her olayı bir fırsat görüp kendini göstermek isteyen aymazların yaptığı şey ise rol çalmaktır. Bunlar verilen görevi yerine getirmekten çok bunu bir üst seviyeye sıçramak için basamak olarak kullanır. Yaptığı sorumsuz müdahale ile hangi dengelerin altüst olacağı ile ilgilenmez. O, bazılarının gözüne girmek için bu yolda yapamayacağı hadsizlik yoktur. Ne yazık ki bu aymazların çabası çoğunlukla rağbet görür. Üstelik haddini bilip geri duranlara da örnek gösterilirler.

Rol çalmak, başkasına ait bir sorumluluğu veya yetkiyi izinsiz üstlenmek demektir; bu hem güveni zedeler hem de toplumsal düzeni bozar çünkü hak edilmemiş bir konum gasp edilmiş olur. Oysa durumdan vazife çıkarmak, iyi niyetle yapılan ama bazen ölçüsüzlüğe varabilen bir davranıştır: kişi kendine görev biçer, fakat bu yalnızca gereksiz müdahaleye veya abartılı sorumluluk yüklenmeye yol açabilir. Dolayısıyla rol çalmanın olumsuz yönü daha ağırdır; çünkü burada yalnızca sınır aşımı değil, aynı zamanda başkasının hakkını ihlal eden bir gasp söz konusudur, bu da güven kaybını ve otorite çatışmasını doğurur.

İçinde Kuran’ın indirildiÄŸi Ramazan ayı boyunca oruç tutmak, yaptıklarıyla deÄŸil uzak durduklarıyla görünmeye talip olmaktır. Hududullahı belirleyen ÅŸey, yapılması yasak kılınanlar konusunda müşterek bir mutabakata varılmasıdır. KiÅŸi yapabilecekken yapmamayı tercih etmesinin talimini yaptığı Ramazan orucuyla, kendisine indirilmiÅŸ Kuran’ın sınırlarına uyacağını ilan etmiÅŸ olur. Böylece kitabın emirlerine uygun uzak durma iradesi ile Allah’ın rızasına erip felaha erenlerden olmaya yönelir. Bu da Ramazan orucunun, haddini aÅŸmayı bir baÅŸarı sayan insana tekrar düşünme fırsatı sunmasıdır. Mal ve makam sahibi olmak, popüler sayılmak, dokunulmazlık kazanmak için had hudut tanımayanları gözden düşüren Ramazan orucunun zincirlediÄŸi ÅŸeytanilik de bu olsa gerektir…

Şevket Hüner / 10 Ramazan 1447

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.