Yazarlar
Ticaretinde Zarar Edenler
Ticarette aslolan kazanmaktır. Bunu başarabilmek için ticaretin kurallarını, kâr-zarar hesabını bilmek lâzım. Bilmek yetmez; kararlı, tutarlı ve ilkeli olmak lâzım.
Peki, ticaret sadece mal ile yapılan mıdır?
Hayat rehberimiz Kur’an’a baktığımızda en büyük ticaretin ve kazancın âhirete yönelik olduğunu görürüz.
Yani insan fıtratına ve ahlâkına uygun olmayan davranışların terk edilmesi, yerine insanî değerler taşıyan davranışların sergilenmesi – ki bu aynı zamanda Rabbin rızâsını kazanmaktır – en büyük ticaret ve kazançtır.
Rabbimiz, “Ey iman edenler! Sizi elem verici bir azaptan kurtaracak ticaret (yolunu) göstereyim mi?” (Saff 61:10) derken insana yakışır yolun kodlarını vermektedir.
Bu vesileyle zarar edenlerin kimler olduğunu âcizâne tanıtmaya çalışacağım:
– Aklı olduğu hâlde akletmeyen; gözü, kulağı ve dili olduğu hâlde gerçeği görmeyen, duymayan ve konuşmayan zarar etmiştir.
– Allah’a inandığını söylediği hâlde tâğutu reddetmeyen; tevhit ehli olduğunu söylediği hâlde, kendisine şah damarından daha yakın olan Rabbi ile arasına birilerini koyan zarar etmiştir.
– Bilgisi olduğu hâlde idrak etmeyen, bu bilgisini insanlığın istifadesine sunmayan zarar etmiştir.
– Tövbe ettiği hâlde yanlışlarına devam eden; mü’min olduğunu iddia ettiği hâlde kendisine güvenilmeyen zarar etmiştir.
– Hayatın çok kısa olduğunu söylediği hâlde gereği gibi değerlendirmeyen; yıkarak, yok ederek zafer kazanacağını uman zarar etmiştir.
– Büyüklüğünü saldığı korku ve kapladığı alan kadar değerlendiren; düşüncenin aydınlığından ve merhametin bahşettiği huzurdan mahrum olan zarar etmiştir.
– Ahsen-i takvîm üzere yaratıldığını unutarak; makam ve mevkiini, insan onur ve şerefinin üstünde tutan zarar etmiştir.
– Nefis ile iradenin, akıl ile kalbin, hüküm ile vicdanın arasındaki bağı koparan zarar etmiştir.
– Kendisiyle yüzleşecek yüzü olmadığı hâlde, gününü hep başkalarının hatalarını aramak ve konuşmakla geçiren zarar etmiştir.
– İkbal’in dediği gibi, denizlerde balık gibi yüzen; havada kuşlar gibi uçan, ama yeryüzünde insan gibi yaşamayan zarar etmiştir.
– Dincilik, dilcilik, ırkçılık yaparak insanları aşağılayan; renklerin ve dillerin Allah’ın âyetleri olduğu gerçeğini ihmal ya da ihlal ederek muhalefet eden zarar etmiştir.
– Öfkeli iken; diliyle ve davranışlarıyla terbiye sınırlarını aşan, saygısını ve haysiyetini koruyamayan zarar etmiştir.
– Tartışmalarda kalpleri kazanmanın, galip gelmekten daha erdemli bir davranış olduğunun farkında olmayan zarar etmiştir.
– Makam ve mevki elde etmek için etrafındakileri harcamanın bir galibiyet değil, günün sonunda yalnız kalacağının habercisi olduğunu kavrayamayan zarar etmiştir.
– Bilge bir mimarın dediği gibi, şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal eden; ihmal ettiği neslin, imar ettiği şehri tahrip edeceği şuurunda olmayan zarar etmiştir.
– Tavrı, tarzı, hedefi, çizgisi ve prensipleri olmayan; davranışı taklit, zihni satılık, aklı kiralık, “Efendim ne derse onu yaparım” mantığıyla hareket eden zarar etmiştir.
– Haset, hırs, kin ve kıskançlığın şeytanî bir tutku; sevgi ve merhametin ise melekî bir haslet olduğunu ve gönül kazanmanın tek yol olduğunu kavrayamayan zarar etmiştir.
– Başkasının el emeğini ve alın terini ayaklarının altına basamak yaparak yükselmeye çalışan zarar etmiştir.
– Kendisi serpme kahvaltılarda, lüks villalarda, beş yıldızlı otellerde, ihale salonlarında hayatını sürdürürken; Allah Rasûlü’nü, “kurumuş et yiyen kadının oğlu” olduğundan, yarı çıplak üzerinde uyuduğu hasırın vücudundaki izinden, yaşadığı evin hurma dallarından ve kerpiçlerden yapıldığından, açlıktan karnına taş bağladığından öve öve bahseden ve insanları böyle bir hayata teşvik eden zarar etmiştir.
– Keza sünnet diye Allah Rasûlü’nün sakalından, misvâkından, sağ eliyle yemesinden, suyu kaç yudumda içtiğinden, tırnağını nasıl kestiğinden dem vuran; yine aynı Rasûl’ün haram kazancı ve sömürüyü nasıl engellemeye çalıştığından, faizi nasıl ayaklarının altına aldığından, ırkçılığı nasıl lânetlediğinden, zulme nasıl karşı çıktığından bahsetmeyen zarar etmiştir.
– Aracı amaca, tecvidi tertîle, nâfileyi farza, ifrat ve tefriti itidâle tercih eden zarar etmiştir.
– Tedbirsizliğini, dengesizliğini, yetersizliğini ve neticesinde kaybettiğini kader diye Allah’a fatura eden zarar etmiştir.
– Astronomiyi astrolojiye, tesbih etmeyi boncuk çevirmeye, zikri tepinme merasimlerine, kerîm olmayı kerâmete, velîliği; gece müntesibinin yatağında kaç defa sağa sola döndüğünü bildiğini iddia eden şarlatana bir paye ve unvan yapan zarar etmiştir.
– Mertliği nâmertliğe, cömertliği cimriliğe, iktisadı savurganlığa, dostluğu “adam sende”ciliğe, sırdaşlığı bâneneciliğe tercih eden zarar etmiştir.
– Kelime-i şehâdeti son nefese, tövbeyi ölüm döşeğine, helalleşmeyi iskâta, Yâsîn’i mezarlığa, telkini kabre erteleyen zarar etmiştir.
– Kırk gün boyunca kılıcını bileyerek Hz. Ali’yi öldürmeyi kendisine nasip etmesi için Allah’a dua eden İbn-i Mülcem gibi; din adına, Allah adına, dava adına kardeşlerini harcayan, sırt çeviren, acımasızca eleştiren zarar etmiştir.
– Uğruna mücadele verdiği değerleri ihmal eden; ideallerini unutan, hedeflerinden sapan, bilincini kaybeden, kardeşliğini katleden, eminliğini yok eden zarar etmiştir.
– Namazı kötülüklerden alıkoymayan, tesettürü kendisini örtmeyen, ilmi kendisine istikamet vermeyen, nasihati tesir etmeyen zarar etmiştir.
– Ölümden ibret almayan; helâli harama tercih etmeyen; sokakta görünce yüz çeviren; bütün ahlâksızlıkları ve sapkınlıkları “kimse görmüyor” diye karanlıkta yapan zarar etmiştir.
– Senede bir ay Ramazan’da açıktan orucunu yiyene düşman olan; ama her ay gizli gizli faiz yiyen; abdest, gusül, teyemmüm ilmihaline candan bağlı; kul hakkı ilmihaline ihtiyaç duymayan; kul hakkını ihlal ettiği hâlde haktan hukuktan bahseden zarar etmiştir.
– Randevusuna dikkat etmeyen; verdiği sözde durmayan; gıybet etmekten çekinmeyen; yüzüne güldüklerini arkadan çekiştiren; akrabalarına dargın, arkadaşlarına kırgın, muhabbete bıkkın olan zarar etmiştir.
– Hayatı “dînî” ve “dünyevî” diye ikiye ayırıp; imar etmek için gönderildiği hayatı aşağılayan; keza ilmi “din ilmi” ve “dünya ilmi” diye ikiye ayırıp bilime kayıtsız kalan zarar etmiştir.
– Âdil bir sistemi, ehliyeti, liyâkati ve istişareyi öncelemek yerine liderini/efendisini yücelten zarar etmiştir.
– Duyumlarını ve duygularını önceleyip aklı ve mantığı küçümseyen; alnı secde görüyor diye birilerinin zorbalıklarını ve hırsızlıklarını görmezden gelen zarar etmiştir.
– Camilere gösterdiği ilgiyi üniversiteye göstermeyen; hâfızlığa gösterdiği ilgiyi, hıfzedilen kitabın içeriğine göstermeyen; din adamlarını yüceltip bilge ve filozofları aşağılayan zarar etmiştir.
– Sözü yüksek olanı değil, sesi yüksek olanı; açık bir eli değil, sıkılmış bir yumruğu; tevazuyu değil, öfkeyi güçlü gören zarar etmiştir.
– Sürekli atalarının yaptıklarıyla övünen; rivayetleri hayatının merkezine koyan; dolayısıyla ölülerin gölgesinde ve emrinde yaşayan zarar etmiştir.
– Bir emeğin, bir çaba ve çalışmanın karşılığı olmaksızın; başkasının bin bir zorlukla kazandığı malını hileli yollarla elde etmeye çalışarak insanlık onurunu zedeleyen zarar etmiştir.
“İşte onlar hidayet karşılığında sapkınlığı satın alanlardır. Onların (bu) ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girmemiştir.”(Bakara 2:16)

Henüz yorum yapılmamış.