Sosyal Medya

Selahattin Çakırgil'in kaleminden: Siyaset hizmet için mi, kandırmak için midir?

Müslüman bir halkın hayatını, uluslararası sözleşmeler, andlaşmalar, yabancı kültürlerin ve yaşayış tarzlarının normal gördüğü sapkınlıklar değil, inancımızın temel kuralları belirler.



Geçen sene B. Amerika'da, siyahî bir kiÅŸinin polis tarafından yere yatırılıp, boynuna dizle basılarak nefessiz bırakılması ve defalarca 'nefes alamıyorum..' diye çırpınmasına raÄŸmen, o durumda can vermesine seyirci kalınması sonrasında, siyahîler ve onlara yapılan bu zulme karşı çıkan diÄŸerlerince aylarca süren dev protesto gösterilerinde kullanılan bir cümle vardı: 'Black Lives Matter!' (Siyahların hayatı önemlidir.) ÅŸeklinde..

Mânâsı, mantıken ele alındığında bu sözün içinde bir yanlışlığı taşıdığı görülüyordu. Çünkü, herhangi bir ırk, renk, kavim, cins veya sosyal sınıf farkı gözetmeksizin, 'Sadece siyahların deÄŸil, her insanın hayatı önemlidir!' denilmeliydi. Ama, bu durumu, herhalde o sırada daha bir yaralı olan siyahî kitleleri daha bir tahrik etmemek için, kimse dile getirmemiÅŸti. Ama, merhûm Muhammed Ali Clay'in çocuklarından birisi, o günlerde bu ince noktaya deÄŸinmiÅŸ ve 'Babam hayatta olsaydı, bu cümleyi, sadece siyahîleri deÄŸil, bütün insanları içine alacak ÅŸekilde düzelttirirdi..' demiÅŸti.
 
Türkiye'nin bütünüyle geri çekildiÄŸi 'Ä°stanbul SözleÅŸmesi' dolayısiyle, son günlerde, hattâ o sözleÅŸmeyi DışiÅŸleri Bakanı olarak imzalamış olan ve Müslüman kimliÄŸi bilinen bir siyasetçinin bile, sırf siyasî karşıtlık ve hırs ile, bu sözleÅŸmeden geri çekilme konusunda C. BaÅŸkanı ErdoÄŸan'a eleÅŸtiriler yönelterek, o konudaki Kararnâme'nin 'ibtal'i yönünde koro halinde nutuk çekenler arasında yer aldığı görülüyor.
 
Türkiye'nin, 'Ä°stanbul SözleÅŸmesi'nden ayrılması sebebiyle kadınların tedirgin olduÄŸunu dile getiren bu siyasetçi, geçen hafta, 'Åžiddete maruz kalan ve hepimizi birkaç gün arayla yürekten daÄŸlayan, bazıları da vahÅŸice, barbarca öldürülen kadınlarımız tedirgin... CumhurbaÅŸkanı bu kararı çıkarmadan önce bir açıklamada bulunup, kadınlarımızı teskin edecek bir açıklamada bulunmaya bile ihtiyaç hissetmeden kendi imzasıyla yürürlüÄŸe girmiÅŸ bir sözleÅŸmeyi ibtal etti. Çıkıp, kendisi için tutarlılık adına bir izahta bulunması lâzım. Ama, artık tutarlılık diye bir düÅŸüncesi yok!' diyordu.
 
Åžimdi KılıçdaroÄŸlu, Meral AkÅŸener, Pervin Buldan gibileri, 'o sözleÅŸmeden çekilmekle kadınlara ÅŸiddetin serbest hâle getirildiÄŸi'ni iddia edenler kervanına müslüman kimliÄŸi ve hassasiyeti olan siyasetçilerin de katılması esef vericidir.
 
Halbuki, yapılan, halkı kandırmaya yönelik tam bir çarpıtmadan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil.. (Kezâ, '....filan üniversitenin 'Müslüman öÄŸrencileri' gibi isimlerle anılan bazı grupların, bu sözleÅŸmeyi çığırından çıkarmaya çalışan sapık grupları desteklediklerine dair açıklamalar yapmalarını, yaklaÅŸmakta olan bir facia dalgası olarak görmek gerekir.)
 
Ä°ÅŸbu 'Ä°stanbul SözleÅŸmesi'nin mâsum iddialarla ve iyi niyetle hazırlandığı iddia edilse bile, uluslararası sözleÅŸmelerin iç hukuktan üstün sayılmasından istifade eden bir takım cinsî sapık gruplarının nasıl bir kanunî himayeyi elde ettikleri kanaatiyle, meydanlara en ahlâksız pankartlarla ve görüntülerle çıktıklarını yukarda isimlerini verdiÄŸim muhalefet liderleri görmezlikten gelebilir; ama, Müslüman halkımızın deÄŸerleri içinde yetiÅŸmiÅŸ kimselerin de sırf siyasî hırsla, aslî inanç deÄŸerlerimizden kopmuÅŸ olanlar gibi laflar etmeleri, gerçekten de hayıflanılacak bir durum deÄŸil midir?
 
Asıl görülmesi gerekli konu, insanlığının ve inancının izzet ve ÅŸerefini düÅŸünen her bir Müslümanın, erkek olsun- kadın olsun, baÅŸkasına iÅŸkence ve zulüm yapamayacağıdır. Müslüman bir halkın hayatını, uluslararası sözleÅŸmeler, andlaÅŸmalar, yabancı kültürlerin ve yaÅŸayış tarzlarının normal gördüÄŸü sapkınlıklar deÄŸil, inancımızın temel kuralları belirler.
 
Böyleyken, bu sözleÅŸmeden çekilme kararından sonra, muhalif siyasetçilerin devamlı olarak, iÅŸkenceden, cinayetten korumak adına, sadece kadınları tahrik etmeye çalışmaları ve hattâ karşı cinsten olanlara yönelik cinayetler sözkonusu olduÄŸunda sessizliÄŸe gömülmeleri ilginç deÄŸil mi?
 
Toplumun sadece bir tarafının mazlûm ve diÄŸer tarafının zâlim gösterilmesi, saÄŸlıklı bir yaklaşım mıdır?
 
Asıl görülmesi gereken konu, insanların, hangi yaÅŸ veya cins grubuna aid olurlarla olsunlar, akıl ve iradelerini ibtal edip ÅŸiddet ve cinayete ya da intihar çaresizliÄŸine teslim olmalarına çare aranması deÄŸil midir?
 
Evvelki gün, medyaya yansıyan cinayet veya bir intihar haberi ulaÅŸtı, Konya- EreÄŸli'den..
 
20 yaşında bir kız, başından vurulmuÅŸ ÅŸekilde, ölü olarak bulunmuÅŸ..
 
Bu kızın, ölü bulunmadan kısa süre önce 'sosyal medya'dan, bir sessiz çığlık halindeki ÅŸu notu paylaÅŸtığı belirlenmiÅŸ: 'Bu hayata tutunmak için çok çaba sarf ettim, çok uÄŸraÅŸtım. (...) Bu hayat bana çok ağır geldi. Taşıyamayacağım yükleri verdi. (...) Beni seven, yanımda olan herkesten özür dilerim. AÄŸladığım için kızdınız, küstüÄŸüm için kızdınız ama, bilin ki hepsi yardım çığlığıydı, siz duymadınız. Annem, en çok senden özür dilerim, ne olur beni affet, ama ben dayanamadım. Bu yaşıma kadar getirdin. EÄŸer sen olmasaydın bu kadar durmazdım. Hakkınızı helal edin. (...) Not: Mezar taşıma, 'Bu ilk ölüÅŸüm deÄŸil!' yazın..'
 
Ä°ÅŸin içinde ustaca bir cinayet perdelemesi sözkonusu deÄŸilse, bir intihar halet-i rûhiyesini yansıtan tipik bir yazı bu.. Ve son derece trajik, yürek parçalayıcı..
 
Åžimdi asıl bu gibi faciaların üzerinde de düÅŸünmek gerekir.
 
Kendimizi bu tükeniÅŸ haline garkolanların yerine koyup da düÅŸünebiliyor muyuz?
 
 
Star Gazetesi

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.