Sosyal Medya

Makale

Haramda Artış Yakınlık Sebebiyle Olur

Zina haramdır. Bunu komşusuyla yapmak yüz kere haramdır. Hırsızlık haramdır. Dostunun malını çalmak bin kere haramdır. Kavga etmek haramdır. Bunu yaralamak ve öldürmeye teşebbüs şeklinde gerçekleştirmek milyon kere daha ağırdır.

Rasulullah (sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Müslüman elinden ve dilinden Müslümanların selâmet buldukları kişidir. Mümin ise insanların canları ve malları hususunda güvendikleri kişidir.” (1)

Bir Müslümanla sırf şahsi nedenlerden dolayı kavga etmek çok günahtır. Kul hakkı kişinin asla yakasını bırakmaz. Küfretmek, hakaret etmek, yüzüne vurmak vb. gibi zarar vermek, kişiyi tövbe kapısında bekletir. Ve dünyada karşılığı verilmeyen veya cezası ödenmeyen suçlar, kişinin ahirette mutlaka karşısına çıkar. Bunların hesabı verilmeden cennete girmek ham hayaldir.

İbn Mesud (ra), Peygamber (sav)’in, “Bir Müslümana sövmek fısk, ona karşı savaşmak ise küfürdür.” diye buyurduğunu rivayet etmiştir. (2)

Müslüman kardeşiyle küs dahi duramaz. Mal-mülk yüzünden cephe alamaz. (3) Canı, malı ve sahip oldukları emanet kabul edilir ve asla ganimet sayılamaz. (4) Dolayısıyla kardeşlik hukukunu gözetmek her müslümana farzdır. (5)

Dipnotlar:
1. (Buhârî, İman: 3; Müslim, İman: 64); Bu hususta başka bir hadis de şu şekildedir: Ebu Musa (ra) şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resulü! Hangi müslüman en üstündür?” diye sordum. “Dilinden ve elinden müslümanların emniyette olduğu kimse.” cevabını verdi. (Buhârî, İman 4, 5, Rikak 26; Müslim, İman 64, 65.)
2. Buhari, İman, 36; Fiten, 8; Bu konuda Peygamber (sav)’in “Her kim kar¬deşine: Ey kâfir, diyecek olursa, o söz ikisinden birisine ait olur. Eğer dedi¬ği gibi ise mesele yok. Ama durum böyle değilse söz kendisine döner.” dediği rivayet edilmiştir. (Buhârî, Edebu’l-Müfred, 154.)
3. “Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever. Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” [Hucûrat suresi, 9, 10. ayetler (Diyânet Meali)]; Onların araları, hüküm ister lehlerine, ister aleyhle¬rine olsun Allah’ın Kitab’ına çağırmak suretiyle düzeltilmelidir. Eğer bi¬ri diğerine karşı haksızlık edip Allah’ın hükmüne ve ki¬tabına yapılan çağrıyı kabul etmiyorsa haddini aşan bu grupla Allah’ın emrine, yani Kitab’ına dönünceye kadar çarpışmak gerektiği bildirilir. Bağy’in haddi aşmak, haksızlık etmek, fesat çıkarmak anlamına geldiği üzerinde durulur. Ayrıca “Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın.” ayeti, onları karşılık¬lı olarak adil davranmaya, insafa mecbur edin, anlamında da ele alınmıştır. (Kurtubî, El-Câmi’u Li-Ahkâmi’l-Kur’an, c. 16, s. 247.)
4. Ayaklananlara karşı yapılacak savaşta hangi kaidelerin dikkate alınacağı Peygamber (sav)’in İbn Ömer (ra)’den rivayet edilen şu buyruğunda ortaya konulur: Peygamber (sav), İbn Mesud (ra)’a: “Ey İbn Ummi Abd! Bu ümmetin bağilerine (âsilerine) nasıl davranılacağı konusunda Allah’ın emirlerinin neler olduğunu biliyor musun?” diye sorduğunda, O, “Allah ve Resulü daha iyi bilir.” diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Onların yaralılarına dokunulmaz, esirleri öldürülmez, kaçanları takip edilmez, malları ganimet olarak paylaştırılmaz.” (Hâkim, Bezzar, Cassas.); Bu konuda Fukahanın dayandığı bu kaidenin ikinci kaynağı da Ali (ra)’nin sözleri ve tatbikatıdır. Ali (ra), Cemel vakıasında zafer kazandıktan sonra, askerlerine şöyle emir vermiştir: “Kaçanları takip etmeyin, yaralılara dokunmayın, esirleri öldürmeyin, silahları teslim edenlere eman verin, halkın evine girmeyin, sizlere sövseler bile kadınlara bir şey yapmayın.” Buna rağmen askerlerden bazılarının muhaliflerinin çocuk ve kadınlarının köle olarak paylaştırılması talebinde bulunmaları üzerine, Ali (ra), öfke ile şöyle buyurur: ”İçinizden, Ummu’l-Müminin Ayşe (r.anha)’yi kendisine kim alacak?” Buna göre ayaklanan kimselerin kendi fasit inançlarını açıkça beyan ettikleri veya bu inançlarını devlete ve devlet güçlerine karşı sert bir dille açıkladıkları için tutuklanamayacakları ve öldürülemeyecekleri bildirilmiştir. Ancak fiilen bir isyan olması ve kan dökmeyi asilerin başlatması hâlinde şiddete başvurulabileceği belirtilir. (El-Mebsut, Fethu’l-Kadîr, Ahkâmu’l-Kur’an, Cassas.); Tüm bu hükümlerden, kâfirlere karşı yapılan savaş ile müslümanların kendi aralarında yaptıkları savaş arasında yasal farklılıkların bulunduğu anlaşılmaktadır. (Mevdudî, Tefhîmu’l-Kur’an, c. 5, s. 412, 413.)
5. “Zan beslemekten sakının. Çünkü zan beslemek, yalan sözlere yol açar. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız, özel ve mahrem hayatınızı da araştırmayı¬nız. Birbirinize haset etmeyiniz, birbirinize arkanızı çevirip küsme¬yiniz, birbirinize nefret ve düşmanlık da beslemeyiniz. Ey Allah’ın kulları! Birbirinizle kardeş olunuz.” (Buhari, Edeb, 57); “Müminler ancak kardeştirler.” ayetinin yeryüzündeki tüm müslümanları evrensel bir ailenin bireyleri olarak ilan ettiği ifade edilmiş ve bunun başka hiçbir dinde bir örneği bulunmadığı da açıklanmıştır. Bu hususun önemi ile alakalı olarak Peygamber (sav)’den rivayet edilen pek çok hadisten bahsedilir. Bunların bazıları şunlardır: Cerir b. Abdullah, Peygamber (sav)’in “Birincisi namaz kılmak, ikincisi zekât vermek, üçüncüsü tüm müslümanlar hakkında hayır dilemek olmak üzere üç hususta biat aldığını.” ifade eder. (Tirmizî, Birr ve Sıla, 17.); Bunun gibi Peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu da rivayet edilmiştir: “Müminler, aralarındaki sevgi, bağlılık ve birbirlerine merhamet ve şefkat duymak bakımından tıpkı bir bedene benzer. Şayet bedenin bir uzvu zarar görecek olursa tüm beden bundan rahatsız olur ve uykusuz kalır.” (Müslim, Birr ve Sıla, 66, 67.); (Mevdudî, Tefhîmu’l-Kur’an, c. 5, s. 413.)

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.