Sosyal Medya

Makale

İslam düşüncesinde şura, denge ve Allah'a dayanmak

Kuran-ı Kerim’de ÅžE ve RE kökünden gelen (ÅŸûra - müÅŸavere- istiÅŸare ) kavramları mekki surelerde bir ayette(ÅŸûra 42/38)medeni surelerde ise iki ayette (Bakara 2/233 - Ali imran 3/159) kullanılmaktadır.

Åžûra /istiÅŸare herhangi bir konuda doÄŸruya ulaÅŸmak veya yaklaÅŸmak için bir baÅŸkasının görüÅŸürüne baÅŸvurma. Toplanıp meÅŸveret eden cemaate ÅŸura denir. Ä°stiÅŸarenin lügat manası ile ıstılah manası arasında yakın bir baÄŸ vardır. ÇeÅŸitli görüÅŸlere baÅŸvurmak suretiyle doÄŸruyu elde edebilmek veya ona yaklaÅŸmak, arının çeÅŸitli çiçeklerden gerekli malzemeyi alıp iÅŸledikten sonra ortaya çıkardığı balı kovadan alması gibidir.

Kuran-ı Kerim olayın ehemmiyetini ÅŸu ÅŸekilde ortaya koymuÅŸtur. (( Allah'ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuÅŸak davrandın. EÄŸer kaba, katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlara affedilmeleri için Allahtan maÄŸfiret dile ve iÅŸ hususunda onlarla müÅŸavere et. Karar verince de Allah'a dayan, çünkü Allah kendine dayanıp güvenenleri sever)) (Ali Ä°mran 3/159)

(( Onlar ki, rablerinin çaÄŸrısını kabul ederler namazı dosdoÄŸru kılarlar, iÅŸleri de aralarında istiÅŸare iledir. Kendilerine verdiÄŸimiz rızıktan da infak ederler.))(ÅŸura 42/38)

Allah, iÅŸleri müÅŸavere (danışma) ile yürütmeyi sırf kendisinden sonraki kuÅŸaklar, müminler istiÅŸare konusunda peygamberin yolunda gitsinler, ümmet için bir sünnet olsun diye emretti. Hz. Peygamber, Uhud savaşında ashabı ile istiÅŸare etti. Bunun sonucu Hz. Peygamber'in görüÅŸü aksineydi. Çünkü ashabın çoÄŸu Medine'den çıkmak ve açık alanda savaÅŸmak görüÅŸündeydiler. Hz. Peygamber ise Medine'den çıkılmaması düÅŸmanın ÅŸehirde karşılanması görüÅŸündeydi. Sonuçta Uhud da ağır bir yara alındı. Buna raÄŸmen inen ayette müÅŸavereye devam etmesi emredildi. Onlarla bir daha müÅŸavere yapma denmedi. Kararlar ortak alınmışsa sorumluluklar da ortak paylaşılmalıydı. Yine Hz. Peygamber Uhud savaşından sonra ashaba hiç sitem etmemiÅŸ. Beni dinlemediniz, sizin yüzünüzden oldu gibi bir havaya girmemiÅŸ yenilginin faturasını onlara kesmemiÅŸtir. Daima ortak karara saygılı hareket etmiÅŸ, hoÅŸgörülü ve yumuÅŸak davranmıştır.

Müminlerin ferdi ve ictimai iÅŸleri ÅŸura iledir. Yani iÅŸler hem aralarında istiÅŸare ile hem de ÅŸûra denilen bir heyetin kararıyla yürütülür. Toplumsal, ekonomik ve siyasal bütün iÅŸlerini müÅŸavere ile yürütürler. Bu ÅŸûranın esası ve iÅŸleyiÅŸi de kamunun görüÅŸlerini temsil edebilecek içtihad sahibi (hallü akd) erbabının toplanıp müzakere etmesiyledir. Fakat kendiiÅŸlerine de kendileri sahip ve hâkimdirler. BaÅŸkalarının elinde esir deÄŸildirler. Aralarında dayanışma vardır ve dağınıklık yoktur. Toplanıp söz birliÄŸi etmesini bilirler. Bir zulme ve saldırıya uÄŸradıkları zamanda kendilerini savunurlar. (ÅŸura42/36-39) Yardımlaşır ve gerektiÄŸinde düÅŸmandan intikamlarını alırlar. Haklarını müdafaa eder haksızlığa boyun eÄŸmez zilletten hoÅŸlanmazlar. DüÅŸmanlık ve tecavüz edenin cezasını verirler. Aşırıya gitmeyip adaletle hareket ederler. Ve bunun için baÅŸka bir milletin himayesine sığınmazlar. Kendi milletlerinin güç birliÄŸi ile zalimlerin ve taÄŸutların hakkından gelirler.

Bütün bunlar gösteriyor ki müminleri müstakil bağımsız bir dünya siyaseti olmalıdır diyoruz. Çünkü hali hazırda halkı Müslüman olan devletlerin siyasi durumlarına ve dünya düzenine bu Müslüman halkların nedenli bağımlı bulunduklarına baktığımız zaman gerçek mümin bir yapı / ümmet özelliklerini taşıyan siyasal bir yapının bulunmadığını görüyoruz.

Yani olan ile olması gereken arasında büyük bir aykırılık mevcut. Müslümanlar kendiiÅŸlerine kendileri sahip deÄŸil. Her baÅŸkalarının yönlendirilmesi ve güdümüyle vaziyet alıyorlar. Bu zillete düÅŸmelerinin asıl sebebi, Ä°slam’a olan bağımlılıklarının, rablerine olan güvenlerinin azalmış olmasıdır.

Åžûra, istiÅŸare demek, nasla belirlenmemiÅŸ iÅŸ konusunda seçenekler ve ihtimaller belirlemektedir. Yani sabit helaller ve haramların söz konusu olmadığı her halde ÅŸûra söz konusudur. Allah, yönetimde ÅŸûra ilkesini getirmiÅŸtir. Yukarda belirttiÄŸimiz ayeti kerimeler Müslüman ümmet için ÅŸûranın temel bir ilke olduÄŸu ve Ä°slam düzeninin bundan baÅŸka bir ilkeye dayanmadığı konusunun hiç bir kuÅŸkuya yer bırakmayacak kadar kesin olduÄŸunu vurgular.

Åžüphesiz Ä°slam bir ümmet inÅŸa edip eÄŸitiyordu. Onu önderlik makamına hazırlıyordu. Bu nedenle olgunlaşıp pratik hayattaki davranışlarının üzerinden vesayetin kaldırılması için Resulullahın hayatındaki pratik uygulama ile eÄŸitilmeleri gerekiyordu. Åžayet olgun bir önderliÄŸin varlığı ÅŸuraya engel teÅŸkil etseydi, her yandan düÅŸmanlar ve tehlikelerle kuÅŸatılmış ve henüz yeni olgunlaÅŸmakta olan Ä°slam ümmeti için çok önemli bir sonucu getirebilecek Uhud savaşı gibi en tehlikeli durumlarda buna baÅŸvurulmazdı. Ve yine pratik ve fiilen ümmetin oluÅŸmasına engel olsaydı bunca tehlikeli bulunan bir iÅŸte önderlik kurumu ÅŸuradan bağımsız davranabilseydi olgun bir önderliÄŸin varlığı en tehlikeli iÅŸlerde ÅŸuranın yerini tutabilseydi yüce Allah'tan vahiy olan Hz. Muhammed'in varlığı, Müslüman ümmeti o gün ÅŸura hakkında yoksun kalmasına neden olabilirdi. Özellikle Müslüman ümmetin oluÅŸması için tehlikeli olan ÅŸartların gölgesinde ve beraberinde getirdiÄŸi bunca acıdan sonra Yüce Allah, sonuç ne olursa olsun, zarar ne derece büyük olursa olsun, saftaki bölünme ne kadar tehlikeli olursa olsun, verilen kurbanlar ne denli acı verirse versin, tehlikeler her yanı sarmışta olsa, en kritik iÅŸlerde bile ÅŸura ilkesinin uygulamasının gerekli olduÄŸunu biliyordu. Çünkü bunların hiçbiri pratik hayatla piÅŸmiÅŸ görüÅŸ ve uygulamanın sorumluluÄŸunun bilincinde ve farkında olan bir ümmetin oluÅŸmasına engel teÅŸkil edemezler...

Åžûranın görevi en isabetli görüÅŸü ortaya çıkarmak ortaya atılan ihtimallerden birini seçmektir. Ä°ÅŸ bu noktaya varınca ÅŸûranın rolü biter artık uygulama fonksiyonu devreye girer. Allah’a güvenip dayanarak kararlaÅŸtırılan görüÅŸü büyük bir azim ve kararlılıkla uygulama iÅŸi Allah'ın çizdiÄŸi kadere sonuçları dilediÄŸi gibi yönlendiren Allah'ın iradesine baÄŸlar.

Rasulullah, Rabbani ve Nebevi zırhını giyerken ümmete ÅŸûrayı, görüÅŸ bildirmeyi en tehlikeli ve en büyük iÅŸlerde uygulama sorumluluÄŸunu öÄŸretiyordu. Åžûradan sonra hareket etme Allah'a güvenip dayandıktan sonra kendini Allah'ın kaderine teslim etmekten ibaret ikinci zırhını da kuÅŸanıyordu. Uhud savaşı öncesi ve sonrası O'nu kararından döndürmemiÅŸtir. O sahabelerine muazzam bir ders vermek istiyordu...

Ä°stiÅŸare ederken göz önünde bulundurulması gereken en önemli noktalardan biri kime veya kimlere danışılacağı konusudur. Bu husus yapılacak olan bir iÅŸin hayırla neticelenmesine önemli derecede etki eder. Bu yüzden danışılacak olan kiÅŸinin iyi bir Müslüman/dindar, zeki, tarafsız, sır saklayabilen, ferasetli, samimi, saÄŸlam fikirli, basiretli, kıskanç olmayan, faziletli, insan psikolojisinden anlayan, doÄŸruluk, güvenilirlik gibi deÄŸerlere sahip olmasına dikkat edilmelidir.

Ä°stiÅŸare ÅŸüphesiz piÅŸmanlığa karşı sığınaktır. Ä°stiÅŸare zemini hür iradenin hür vicdanın baskı altına alınmadığı bir ortam olmalıdır. Åžu kararı verirsek ÅŸunu kırmış oluruz, o rahatsız olur, ÅŸunu küstürürüz gibi ortamlarda istiÅŸare olmaz.

Ä°stiÅŸare ortamlarında mutlaka ihtilaf olabilir. Ama bu ihtilaf canlılığın, ilerlemenin, düÅŸünce zenginliÄŸinin göstergesidir. EÄŸer muhalefet olmazsa, eleÅŸtiri olmazsa orada donukluk, duraÄŸanlık ve kokuÅŸma baÅŸlar.

Ä°stiÅŸare müminlerin bir vasfıdır. Ä°stiÅŸare ben bilirim diyen insanın yönelmek isteyeceÄŸi mecra deÄŸildir. Ancak '' Her bilenin üstünde daha iyi bilen birisi vardır.'' (Yusuf 12/76) diyebilen kiÅŸi yani kulluÄŸunun yani ulûhiyete ait sıfatlardan uzaklığının gerçekten idrakinde olan biri hakkıyla istiÅŸare edebilir.

Velhasıl, ümmeti yeniden diriltmek, dünya halklarına Ä°slami ve adaletli çözüm göstermek istiyorsak ÅŸûra ilkesi yeniden ele alınıp günümüz dünyasında uygulanabilirliÄŸi müzakere edilmelidir.

Ashabıyla en çok istiÅŸare eden bir önderimizin HZ Muhammed'in örnekliÄŸi apaçık ortada Müslümanlar Peygamber sahabe iliÅŸkisini anlamaya uygulamaya muhtaç ama ne yazık ki günümüzde bu iliÅŸki yerini ÅŸeyh mürit iliÅŸkisi almıştır. Ä°stiÅŸareye kapalı sorgulanamaz iliÅŸki biçimi...

Åžu anda ki Müslümanların mevcut dağınıklığı, periÅŸanlığı, zilleti, meÅŸveretten, ÅŸûradan uzaklaÅŸmış olmasıdır desek hata etmiÅŸ olmayız. Vesselam...  

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.