Sosyal Medya

Tercüme Haber

Filistin çok yönlü işgal altında

Filistin ve İsrail arasındaki çatışma görece küçük bir coğrafi alanda gerçekleşmesine rağmen çok sayıda uluslararası grubun ve büyük ülkelerin dahil olması nedeniyle hem politik anlamda hem de medyada oldukça büyük bir ilgi görüyor.



Filistin ve İsrail arasındaki çatışma görece küçük bir coğrafi alanda gerçekleşmesine rağmen çok sayıda uluslararası grubun ve büyük ülkelerin dahil olması nedeniyle hem politik anlamda hem de medyada oldukça büyük bir ilgi görüyor. Bu, Arap dünyası ve Ortadoğu'daki hassasiyetin ve ülkenin pek çok doğal kaynaktaki zenginliğinin bir sonucu. Filistin- İsrail çatışması, Arap ve İslami tarafları da değerlendirildiğinde bölgedeki ana mesele haline gelmiş durumda.
 
Askeri işgal, bağımsız bir bölge üzerinde bir otorite tarafından yürütülüyor. Burası ise işgal edilmiş bölge olarak bilinmektedir. Bununla birlikte, tarihi Filistin'in karşı karşıya olduğu şey genellikle işgal ettiği topraklar üzerinde tam bir hakimiyet talep etmeyen tipik bir askeri işgalin çok ötesinde.
 
Böylesi bir isgal geçmişte ve günümüzde çok sayıda imparatorluk ve devlet tarafından uygulanmıştır. Oradaki varlığı yağmalamak için toprakları işgal ediyorlar ve oraları ordularının geldiği "merkezi" güvence altına almak için bir üs haline getiriyorlar. Ve tabi ki, işgal ettikleri ülkenin topraklarını ve halkını hükümleri altına alıp onların varlıklarını sömürüyorlar. Filistin'deki işgalin türleri şu şekilde özetlenebilir:
 
1. Doğrudan askeri işgal. Ekim 1187’de beri ilk kez Kudüs’ü Batı egemenliğine geçiren ve Avrupalıları sevindiren, 1917’deki İngiliz güçlerinin Filistin’i işgal edip sömürgeci yönetimi hayata geçirmeleri gibi doğrudan askeri işgal. İşgalin başlangıcınden beri, İngiltere amaçlarından birinin Balfor Deklarasyonu'nu yerine getirmek olduğunu ilan etmişti. Şöyle ki, Yahudilerin Filistin'e göçü için kapıları açmak, onlar için ulusal bir vatan inşa etmek, hatta onları Süveyş Kanalının doğu kıyısının kontrolünü güvence altına almaları için teşvik etmek ve desteklemek bu amaçlardan bazılarıydı.  
Bunu yaparak, aynı zamanda Yahudilerin Avrupa'dan ayrılmasını da sağlayacak bir oluşumun oraya yerleştirilmesiyle Arapları parçalamış oldular. O zamanlarda, daha sonradan bilineceği adıyla İsrail Savunma Kuvvetleri'nin çekirdeği gibi faaliyet gösteren örgütler kuruldu ve şekillendi. Filistin'deki bu terör örgütleri arasında Dünya Siyonist Teşkilatı'nın askeri kanadı olan Hashomer, Hagana ve Palmach gibi örgütlerin yanında İngiliz yetkililerce de terörist yapılar olarak değerlendirilen Irgun ve Stern örgütleri de vardı.
 
2. Siyonist yerleşimci sömürge işgali. Bu, yukarda bahsedilen işgali tamamlar niteliktedir. Bu, asıl hedefi toprakları ele geçirdikten, orada yaşayanları sömürdükten ve onları imha ya da yerlerinden çıkarma yollarıyla topraklarından ve evlerinden ettikten sonra yavaş yavaş kendisini aşılamak olduğu için en tehlikeli işgal türüdür. Bu tip sömürgecilik, toprakları oranın yerli halkı olmadan ele geçirmeyi amaçladıkları için Filistin'i "insansız topraklar”a dönüştürdü. Bu işgal, 1967’den beri yerleşimcilerin kendileri için halka ait organizasyonel bir yapı kurmaları, askeri enstitülerinin yanında yasama, yürütme, yargı kurumlarına nüfuz etmelerinden sonra ve İsrail hükümetinin desteğiyle yerleşimcilere kendi planlarını uygulama fırsatının verilmesinden sonra Batı Şeria’ya yayıldı. Yerleşimci tehdidi, yerleşimcilerin etnik ve dini temizliği meşrulaştıran radikal dini ve aşırı ulusalcı mantığını yerleştirmesinden hükümetin içindeki temsilcilerinin varlığını fırsat bilmelerinden, hükümet ve Knesset (İsrail parlementosu)’nin giderek artan resmi desteğinin yanı sıra ordu içindeki sayılarını artırmalarından sonra giderek arttı.
 
3. Doğrudan ve dolaylı ekonomik işgal. Bu ise, 2019'un sonundaki Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı raporuna göre işgalin bölgenin zenginliği üzerindeki hakimiyetini garanti eder niteliktedir: Jeologlar ve doğal kaynak ekonomistleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın C bölgesinde ve Gazze Şeridi dışındaki Akdeniz kıyılarında oldukça büyük miktarda petrol ve doğal gaz rezervlerinin bulunduğunu doğrulamaktadır.
 
Fakat, işgal Filistinlilerin bu tür varlıkları kullanmak ve bunlardan faydalanmak için enerji alanlarını geliştirmelerini engellemeye devam ediyor. Bu nedenle, Filistin halkı, sosyoekonomik kalkınmayı finanse etmek ve onların enerji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bu doğal kaynakların kullanılmasından doğacak faydaları reddetmişlerdir. İsrail, Filistinlileri kendi petrol ve doğal gaz rezervlerini kullanmaktan alıkoyduğu sürece fırsat maliyetleri de artıyor ve Filistinlilerin yaşadığı işgalin bedeli daha da ağırlaşıyor.
 
İsrail işgali pek çok yaşam alanının ve aracının kontrolünü ele geçirdi. Bunlardan en önemlisi ise su. İşgal, su kaynaklarının kontrolünü ele geçirmesinin ve Filistinlileri bu kaynaklardan mahrum bırakmasının yanında Filistinlilerin varlığını ortadan kaldırmak için 1948'de işgal edilen Filistin topraklarında, Batı Şeria'da ve Gazze Şeridi'nde Filistinli çiftçilerle savaşmıştı.
 
4. Kültürel işgal. Bu, Filistin tarihini ve hatta Filistinlilerin Arap tarihini, dilini ve kültürünü devam ettiren hafızasını silmeyi ve yağmalamayı amaçlamaktadır. Siyonist devlet, bu hafıza silinmediği müddetçe Filistin halkının Arap-Müslüman kimliğini ortadan kaldırma hedefine asla ulaşamayacağının apaçık farkında. Burada mevcut ırkçı gerçekliği yasallaştıran, Filistinlileri kendi vatanlarında yabancı mülteciler haline getiren ulus-devlet hukukunun tehlikeleri yatıyor.
 
Onlar, tarihi Filistin'de yeni ve eski bir gerçeklik olan kültürel ve siyasi varlıklarının ortadan kaldırılması girişimiyle karşı karşıyalar. Tarihi Filistin, Siyonistlerin "halkı olmayan bir toprak için toprağı olmayan bir halk" iddiasını çürüten, Filistinli insan varlığının kanıtıydı.
 
Bu sebeple, askeri ve sömürgeci işgal, günümüze kadar devam eden ve sonu oranın yerlisi olan insanları ortadan kaldırmaya varsa dahi alışılmadık, uzun süreli bir temizlik süreciyle etnik temizlik politikası uyguluyor. Siyonizmin amacı ise Filistin halkının vatanını işgal etmek ve onların yerine siyonist yahudileri getirmek
 
Filistin ve İsrail arasındaki çatışma görece küçük bir coğrafi alanda gerçekleşmesine rağmen çok sayıda uluslararası grubun ve büyük ülkelerin dahil olması nedeniyle hem politik anlamda hem de medyada oldukça büyük bir ilgi görüyor. Bu, Arap dünyası ve Ortadoğu'daki hassasiyetin ve ülkenin pek çok doğal kaynaktaki zenginliğinin bir sonucu. Filistin- İsrail çatışması, Arap ve İslami tarafları da değerlendirildiğinde bölgedeki ana mesele haline gelmiş durumda.
 
Askeri işgal, bağımsız bir bölge üzerinde bir otorite tarafından yürütülüyor. Burası ise işgal edilmiş bölge olarak bilinmektedir. Bununla birlikte, tarihi Filistin'in karşı karşıya olduğu şey genellikle işgal ettiği topraklar üzerinde tam bir hakimiyet talep etmeyen tipik bir askeri işgalin çok ötesinde.
 
Böylesi bir isgal geçmişte ve günümüzde çok sayıda imparatorluk ve devlet tarafından uygulanmıştır. Oradaki varlığı yağmalamak için toprakları işgal ediyorlar ve oraları ordularının geldiği "merkezi" güvence altına almak için bir üs haline getiriyorlar. Ve tabi ki, işgal ettikleri ülkenin topraklarını ve halkını hükümleri altına alıp onların varlıklarını sömürüyorlar. Filistin'deki işgalin türleri şu şekilde özetlenebilir:
 
1. Doğrudan askeri işgal. Ekim 1187’de beri ilk kez Kudüs’ü Batı egemenliğine geçiren ve Avrupalıları sevindiren, 1917’deki İngiliz güçlerinin Filistin’i işgal edip sömürgeci yönetimi hayata geçirmeleri gibi doğrudan askeri işgal. İşgalin başlangıcınden beri, İngiltere amaçlarından birinin Balfor Deklarasyonu'nu yerine getirmek olduğunu ilan etmişti. Şöyle ki, Yahudilerin Filistin'e göçü için kapıları açmak, onlar için ulusal bir vatan inşa etmek, hatta onları Süveyş Kanalının doğu kıyısının kontrolünü güvence altına almaları için teşvik etmek ve desteklemek bu amaçlardan bazılarıydı.  
Bunu yaparak, aynı zamanda Yahudilerin Avrupa'dan ayrılmasını da sağlayacak bir oluşumun oraya yerleştirilmesiyle Arapları parçalamış oldular. O zamanlarda, daha sonradan bilineceği adıyla İsrail Savunma Kuvvetleri'nin çekirdeği gibi faaliyet gösteren örgütler kuruldu ve şekillendi. Filistin'deki bu terör örgütleri arasında Dünya Siyonist Teşkilatı'nın askeri kanadı olan Hashomer, Hagana ve Palmach gibi örgütlerin yanında İngiliz yetkililerce de terörist yapılar olarak değerlendirilen Irgun ve Stern örgütleri de vardı.
 
2. Siyonist yerleşimci sömürge işgali. Bu, yukarda bahsedilen işgali tamamlar niteliktedir. Bu, asıl hedefi toprakları ele geçirdikten, orada yaşayanları sömürdükten ve onları imha ya da yerlerinden çıkarma yollarıyla topraklarından ve evlerinden ettikten sonra yavaş yavaş kendisini aşılamak olduğu için en tehlikeli işgal türüdür. Bu tip sömürgecilik, toprakları oranın yerli halkı olmadan ele geçirmeyi amaçladıkları için Filistin'i "insansız topraklar”a dönüştürdü. Bu işgal, 1967’den beri yerleşimcilerin kendileri için halka ait organizasyonel bir yapı kurmaları, askeri enstitülerinin yanında yasama, yürütme, yargı kurumlarına nüfuz etmelerinden sonra ve İsrail hükümetinin desteğiyle yerleşimcilere kendi planlarını uygulama fırsatının verilmesinden sonra Batı Şeria’ya yayıldı. Yerleşimci tehdidi, yerleşimcilerin etnik ve dini temizliği meşrulaştıran radikal dini ve aşırı ulusalcı mantığını yerleştirmesinden hükümetin içindeki temsilcilerinin varlığını fırsat bilmelerinden, hükümet ve Knesset (İsrail parlementosu)’nin giderek artan resmi desteğinin yanı sıra ordu içindeki sayılarını artırmalarından sonra giderek arttı.
 
3. Doğrudan ve dolaylı ekonomik işgal. Bu ise, 2019'un sonundaki Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı raporuna göre işgalin bölgenin zenginliği üzerindeki hakimiyetini garanti eder niteliktedir: Jeologlar ve doğal kaynak ekonomistleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın C bölgesinde ve Gazze Şeridi dışındaki Akdeniz kıyılarında oldukça büyük miktarda petrol ve doğal gaz rezervlerinin bulunduğunu doğrulamaktadır.
 
Fakat, işgal Filistinlilerin bu tür varlıkları kullanmak ve bunlardan faydalanmak için enerji alanlarını geliştirmelerini engellemeye devam ediyor. Bu nedenle, Filistin halkı, sosyoekonomik kalkınmayı finanse etmek ve onların enerji ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bu doğal kaynakların kullanılmasından doğacak faydaları reddetmişlerdir. İsrail, Filistinlileri kendi petrol ve doğal gaz rezervlerini kullanmaktan alıkoyduğu sürece fırsat maliyetleri de artıyor ve Filistinlilerin yaşadığı işgalin bedeli daha da ağırlaşıyor.
 
İsrail işgali pek çok yaşam alanının ve aracının kontrolünü ele geçirdi. Bunlardan en önemlisi ise su. İşgal, su kaynaklarının kontrolünü ele geçirmesinin ve Filistinlileri bu kaynaklardan mahrum bırakmasının yanında Filistinlilerin varlığını ortadan kaldırmak için 1948'de işgal edilen Filistin topraklarında, Batı Şeria'da ve Gazze Şeridi'nde Filistinli çiftçilerle savaşmıştı.
 
4. Kültürel işgal. Bu, Filistin tarihini ve hatta Filistinlilerin Arap tarihini, dilini ve kültürünü devam ettiren hafızasını silmeyi ve yağmalamayı amaçlamaktadır. Siyonist devlet, bu hafıza silinmediği müddetçe Filistin halkının Arap-Müslüman kimliğini ortadan kaldırma hedefine asla ulaşamayacağının apaçık farkında. Burada mevcut ırkçı gerçekliği yasallaştıran, Filistinlileri kendi vatanlarında yabancı mülteciler haline getiren ulus-devlet hukukunun tehlikeleri yatıyor.
 
Onlar, tarihi Filistin'de yeni ve eski bir gerçeklik olan kültürel ve siyasi varlıklarının ortadan kaldırılması girişimiyle karşı karşıyalar. Tarihi Filistin, Siyonistlerin "halkı olmayan bir toprak için toprağı olmayan bir halk" iddiasını çürüten, Filistinli insan varlığının kanıtıydı.
 
Bu sebeple, askeri ve sömürgeci işgal, günümüze kadar devam eden ve sonu oranın yerlisi olan insanları ortadan kaldırmaya varsa dahi alışılmadık, uzun süreli bir temizlik süreciyle etnik temizlik politikası uyguluyor. Siyonizmin amacı ise Filistin halkının vatanını işgal etmek ve onların yerine siyonist yahudileri getirmek
 
 
Mütercim: Hilal Çifçi / Düşünce Mektebi

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');