Sosyal Medya

Makale

15 Temmuz Ruhu Diri Diri Gömülüyor

15 Temmuz gecesi büyük bir iş başardık.

Silahlara, tanklara, helikopter ve uçaklara karşı göğsünü siper etmek öyle her babayiğidin harcı değil.

Bu direnişin dışarıdaki yankısını dinleseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Afrika ve Ortadoğu’da insanlara cesaret timsali olduk.

Suriyeli birçok kişiden farklı ortam ve zamanlarda ortalama olarak şunları işittim:

Keşke bu 15 Temmuz direnişi Suriye olaylarından önce olsaydı; biz de sizin yaptıklarınızdan cesaret alır Esad’ın tanklarını, uçaklarını daha ilk günden durdururduk…”

Etiyopya’da da birçok kişiden de benzeri takdir cümlelerini duydum.

Asıl önemlisi içeride bizim yaşadığımız devrimdir.

Yıllarca çocuğunu asker ve polisle korkutan, üniformalı basit biri karşısında bile tedirgin olan bu toplum için 15 Temmuz Direnişi kendimize bir özgüven ve cesaret getirdi.

Artık bu ülkede, üstünde üniforma ve elinde silah var diye kimse uluorta meydana çıkıp milleti gütmeye/sindirmeye öyle kolay cesaret edemeyecek.

Darbe heveslileri, bundan sonra adım atmadan önce kırk defa düşünecekler.

15 Temmuz gecesi yaşadıklarımız birçok önyargımızı da yıktı:

Bu vatan için ancak dindar ve mütedeyyin insanların canını feda edeceklerini düşünüyorduk (en azından ben öyle düşünüyordum).

Çoğunluğu dindar insanlar olmasına rağmen, meyhaneden çıkan akşamcının da ön saflarda darbeye karşı duruşu, fazla dinle alakası olmayan modern/seküler insanların da tankların önüne yatması gösterdi ki her kesimden çoğu insan bu ülke için canını verecek mertlikte ve samimiyette.

Marmara depreminde olduğu gibi o gece de ortalıkta olmayan devleti/bürokrasiyi tutup ayağa kaldıran, cesaret veren bu millet oldu yine.

O gece kimse başka kimseden bir menfaat veya takdir beklemeden canı pahasına çıkmıştı dışarı. Darbenin direnci kırılıp etraf kontrol altına alınınca insanlar evine ve gündelik yaşamına döndü.

Darbe başarılı olsaydı, darbecilere alkış tutacak zavallılar, meydana inip direnişe sahip çıktılar.

Türkçe Olimpiyatlarında en önde arzı endam eden beylerimiz Cumhuriyet ve Demokrasi şölenlerinde FETÖ’ye verip veriştirdiler.

Milleti sayesinde o gece ayakta duran devlet, direnişin şekline ve gidişatına müdahalede bulundu.

15 Temmuz direnişine bir devlet kutsiyeti giydirilmeye başlandı. 15 Temmuz milli bayram ilan edildi.

Oysa hepimiz gördük ki devlet bürokrasinin müdahil olduğu her türlü bayram/kutlamalarda organizasyonlar milletten kopuk, soğuk ve ruhsuz olur.

Her ne kadar Millet bu kutlamalara/organizasyonlara dâhil edilmeye çalışılsa da (ki millet gerçekten katılım gösterdi) bürokrasinin, kimin nerede duracağına, kimin de ne konuşacağına müdahil olması, katılımcıların coşkusunu kırdı.

Bu yılki kutlamalarıgeçen yılki kutlamalarla kıyaslayınca coşku olarak daha söndük gördüm.

Ak Parti’nin 15 Temmuz’u salt kendi tabanının bir kahramanlığıymış gibi sunması da insanlarda olumsuz etki oluşturdu. Çünkü o gece sadece Ak Partililer yoktu meydanlarda.

15 Temmuz darbesini FETÖ (doğru deyimle NATO) yapmış olsa ve TSK’nın büyük kısmı bu darbeye karşı çıkmış olsa da halk nezdinde yılların getirdiği Asker Kutsiyeti büyük bir darbe aldı.

Zaten 28 Şubat süreci, 27 Nisan Muhtırası, Ergenekon ve Balyoz derken TSK’nın saygınlığı büyük yara almıştı. 15 Temmuz Darbesi buna tuz biber ekti.

Malumunuz bizde devlet ve özellikle Asker/Ordu kutsaldır.

15 Temmuz sonrasında (aslında Balyoz davasının düşmesine müteakip başlamıştı süreç) TSK’nın itibarını düzeltme adına her kanalda en az birer tane asker/polis dizisi yayına başladı.

Bu dizilerin, zarar gören asker itibarını ne kadar düzelteceğini ileriki zamanlarda hep birlikte göreceğiz.

Darbeyi yapan FETÖ ama zararı gören bu millet oldu.

FETÖ ile mücadele adı altında son 15 yılda kazandığımız haklar ve hürriyetlerimizin önemli kısmını geri kaybettik.

FETÖ kendini/niyetini iyi gizleyen bir yapı olduğu için hem halktan hem de üst düzey yetkililerden çoğu kişiyi kandırıp emellerine alet etti.

FETÖ ile mücadele edilip cezalar verilirken; devletlularımız kendilerine ceza vermekte bayağı cimri davranırken alt tabakadan inşalara ise çok bonkör davrandılar.

15 Temmuz gecesi, daha darbenin ilk saatlerinde meydanlarda beraber omuz omuza olduğumuz birçok arkadaşım FETÖ soruşturması neticesinde görevinden ihraç edildi.

MİT, Emniyet ve Askeri İstihbaratın emri altında olduğu Cumhurbaşkanımız “Kandırıldım, milletim beni affetsin…” dedi ve herhangi bir cezai bedel ödemedi (ki doğrusu da buydu).

Lakin hiçbir istihbarat yeteneği olmayan sıradan insanların “Beni de kandırdılar…” feryadını ciddiye alan yetkili olmadı.

FETÖ ile mücadelede yaşanan yanlışlar insanları küstürdü.

Sonuç olarak; devlet refleksi ve siyasilerin 15 Temmuz’dan rant devşirmeye çalışması 15 Temmuz Direniş ruhunu öldürüyor.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.