Sosyal Medya

16. Yüzyıl Osmanlı İlminin En Seçkin Temsilcisi: Takiyüddin er-Raşid

Yaptığı buhar türbini motoru tasviriyle modern anlamda buhar motorunun mucidi olduğu Batılı kaynaklarca da kabul edilen Takiyüddin, ilk defa buharın mekanik güç ürettiğini kanıtlamıştır. Bu ilkel buhar motoru, 17. yüzyılda daha güçlü buhar motorlarının keşfine öncülük ederek, dünya çapında elektrik enerjisinin %80'ini üreten modern buhar türbininin ortaya çıkmasını sağlamıştır



Takiyüddin er-Raşid 1526 yılında Şam’da dünyaya geldi.Kahire’de astronomi, matematik, tıp ve İslam hukuku üzerine eğitim aldı. İlk olarak kadılık mevkiine yükselen Takiyüddin bir süre sonra dersiâmlığa (İslam ilimleri profesörlüğü) yükseltildi. Kahire’deki Seyhuniyye Medreseleri’nde görev alan Takiyüddin, İstanbul’daki Edirnekapı Medresesi’nde müderrisliğine atansa da o bunu kabul etmemiş ve Mısır’da kadılık yapmayı tercih etmiştir. Takiyüddin Kahire’de bulunduğu süre içinde bilimsel kitaplar ve tezler yayınlamış, yeteneği ve nitelikleri ile Sultan II. Selim’i etkilemeyi başarmış ve II. Selim’in isteği üzerine İstanbul’a çağırılmıştır.

 

İlk gözlemlerini Galata Kulesi’nde yapmaya başlayan Takiyüddin, buranın artık yetersiz geldiğini ve doğru astronomik tahminler yapılabilmesi için bir rasathaneye ihtiyaç duyulduğunu belirterek rasathane kurma önerisini dönemin padişahı III. Murad’a sundu. III. Murad bu öneriyi dikkate alarak onun bir rasathane kurmasına izin verdi. Böylece Takiyüddin’in öncülüğünde Osmanlı’nın ilk rasathanesi 1577’de Tophane’de kuruldu. 
 
III. Murad, rasathanenin kuruluşu ve Takiyüddin ile ilgili verdiği beratta şöyle söylemiştir: 
 
“Namaz¸ oruç¸ hac gibi farizaların edası için vakit ve saatlerin bilinmesi önemli işlerden sayılmak gerektiği halde¸ geçmiş zamanlarda yetişmiş bazı büyük âlimler tarafından hazırlanmış ziclere göre tanzim olunan takvimlerle iktifa olunarak¸ aslında güç bir iş olan¸ yeni rasat yoluna gidilmedi. Ecdad-ı izamımdan (büyük atalarımın) hiçbirisine nasip olmayan bu önemli iş¸ saltanatım zamanında başarılmış oldu… Heyet (astronomi) ve nücum (yıldız) bilginlerinin en ulusu¸ hikmet ve takvim erbabının baş tacı¸ Güneş ve Ay menzillerinin ve 12 burcun bilgisine vakıf¸ rasat ilminin en önemli mümessili (temsilcisi) Takiyüddin… Rumeli'nde 10 bin akçe zeamete ilaveten Konya Sancağı Ereğli nahiyesinde 46 bin akçe zeametin rasat hizmetine tahsis olunduğu beyan olunur.”
 
III. Murad’ın beratında da söz ettiği üzere, büyük katkılar sağladığı ve övgüyle bahsettiği Takiyüddin Rasathanesi (İstanbul Rasathanesi), yine III. Murad’ın emriyle 1580 yılında yıkılmıştır. Rasathanenin yıkılış sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte iki önemli görüş vardır. Bu görüşlerden birisi şöyledir: Dönemin şeyhülislamı Kadızade Şemseddin Ahmed Efendi bazı şahsi anlaşmazlıkların da etkisiyle III. Murad’a bir mektup yazmıştır. Mektupta, astronomi ilminin geleceği öğrenmek olduğunu bunun devlete uğursuzluk getireceğini savunmuş ve gözlemlerin yapıldığı her bölgede afetlerin meydana geldiğini, o dönemde ortaya çıkan veba salgının da rasathaneden yayıldığını söyleyerek rasathanenin kapatılmasını istemiştir. Ayrıca bazı söylentiler bununla da kalmayarak öyle bir noktaya gelmiştir ki; Takiyüddin ve rasathane çalışanlarının göklerdeki meleklerin bacaklarına baktığı gibi sapkın söylentiler, olayı çok uç noktalara taşımıştır. Sonuç olarak, III. Murad Kadızade Ahmed’in sözlerini de dikkate alarak rasathaneyi kapatmaya karar vermiştir.
 
 
Rasathanenin yıkılışı ile ilgili diğer bir görüş de şudur: Takiyüddin o dönemde görülen bir kuyruklu yıldızı gözlemleyerek bir tahminde bulunmuş ve o sırada Osmanlı Devleti ile İran arasında devam eden mücadelede Osmanlı’nın bir zafer kazanacağını söylemiştir ki, bu tahmini asla gerçekleşmemiş ve Osmanlı zafer kazanamamıştır. Takiyüddin’in yaptığı bu yanlış tahminin sonucunda da III. Murat’ın gözlemevini yıktırma kararı aldığı düşünülmektedir. 
 
Sebebi kesin olarak bilinmese de sonuç kesindi: Osmanlı Devleti’nin ilk rasathanesi ve aynı zamanda dönemin en başarılı rasathanesi olarak görülen Takiyüddin Rasathanesi, III. Murad’ın emriyle 1580 yılında Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından gemilerle topa tutularak yıkılmıştır. Osmanlı’nın bilimde geri kalmışlığı her tartışıldığında bunun sebebi olarak görülen konulardan birisi de bir rasathanenin yıkılışı olmuştur.
 
Takiyüddin’in Çalışmaları
 
Takiyüddin, mekanik çalar saatin ve yaylı astronomik saatin mucididir. İcat ettiği astronomik saati kendi gözlemleri için rasathanesine kurmuştur. Bu saat daha önce kullanılan saatlerden daha hassastı ve 16. yüzyılda uygulamalı astronomi alanındaki en önemli icatlardan biri olarak kabul ediliyordu. Yaptığı mekanik saatler ve güneş saatlerinden bahsettiği “Mekanik Saat Yapımı” adlı eseri, 16. yüzyılda kaleme alınmış en önemli ve kapsamlı kitaptır.
 
 
Astronomi hesaplarında 60 tabanlı sayı sistemi yerine, daha kolay ve anlaşılır olan 10 tabanlı sayı sistemini kullanarak ondalık kesirlere göre Trigonometri Cetveli hazırlayan Takiyüddin, yaptığı çalışmayla gökbilimcilerin önündeki en büyük zorluklardan birini gidermeyi amaçlamıştır. 
 
Sidretü'l-Müntehâi'l-Efkâr fi Melekûti'l-Feleki'd-Devvâr (Gökler Bilgisinin Sınırı) adlı eserinde "Bir cetvelin yüzeyini altmışlı sinüse göre, diğerini ise bilginlere ve gözlem sonuçlarının hesaplanmasına uygun düşecek şekilde kolaylaştırıp, yararlılığını ve olgunluğunu arttırdığım onlu sinüse göre taksim ettim." diyerek astronomi ve matematiğe yaptığı katkıdan bahsetmiştir.
 
Astronomiye yaptığı katkılar dünya çapında bilinen Takiyüddin, çağının en büyük astronom ve matematikçilerinden biri olarak gösteriliyordu. 16. yüzyılın ünlü astronomu Kopernik’in bile bahsetmediği sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjanttan bahsederek tanımlamalarını yapmıştır. Sadece tanımlamalarını yapmakla yetinmemiş aynı zamanda bunların kanıtlarını, cetvellerini ve tablolarını da hazırlayarak ne kadar büyük bir bilim adamı olduğunu kanıtlamıştır. 
 
Takiyüddin, Sin 1’in kesin değerini belirleyen ilk matematikçidir.
 
Ekliptik ve Ekvator arasındaki 23° 27' lık açıyı, 1 dakika 40 saniye farkla 23° 28' 40"olarak hesaplayarak tarihte o zamana kadar ki en doğru tahmini yapmayı başarmıştır. 
 
Bir gök cisminin yörüngesinden sapma açısını 33° 26' 48" olarak hesaplamıştır ve bu sapma ile günümüzde kullanılan sapma arasında sadece 36 saniyelik bir fark vardır.
 
Güneşin sapmasını 1° 55' 9.3” olarak bulmuş ve sadece 2.5 saniyelik bir yanılma yapmıştır.
 
Sabit yıldızların enlem ve boylamlarını belirlemek için Ay yerine, Ekliptik’e yakın olan Venüs, Aldebaran ve Spica yıldızlarını referans almıştır.
 
Meridyenler arası zamanı ilk defa ölçen; Güneş, ay ve yıldızların doğuş yerlerini, enlem boylam ve eğim metotlarını ilk defa ortaya koyan yine Takiyüddin’den başkası değildir.
 
Kendi gözlemleriyle yaptığı Güneş ile ilgili hesaplamalar, 16. yüzyılda dünyadaki en başarılı ve doğru çalışmalar olarak kabul edilmiştir.
 
 
Işığın yansıması ve kırılması sonucu renklerin oluştuğunu açıkça belirten ilk tatmin edici açıklamayı Isaac Newton’dan 200 yıl önce yapmıştır.
 
Takiyüddin, Kitâbu Nûr-i Hadakati’l-Ebsâr ve Nûr-i Hadakati’l-Enzâr (Göz ve Bakış Bahçelerinin Işığı Üzerine Kitap) adlı eserinde: 
 
“Uzakta bulunmaları nedeniyle görülemez olan eşyayı ince ayrıntılarıyla gösteren ve ortalama uzaklıkta bulunan gemilerin yelkenlerini tek bir gözle baktığımızda görebileceğimiz, daha önce Yunanlı bilginlerin yaparak İskenderiye Kulesi’ne yerleştirdiklerine benzer bir mercek yaptım” demiştir.
 
Takiyüddin’in sözlerinden bu aletin bir teleskop olduğunu söyleyebiliriz ancak teleskopun ilk kez ortaya çıkışı 1600’lü yılların başında olmuştur. Astronomik amaçlı ilk kullanımı ise 1609 yılında Galileo ile olmuştur.
 
Takiyüddin ise bu eseri 1574 yılında kaleme almıştır. Eserin yazılış tarihi ve teleskopun ilk defa kullanılma tarihi göz önünde bulundurulursa Takiyüddin’in yaptığı aletin bir teleskop değil, daha eski tarihlerde “gözlem borusu” olarak bilinen ve kullanılan optik bir alet olduğu daha mantıklı bir açıklama olacaktır. 
 
 
“Astronominin, bilimin ve dünya bakış açımızın gelişimi üzerinde büyük bir öneme sahip olan kendi zamanının en parlak astronom ve bilim adamlarından birisi” olarak gösterilen Danimarkalı Tycho Brahe, birisi kendi çağının en büyük rasathanesi olmak üzere iki tane rasathane inşa etmiştir. Bu rasathaneleri inşa ederken ise İslam dünyasının iki önemli rasathanesinin etkisinde kalmıştır: Semerkant’taki Uluğ Bey Rasathanesi ve Osmanlı Devleti’nin Takiyüddin Rasathanesi..
 
16. yüzyılın iki önemli astronomu ve bilim adamı olan Takiyüddin ve Tycho Brahe, yaptıkları çalışmalarla sürekli karşılaştırılmıştır.
 
Önemli bilim tarihi otoritelerinden olan Prof. Fuat Sezgin’in konuyla ilgili görüşü şöyledir:
 
“Takiyüddîn'in rasathanesinde kullanılan âletler¸ Merağa Rasathanesi'nde kullanılan âletler örnek alınarak yapılmıştı. Brahe tarafından kurulan rasathanenin âletleri de Merağa Rasathanesi'nden alınmıştı. Takiyüddin'in kullandığı âletlerle Brahe'nin kullandığı âletler arasında büyük benzerlik vardır. Avrupalılar maalesef Brahe'nin 10 âleti birden icat ettiğini savunma garabetine girmektedirler. Hâlbuki bir insan 10 âleti birden bire icat edemez ki! Brahe bunların üçünü Takiyyüddîn'den¸ yedisini Merağa Rasathanesi'nden öğrenip tatbik etmiştir.”
 
Konuyla ilgili yine önemli isimlerden olan Prof. Muammer Dizer’in görüşü ise şöyledir: “Brahe ve Takiyüddin'in âletleri arasında şayanı hayret derecede bir benzerlikle karşılaşıyoruz. Tycho çok sayıda gözlem aracı yapmış ise de¸ birçoğunu (Batlamyus'un) Almageste'de söz edilen âletlerle aynı grupta toplamak mümkündür. Böylece geriye 1-2 özgün gözlem aracı kalmaktadır. Takiyüddin ise¸ her gruptan birer âlet yapmıştır.”
 
Bazı kaynaklarda tersi söylense de Tycho Brahe de, Takiyüddin’in eserlerini okuduğunu ondan ilham aldığını ve başarılarının önemli kısmını ona borçlu olduğunu 1598’de yazdığı “Astronomiae Instauratae Mechanicae” (Gözden Geçirilmiş Mekanik Astronomi) isimli eserinde dile getirmiştir.
 
Brahe’den daha kesin ve hassas tespitler yaptığı, çalışmalarında daha başarılı olduğu otoriteler tarafından da kabul edilen Takiyüddin; Türklerin bilimle ilgilenmediği, “kalem ehli değil sadece kılıç ehli” oldukları görüşünün doğru olmadığını kanıtlayan, Ortaçağ İslam Dünyası’nın seçkin isimlerinden birisi olmayı başarmıştır.
 
İnsanlık tarihine yeni fikirler ve buluşlar getiren, pek çok mekanik alet ve astronomik ekipmanlar icat eden nadir bir dâhi ve İslam dünyasının bilinen son büyük bilim adamı olarak gösterilen Takiyüddin, 1585 yılında öldüğü güne kadar çalışmalarını sürdürmeye devam etti.
 
Takiyüddin; 821 Türkçe, 414 Arapça ve 102 Farsça olmak üzere toplam 1337 eser meydana getirmiştir. Eserlerinin bazıları Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nde, bazıları da hâlâ Kahire ve İngiltere’deki kütüphanelerde yer almaktadır. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün UNESCO ile birlikte yürüttüğü “Memory of the World” adlı proje kapsamında Takiyüddin’e ait eserler de CD üzerinde kataloglanmıştır.
 
 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');