Sosyal Medya

Makale

Haramda huzur arayana huzur haram olur

   /Başınıza ne gelse kendi elinizle yaptığınızdan dolayı gelir.Allah bir çoğunu da bağışlar/(Şura 42/30)

    /İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, böylece Allah –dönüş yapsınlar diye-işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor./ (Rum 30/41)

         Dünya bir imtihan yeri. Eşref-i mahlûkat olarak yaratılan hür irade verilen insanın bu imtihanı içerisinde sınırları vardır. Bu sınırları aşınca ilahi müdahale gerçekleşiyor. Kuran-ı kerimde bununla ilgili pek çok örnek mevcuttur. Ad-Semud-Nuh-Lut-Sodom ve Gomore kavimleri vs gibi. Bütün bu yaşanılan felaketlerin sorumlusu dünde-bugünde insanoğludur. Allah her an kâinata müdahale etmektedir. Kevni

Tabiat ayetleri insanlara unuttuklarını hatırlatmaktadır. Allah’ın ilgisiz kaldığı, kendi haline bıraktığı, kâinatta hiçbir alan yoktur. Göklerde ve yerde yaşayan her şey Allah’ın iradesine hizmet eden ordulara dönüşebilir./Göklerde ve yerde Allah’ın orduları vardır. Allah güçlüdür, doğru kararlar verir./(Fetih 48/7).

        Hiçbir felaketten dolayı Allah suçlanamaz. Allah’ın yasak kıldığı, haram olarak nitelendirdiği hayvanları, içecekleri, ürünleri yemek içmek neticesinde ortaya çıkan hastalıklardan, virüslerden insan sorumludur. Yediğimiz içtiğimiz şeylerle, Tayyip-temiz helal olmayan yiyeceklerle bu tür musibetlerin birebir ilişkisi vardır. Bulaşıcı hastalıkların, öldürücü virüslerin nedenlerini, insanların ahlaken yanlışlıklar içerisinde bulunduğunu, Allah’ın kurmuş olduğu ekolojik dengeyi bozmaları, fesat çıkarmaları, ozon tabakasının delinmesi, küresel ısınma, temiz suyun azalması, gıdalardaki GDO gibi birçok kötülüklerin ortaya çıkmasında aramak lazım. Örneğin, tüm insanlığı yakıp kavuran, evlere kapatan koronavirüs felaketi haram olan yarasayı yemekten dolayı ise bunun sorumlusu yine haddini aşan insandır. Laboratuvar ortamında üretilmiş ise bunu yapan yine pek zalim olan insandır. Virüslerin yaşam dünyası hayvanlar âlemi olduğu halde, onların insanlığa bulaşması insanlar aracılığı ile olmaktadır.

            Bu musibetlerin amacı, küresel anlamda insanlığın ibret almasını sağlamak ve hayatlarında Allah yokmuş gibi yaşamalarını önlemektir. İnsan Allah’a karşı nankörlükten vazgeçmelidir. Vicdan ve merhamet duygularını diriltmemiz lazım. İman ve ahlak ölçülerini Kevni ayetlerin içinde yaşatmamız lazım.

            Vahşi Batı dünyası, Amerika ve küresel firavunlar, insanlığı ve dünyayı içine soktuğu karanlıklara, bunalımlara, hastalıklara yenilerini ekleyerek zalimliklerini sürdürmektedirler. Sınırsız üretim, çılgınca tüketim, pozitivizm, Allahsızlık, post-insan, robotlar çağı ve hiççilik olanca hızıyla devam ediyor./Allah’ı gereği gibi takdir edemediler/ (Enam 6/91 –Hacc 22/74) ayeti bugünkü tabloyu en güzel şekilde özetliyor. İnsanlığın Allah ile ilişkisini düzeltmesi, Allah’ı hakkıyla takdir edip O’na yönelmesi fıtratına dönmesi lazım. Allah’ı sadece, zorluklarda, hastalıklarda, belalarda değil, her daim anmak, O’na karşı sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerekir. Allah’ı hesap dışı tutma çalışmalarının tarihte fiyaskoyla sonuçlandığını görüyoruz. Kuran’ın nice ibretlik vakalardan bahsettiğini biliyoruz. Allah’ın sünneti değişmez. Bu hastalıkları covid-19,veba ve tüm salgınları bu musibet çerçevesinde telakki etmekten ziyade, insanoğlunun bilincini, idrakini yenilemesine bir vesile olması önemli. Her şeyiyle Rabbine yönelen, Ona şükreden, hamdeden, O’ndan yardım isteyen, O’na adanan bir hayata yeniden dönmek. Hayatı yeniden anlamlandırmak. İnsanların yüzlerini Allah’a çevirmesine vesile olur. Bu uyarılar karşısında, varlık âlemine hayata ilişkin bakış açımızın değişmesi gerekir. İyilik, güzellik, helaller, haramlar, yasaklar, katliamlar üzerine herkesi, tüm insanlığı yeni bir söyleme ahlaki, vicdani ilkeler üzerine anlaşmaya çağırabiliriz. Vicdani bir dünya için… Küresel kibre, sömürüye, işgallere, hak ve hukuk ihlallerine, tabiatın katledilmesine, yağmalanmasına, ahlaki sapkınlıklara, zorbalıklara karşı adeta Hılful Fudula davet edelim. Bu şekilde, tüm insanlığın, ahlaksızlıktan çökmesine engel olabiliriz, insanın haysiyet ve onurunu kurtarabiliriz.

          Günümüz dünyasında, insanlık haramlara teslim, yalanlara teslim. Hız ve haz tutkunu insan haddi aşması sebebiyle hastalıklarla boğuşuyor. Şeytanın ayartmalarıyla yasakları delen, haram olan yiyecekleri yiyen insan, hastalıkların ve çıplaklıkların, edepsizliklerin, ahlaksızlıkların sarmalında çırpınıyor. Âdeta yeryüzü dar gelmeye başladı. İnsanların huzur ya da huzursuzluk kaynağı olabilen yeme, içme, kazanma, tüketim alanı da İslam tarafından ahlaki ve dini değerlere bağlanmıştır. Sırf tüketmek için üretme anlayışı İslam’a aykırıdır. İsraf haramdır. Bugün vahşi batının doymak bilmeyen ihtirasla tabii kaynakları yağmalaması yüzünden, hem kendisi hem de dünyanın diğer kısmı ciddi hastalık ve krizlerle boğuşuyor. Allah’ın verdiği yeryüzü kaynaklarını tekeline almaya çalışarak sorumsuzca çılgın tüketimin içerisinde gerçekleştirdiği israfa aldırmayarak, yeryüzünde insani var oluşu tehdit eden gelişmelerin öncüsü olmuştur. Ürettikleri zehirli atıklarını, insanlar, hayvanlar, bitkiler üzerindeki öldürücü etkilerine aldırmaksızın, denizlere göllere, nehirlere yani Allah’ın insana emanet olarak verdiği tabiatın kucağına atıvermektedir. Ekolojik denge alt-üst olup bozuldu.

           Kuran’ın israf konusundaki ciddi uyarısını dikkate almamanın, inanan-inanmayan herkese neye mal olduğu ortadadır. Küresel israfla karşı karşıyayız. Şeytanın dostları tarafından talan edilen, Allah’ın verdiği nimetlerin, tabii kaynakların yok edilmesine karşı mücadele etmek ve yeryüzünde insanoğlunun varlığını sürdürebilmesine elverişli bir hayat tarzı sunmak elbette herkesten çok müminlere yaraşır. Bunun anlamı israf ekonomisine karşı orta yol sunmaktır.

          Kuran’ın yenmesi, içilmesi caiz olan nimetleri,-tayyibat-kavramıyla açıklar ve işaret eder. Yenmesi, içilmesi haram olanları ismen belirtir. Bunları –habais-kategorisinde değerlendirir. Bu çerçevede şüpheli yiyeceklerden de kaçınmamız gerektiğini de unutmamak lazım. Fast-food denen batı tarzı gıdalardan, kolalı içeceklerden de uzak durulması sağlık açısından önemli.

         Hepimiz aynı dünyadayız ve hepimiz birbirimize karşı sorumluyuz, o kadar ki aramızdaki beyinsizler yüzünden hepimiz helak olabiliriz yüzden zararlı şeyler konusunda bu sadece beni ilgilendirir lüksüne sahip değiliz. Çevremizde olup bitenlerden ibret almamız lazım. Eğer ibret alınırsa bu hastalıklar, virüsler insanı hem yok eder hem yeniden var eder. İnsan haramlara, sapkınlıklara uzak durarak, onları zihinden bedeninden ve davranışlarından atarak Allah’a teslimiyete yeniden dirilebilir. 

       Epidemik bir toplumda yaşıyoruz. Akışkan modern bir zaman diliminde, insan haddini aştı, haramlara bulaştı, araçlar kutsandı. Eküler insan kendini tanrılaştırdı, kibrin zirvesine ulaşınca da acizliğini, bir hiç olduğunu anladı…

    Velhasıl, Kur’an’da belirtilen bütün toplumsal sapmaları bugün maalesef yaşıyoruz. Mal-mülk aşırılığı, tüketim çılgınlığı, içki, kumar, fuhuş, faiz, teknolojik sapkınlıklar, bencillikler, kibir, gurur bütünüyle ortada. Her gün binlerce insan yok oluyor, korku ve endişe büyüyor. Gazap ve imtihanın içinde yaşıyoruz. İbretler çıkarmamız lazım ıslah olmuş bir kul olarak çıkmamız lazım bu musibetlerden.

    Salgın, insan kaderinin içinde piştiği bir imtihan. Gazaplarla insana saldırır. Allah’ın insana verdiği ikazları barındırır içinde, sadece kâfirlere değil, Müslümanları da saran imtihanlar. Müslümanlarda haramlara bulaştıkça, Allah’ın sınırlarını çiğnedikçe mutlulukları, saadetleri yok olmaya başlamıştır. Huzur İslam’da ama maalesef Müslümanlar huzursuz durumda….

    Pek zalim, nankör, cahil olan insan, vahyi değerlerden uzaklaştıkça hem fıtratını örtmekte, müstağnileşerek yeryüzünü fesada uğratmaktadır.

<<İnsanlardan öylesi de vardır ki dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah’ı şahit getirir oysa o azılı bir düşmandır iş başına geçti mi yeryüzünde fesat çıkarmaya ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise fesadı sevmez.>> (Bakara 2/204-205)

   Malı yığdıkça azgınlaşan, sınırsız biriktirme tutkusuyla haramları meşrulaştıran vahşi kapitalizmin kölesi durumuna düşen insanların akıllarını başlarına almalarını – akletmelerini- Allah yokmuş gibi yaşamamalarını hatırlatalım….

   Ey insan ! Unutma 

  Haramda huzur ararsan huzur sana haram olur

 Vesselam… 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');