Sosyal Medya

Makale

Türkiye'de Derin Ayrışma ve Kaos

Eskiden de fikri ayrışmalar/kutuplaşmalar vardı. Lakin bu kadar derin ve kitlesel değildi.

Bugün ise daha derin bir ve toplumun geneline yansımış bir ayrışma yaşıyoruz.

Ve bu ayrışma tek boyutlu değil; dini, siyasi, mezhebi, etnik geniş bir alanı kapsıyor.

Toplumun akil sahipleri/kanaat önderleri dediğimiz siyasi liderler, hocalar, akademisyenler vs bu ayrışmayı azaltmak yerine benzin döküyorlar.

Farklılıkları makul ve doğal görüp orta bir yol aramak yerine; duruşumuzdan/söylemimizden taviz vermeden, bizim gibi düşünmeyenlere hayat hakkı tanımıyoruz.

Mecliste, Salı günleri yapılan parti gurup toplantılarında siyasilerin konuşmalarına bakın; biri bir diğerini adeta linç ediyor.

Seçim zamanı meydanlardaki mitinglere bakın; adeta kin ve nefret pompalıyorlar.

Eskiden insanlar, vaatlerini, siyasetini beğendikleri için bir partiye oy verirlerdi. Bugünse karşı partinin liderine olan kin ve öfkeden dolayı oy verenlerin sayısı bir hayli fazla.

Maalesef siyaset, aksiyon üzerinden değil reaksiyon üzerinden yürüyor.

Siyasiler, kendilerini ve yaptıklarını sevdirip oy/taraftar bulmak yerine kin ve nefret üzerinden taraftar bulmayı daha kolay görüyorlar.

Etnik, siyasi ve dini/mezhebi farklılıklar bizi birbirine düşman etti. Toplumda huzur kalmadı.

Hocalarımız kendi dini içtihatlarını Allah’ın vahyi gibi görüp kendi gibi düşünmeyenleri küfürle itham edip kendi takipçilerine linç ettirmeye çalışıyorlar.

Yazıktır bu millete.

Üsttekilerin kişisel egoları için kardeş kardeşe düşman oldu.

Son 1-2 aydır garip bir süreç yaşamaya başladık.

Andımız tartışmasıyla başlayan, sosyal medyada Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle birçok kişinin adli kovuşturmaya alınması, Türkçe ezan çıkışı, “Atatürk ilah değildir” diyen bayanın tutuklanması, sosyal medyada kendine Atatürkçü diyen bir kesimin dini değerlere hakaretleri vs…

Bu süreç normal gelmiyor; planlı bir proje gibi geliyor bana.

En azından Müslümanım diyenlerin, Müslüman gibi bir feraset ortaya koymaları gerekir.

Allah (cc), iman ve küfür arasında kişiye tercih hakkı tanırken bize ne oluyor ki insanları zorla iman ettirmeye çalışıyoruz.

Allah (cc), Enam 108. Ayette, Müslümanların diğer inanç sahiplerinin kutsalına sövmesini yasaklıyor.

Bizim tek vazifemiz var:

Kişiye Allah’ın mesajını/hakikati ulaştırmak/tebliğ etmektir.

Gerisi bizim işimiz ve sorumluluğumuz değildir.

Eğer iman eder ve yardım isterse bildiğimiz kadarıyla ona yardımcı olmak ve yol göstermek zorundayız. İman etmezse de hesap görücü biz değiliz.

Öyle inanıyorum ki güzel ve içten bir dil, karşı tarafı yanımıza çekemezse bile en azından bize olan öfkesini azaltır.

Bu kaos/fitne ortamında Müslümana düşen, olaylara sulh ve ferasetle yaklaşmaktır.

Müslümanlar bu fitneye karşı uyanık olmazsa kim olacak..?

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');