Sosyal Medya

Makale

Ramazan Orucunu Asıl Değerli Kılan Nedir?

Bir ibadetin nasıl yapılacağı ile ilgili kısımlar ilmihal kitaplarımda yer alır. Hicri 2. yılda orucu farz kılan ayette ise orucun nasıl tutulacağını değil ne zaman tutulacağı ve o zaman diliminin seçilmesinin nedeni üzerinde durulur.

(O sayılı günler),insanlar için bir hidayet rehberi, doÄŸru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kuran’ın kendisinde indirildiÄŸi Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca baÅŸka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaÅŸtırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. (Bakara / 185)

Bu ayet, Ramazan ayını bizlere takdim ederken alışılagelmiÅŸ bir ibadet takviminden ziyade, adeta varoluÅŸsal bir iade-i itibardan söz eder. Zihnimizde genellikle oruç ayı olarak yer eden bu zaman dilimi, vahyin dilinde Kur’an ayı olarak kimlik kazanır. Bu durum kiÅŸiye ve topluma, İslam düşüncesindeki sebep sonuç iliÅŸkisini ve kutsiyetin asıl kaynağını anlamak adına sarsıcı bir derinlik sunar…

Ayette orucu, Ramazan’ın varlık sebebi deÄŸil, Kur’an’ın bu ayda yeryüzüne iniÅŸine bir tazim ve teÅŸekkür olarak konumlandırır. İnsanlık için karanlıktan aydınlığa çıkaran o hidayet rehberi bu ayda inmeseydi, Ramazan belki de diÄŸer on bir aydan farksız bir zaman dilimini iÅŸaret ediyor olacaktı. Dolayısıyla kutsiyet zamana deÄŸil, zamanın içindeki o eÅŸsiz misafir Kur’an’adır. Ayet, "Ramazan’da oruç tutulduÄŸu için Kur’an inmiÅŸtir" demez; aksine vahyin iniÅŸini güneÅŸin doÄŸuÅŸuna benzeterek, bu büyük nimetin oruçla selamlanmasını ister.

Bu yaklaşım, ibadetin ruhunu salt bir ÅŸekil ÅŸartından çıkarıp derinlikli bir şükür eylemine dönüştürür. İnsan, bedensel ihtiyaçlarını bir süreliÄŸine askıya alarak Furkan yani iyiyi kötüden ayıran o keskin ölçü ile olan bağını kuvvetlendirir. EÄŸer bu ayda sadece beden aç bırakılıp zihin vahiyle meÅŸgul edilmezse, Ramazan’ın gerçek kimliÄŸi ıskalanmış olur.

Bundan dolayı Ramazan, önce gökyüzünden yeryüzüne inzal edilen kelamın, sonra da o kelama layık olmaya çalışan insanın samimi hikayesidir.

Ayette “insanlara hidayet, doÄŸruyu ve yanlışı ayırt edici açık deliller” kısmıyla dikkat çekilen nokta, hitabın yalnızca inananlara deÄŸil, bütün insanlara yöneltilmiÅŸ olmasıdır. Oruç Müslümanlara farz kılınmış bir ibadettir; ancak Kur’an’ın hidayeti evrenseldir. Bu nedenle ayet, Ramazan’ı sadece bireysel bir kulluk pratiÄŸiyle deÄŸil, insanlığın hidayet rehberi olan Kur’an ile iliÅŸkilendirir.

Allah’ın ayette “size kolaylık diler, zorluk dilemez” ifadesi, Kur’an’ın indiriliÅŸinin Ramazan ayının merkezine alınmasının hikmetini açıklar. Çünkü Kur’an, insanın yolunu kolaylaÅŸtıran, doÄŸruyu yanlıştan ayıran bir ölçüdür. Oruç ise bu ölçüyü kavrayabilmek için insanı hazırlayandır.

Ramazan ayı, sadece oruç tutulan günlerin toplamı deÄŸil, Kur’an’ın rehberliÄŸiyle hayatın yeniden anlamlandırıldığı bir süreçtir. Bu baÄŸlamda oruç, amaç deÄŸil araç olarak okunabilir. Önce ilahî kelâmın deÄŸeri, sonra o kelâma layık bir iç hazırlık olan oruç, kalbi ve zihni arındırmanın bir yolu, bir yenilenme fırsatı sunar. Bu nedenle Ramazan ancak Kur’an’ın ışığında yaÅŸandığında hakiki deÄŸerine ulaşır. Yoksa kültürün bir gereÄŸine, tüketimi arttıran bir yemek şölenine veya direkler arası bir eÄŸlenceye dönüştürülerek asıl amacından uzaklaÅŸtırılır.

Şevket Hüner / 3 Ramazan 1447

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.