Makale
G/Özlenen Doğallık
Kısa bir videoda rast geldim, jüri üyeleri ses yarışmasında seyyar temizlik fırçası satarak geçimini saÄŸlayan, sesi güzel, satış yaparken ÅŸarkı?türkü de söyleyen bir Anadolu gencini tanımak için sordukları sorular sonrası övgüyle mukabele ederek “gencin samimiyetine, temizliÄŸine, doÄŸallığına, içtenliÄŸine hayran olduklarını ve bu deÄŸerlere ne kadar muhtaç olduklarını” ifade ederken, ben onlar adına çok üzüldüm. Hepsi özlem duyuyor ve hepsi bu deÄŸerlerin açlığını hissediyor ve bu boÅŸluÄŸu her an yaşıyorlar. DoÄŸallığın hem bir istek (özlem) hem de bir gerçeklik (gözlem) olduÄŸunu ifade ettiler ki insanın bu hakikatten firar etmesi zaten imkân dışıdır.
Jüri üyelerinin program esnasında tavır ve davranışlarına, attıkları kahkahalara, diyaloglarına baktım, doğal olmadığı, içten gelen bir duygusal yoğunluğun dışavurumu olmadığı belli oluyor. Sahnede, bol ışıklı göz kamaştıran renklerin, kalabalık izleyici kitlenin yoğun baskıları altında birçok tavrın suni?yapmacık olduğu gözlerden kaçmıyor.
Fıtrat doğallığa uygun olduğu için, aykırı her şey sırıtıyor ve muhatabın gönlünde makes bulmuyor.
Bu dünya, şöhretin, paranın her şeyi belirlediği, tüm hayatı şekillendirdiği, kurgulanmış?tasarım kostümlerin, stüdyoların hazırlanan senaryoya göre bir rol tevdi ettiği bir acube tarz?dünya.
Dedim ki bu insanların hayatına acaba nasıl dokunabiliriz, nasıl bir yol bulabiliriz, kendi kaybettiklerini itiraf ettikleri değerleri hayatlarına nasıl taşıyabiliriz? Taşısak, taşıyabilsek kabul görür mü?
Gece gündüz tam kapasite ateşe doğru yol alan insanlığı uyarmak için koşturan kutlu Elçileri (asm) düşündüm, anlamaya çalıştım, onlarda mevcut engin merhamet duygusunun yüreklerimizde ne kadar mekân tuttuğuna dair bir muhasebe yaptım. Kendi adıma da bu hususta çok fakir olduğumu gördüm.
Setlerin, renkli, ışıklı platformların, ekranların, vitrinin, forma, vizyona endeksli tarzın bizi dehşet verici bir şekilde öz değerlerimizden kopardığını, kendimize yabancılaştırdığına dair bir analiz yaptım.
Bu mezkûr insanlar özünde iyi olan, iyiyi fıtraten tanıyan, iyiyi gördüğünde gözleri dolan, içlerinde kodlanmış fıtrî refleksin kollarına kendilerini bırakan, o tabii lezzeti kısa zamanlığına da olsa yaşayan insanlar; ancak sistem fabrika ayarlarını öylesine bozmuş ki yaşadıklarını hakikat sanmışlar, alternatif, fıtrî olana yabancılaşmışlar ve düşman saymışlar.
Biz yine de g/özledikleri doÄŸallığın koridorlarını açmak için elimizden geleni yapmayı görev telakki etmeli ve “onlar bilmiyorlar” peÅŸin kabulü ile alternatif kimlikler inÅŸa etmeliyiz!
Yasin AYDOÄžAN

Henüz yorum yapılmamış.